Bir türbe üç hikâye

A -
A +

3’üncü Ahmed Hanın oğlu Şehzade Seyfeddin küçük yaşta vefat eder.

 

Yapacak bir şey yoktur, İnna lillah... Yeni bir şehzade doğar nasıl olsa.

 

Lâkin tam 33 yıl 10 ay 20 gün beşikler boş kalır, milleti endişe sarar, hasımlar el ovuşturmaya başlar. Ve bir sabah minik Şehzade’nin (3. Selim) avazı harem koridorlarında çınlar.

 

Herkes rahatlar, şükürler olsun Ya Rabbi, bunu da gördük ya Elhamdülillah (24 Aralık 1761) 

 

Topkapı Sarayı’nda 7 gün 7 gece “şehrâyin” (fener alayı) yapılır. Böyle bir çocuğun annesi olması hasebiyle Mihrişah Sultan’ın itibarı artar. Ki ehli taat ve takvadır, halkın ve devlet ricalinin teveccühüne mazhardır fazlasıyla.

 

Mihrişah Valide Sultan, oğlu 3. Selim gibi Mevlevi meşreptir, Efendimizin (Sallallahü aleyhi ve sellem) Mihmandarı Halid bin Zeyd’e (Radıyallahu anh) yürekten bağlıdır. Sırf Eba Eyyüb el-Ensari Hazretleri’ne yakın olabilmek için semtten ayrılmaz. Yazlarını da kızı Şah Sultan’ın yalısında (Feshane karşısında) geçirir, mutad ziyaretlerini aksatmaz.

 

Beyi 3. Mustafa Hanın vefatından sonra eski saraya gönderilir, oğlu 3. Selim padişah olunca tekrar döner Topkapı’ya, hem de “Valide Sultan” ünvanıyla.

 

Bir türbe üç hikâye

 

 

HAT MÜZESİ GİBİ

 

 

Valide Sultan hayır hasenat sahibidir, Eyüpsultan semtinde adını taşıyan bir külliye (mektep, imaret, türbe, hazîre, sebil ve çeşme) yaptırır. Bilhassa sebili çok zariftir su ve şerbet ikram edilir halka. Duvarlar Şeyh Galib’in mısraları ile bezelidir baştan başa.

 

İmarette 2.5 asırdır aş kaynar, dua alırlar fukaradan, gurabadan.

 

Mimar Mehmed Ârif Ağa ve Ahmed Nûrullah Ağa’nın imzasını taşıyan eserin bina eminliğini Anadolu Kazaskeri Kavafzâde Mehmed Emin Efendi yapar.

 

Pencereleri üzerindeki ism-i celâl, ism-i nebî, dört halife, Hasan, Hüseyin, Saîd, Sa‘d, Zübeyr ve Talha (aleyhimürrıdvan) yazılı madalyonlar Hattat Mahmud Celâleddin’in eseridir bizzat. Türbenin nakkaşı Mehmed Şevki Efendidir. Kitabe Sünbülzâde Vehbî’ye aittir, mermere işlenir, Yesârî Mehmed Esad’ın ta‘lik hattıyla.

 

 

KİTAP KURDU

 

 

Mihrişah Vâlide Sultan ve kethüdâsı Atâullah Efendi kitap meraklısıdırlar. Muhteşem eserler toplar ve vakfederler hayrına. Kitaplar önce Eyüp Sultan Camii içinde, sonra Hüsrev Paşa Kütüphanesi’nde muhafaza edilir, bilahare Süleymaniye Kütüphanesi’ne nakledilir (1957).

 

Mâlum yeni sultanlar Topkapı Sarayındaki hırka-ı şerif dairesinde dualarla hazırlanır, tekne ile eyyub iskelesine çıkarlar. Culus Yolu ile Eyyub Sultan Camiine gelirler, yeni padişah Mihrişah Sultan türbesi önündeki binek taşında atından iner, hocası ile birlikte camiye girer ve kılıç kuşanır dualarla.

 

Mihrişah sultan Bahçeköy’deki Valide Bendi’ni, Kasımpaşa Mevlevihanesini, Valide Sultan Çeşmesi’ni, Eminönü Balıkpazarı’nda Çaşnigir Zeyneb çeşmesini de yaptırmakla kalmaz Levent Kışlası, Hasköy Kışlası ve Halıcıoğlu Kışlasındaki (Humbarahane) camileri yaptırır itinayla.

 

Bir türbe üç hikâye

 

 

CAMİSİ CHP LOKALİ

 

 

Oğlu 3. Selim de annesi adına Küçüksu Kasrı yanına çeşme nemazgâh ve cami yaptırır. 1930’larda kasrı Cumhurbaşkanlığı kullanır. Halk resm-i zevata yaklaştırılmaz haliyle mescid metruk kalır. Bilahare minaresi yıkılır ve Anadolu Hisarı İdman Yurdu’na bırakılır. Ardından CHP lokali ve halk evi olarak kullanılır. Çok partili döneme geçilince semt sakinleri caminin ibadete açılmasını arzular, Vakıflar Müdürlüğünü dilekçeye boğar. Peki Netice?

 

Celal Bayar da tamamen yıktırır ortadan kaldırır (1950).

 

Şirin Mescid 64 yıl sonra (2014) tekrar müminlerle kucaklaşacaktır.

 

Mihrişah Valide Sultan, Topkapı Sarayı’nda hayatını kaybeder. Cenazesi büyük bir kalabalıkla türbesine sırlanır, öyle ki cemaatin biri ucu Edirnekapı’da bir ucu Eyyub Sultan’dadır.

 

Zikrolunan türbede üvey kızları Beyhan ve Hatice Sultanlar, gelini Refet Kadın ile Sultan İkinci Abdulhamid Han’ın analığı Rahime Perestü Valide Sultan da medfundur.

 

 

YENİÇERİ BAŞA BELA

 

 

III. Selim tahta oturunca, Avusturya ile Ziştovi, Rusya ile Yaş Antlaşmalarını yapar sükunet sağlar. Neredeyse girdiği bütün savaşları kaybeder çünkü artık Yeniçerilerle yola çıkılmaz.

 

Evet çok iyi askerdirler, Avrupalıların korkulu rüyasıdırlar ama gönülleri isterse savaşır, istemezse yokuş yapar, bahane bulur, kazan kaldırırlar.

 

3. Selim Han Nizam-ı Cedid adlı yeni bir ordu kurmaya niyetlenir ve iş açar başına.

 

Selimiye Camii (1805) ve Edirne Vakasında hayatını kurtarsa da Kabakçı Mustafa’nın kışkırttığı asiler onu indirir yerine 4. Mustafa’yı oturturlar. Yeniçeriler ev ev Nizam-ı Cedit askerlerini arar bulduklarını paralarlar oracıkta. 

 

Bir türbe üç hikâye

 

 

PAŞA VARASIYA...

 

 

Alemdar Mustafa Paşa 3. Selim Hanı tekrar tahta oturtmak için 16 bin askerle Edirne’den yola çıkar.

 

İsyancılar 3. Selim ve 2. Mahmud’u öldürmekte kararlıdır. Harem dairesinde ibadet eden padişahı palalarıyla didik didik eder, türlü hakarette bulunurlar. Burada Re’fet Kadın yiğitçe ortaya çıkar dişiyle tırnağıyla mani olmaya çalışır isyancılara.

 

Bu arada yüzüne bir kılıç darbesi alır gözü akar, yanağı kopar. Buna rağmen dik durur aslanlar gibi savaşır onlarla. Kocası 3. Selimi kurtaramasa da kazandırdığı süre zarfından harem kadınları şehzade Mahmud’u (2. Mahmud Han) çatılardan kaçırır saklarlar.

 

Alemdar Mustafa Paşa askerleriyle saraya girdiğinde III. Selim’in naaşıyla karşılaşır, IV. Mustafa’yı indirir, Şehzade Mahmud’u çıkarır tahta.

 

 

EL Mİ YAMAN BEY Mİ?

 

 

2. Mahmud Han 3. Selime yapılanları unutmayacak zamanı gelince Yeniçeri fitnesini ortadan kaldıracaktır (Vakayı Hayriye)

 

Ref’et kadının tek gözü oyulmuş o meşum saldırıda yanağını zeminde bırakmıştır. Ancak Mihrişah Sultan onu bağrına basar evladından ileri tutar. Çok az insana nasip olan bir gelin kaynana muhabbeti yaşarlar, nitekim aynı kubbe altında ve yan yana yatarlar.

 

Re’fet Kadın Efendi de Kayın Validesi gibi hayır hasenat sahibidir Eyyub Semtindeki Bali Baba Mescidini elden geçirtir, camiye çevirtir mesela.

 

Bir türbe üç hikâye

 

 

ÇERKES ŞEFKATİ

 

 

Biliyor musunuz Perestu kırlangıç demektir Farsça. Kırlangıçların mütemayiz vasfı yuva yapmak, yavru beslemektir. Biteviye yiyecek taşırlar, fasıla vermeden ama. Perestû Rahime de iyi bir anne adayıdır ama çocuğu olmaz. Vefat eden Tirimüjgan Sultanın oğlu Abdülhamid (9-10 yaşında) ile Rahmetli Düzidil kadın efendinin kızı Cemile Sultan’a (3-4 yaşında) annelik yapar. Çerkeslerin Ubıh boyundandır, asildir, müşfiktir kendini iki öksüzün saadetine adar.

 

Koca sarayda yapayalnız kalan Abdülhamid’in artık başını koyacağı bir omuz vardır, analığı ile sırdaş olurlar.

 

Şüphesiz Perestu Sultanın arzusu ahirettir. İki günahsız tıfılın duası ile çıkacaktır Rabbinin huzuruna. Şehzade Abdülhamid’in padişah olması beklenmez o sıra.

 

Ama olur ve Valide Sultanlık payesi de analığı Perestu Hanıma kalır ki tartışmasız imparatorluğun en güçlü kadını olur bir anda.

 

Lâkin devlet işlerine karışmaz, kimse için makam mansıp istemez, kimseye aracı olmaz. Sadeliği sever debdebeden uzak yaşar... Hayr, hasenat, nasihat, ibadet, gönül alma. Yapılacak öyle çok şey  vardır ki sarayda.

 

 

NAKŞİ MEŞREP

 

 

Perestu kadın da Şeyh Şamil gibi Nakşi yolunun takipçisidir. Silivrikapı’daki Bala tekkesinin müntesiplerindendir (bağlılarından). Sapanca Uzunkum da (İstanbul’a gelirken Otobüslerin göl kenarında mola verdiği tesisin karşısında) Rahime Sultan camisini yaptırır ki, ruhaniyetli mekândır.

 

Otobana çıkınca basıyoruz da basıyoruz. Halbuki o riskli süratlerin kazandıracağı çok olsun 20- 30 dakika. Bir sefer de nefes alın, zikrolunan mescide uğrayın.  2 rekat tayiyyat-ül mescid kılın, dua edin asil kadına.

 

Mihrişah sultan türbesine giderseniz Perestu Kadın Efendi’nin sandukasının mahir bir usta tarafından tezyin edildiğini göreceksiniz. Çivileri bile çiçeklidir, sanki ayrı bir ihtimam, itina...

 

Marangozu üç kıtada ferman okutan bir padişahtır, oyarken, bezerken gözyaşı ile yıkamıştır ihtimal. 

 

Evet o sanduka bizzat Ulu Hakan’ın ellerinden çıkar.

 

Osmanlı dağılınca eski müesseler yağmalanır binalar kapanın elinde kalır, Mihrişah Vâlide Sultan Türbesi’nin karşısında bulunan mektep içinde barınan ailenin dikkatsizliği neticesi yanar ortadan kalkar. Bugün İzci Grubu Lokali olarak kullanılan mekan sonradan yapılma.

 

 

 

İrfan Özfatura'nın önceki yazıları...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.