Ağaç, meyve vermezse, odun olur!..

A -
A +
Allahü teâlânın ni'metleri, ihsânları, yani iyilikleri, her ân, insanların iyisine de, kötüsüne de gelmektedir. Herkese mal, evlât, rızık, hidâyet gibi dahâ nice iyilikleri fark gözetmeksizin göndermektedir. Fark, bunları kabûlde, alabilmekte ve bâzılarını da alamamak sûretiyle, insanlardadır.
İnsanın, cenâb-ı Hakkın verdiği mâl, evlât, mevki, rütbe gibi geçici olarak ve emâneten verilen nimetlerle üstünlük taslaması, kibirlenmesi akılsızlıktır. Çünkü bunlar, insanın kendinde bulunan üstünlükler değildir. Gelip geçen, insandan çabuk ayrılan şeylerdir. Bunlar kötü kimselerde de bulunur. Hem de onlarda daha çoktur. Bunlar üstünlük olsalardı, bunlara kavuşmayanların ve kavuşup da ayrılanların, çok aşağı kimseler olmaları lâzım gelirdi. Mâl, insân için şeref vesîlesi olsaydı, hırsızların, az zamânda bile olsa, şerefli kimseler olmaları lâzım gelirdi.
Allahü teâlânın ihsân ettiği bütün ni'metler gibi, evlât da, büyük ni'mettir. Ayrıca Allahü teâlânın ni'metlerine şükretmek de, büyük bir ni'mettir. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitâplarını okuyup, öğrenip de, öğretmeye çalışan anne, baba de, evlât için büyük ni'mettir. Doğru itikadı, doğru fıkıh, ilmihâl bilgilerini yazan kitâplar, dergiler, gazeteler, doğru bilgileri anlatan radyo, televizyon ve internet de, okuyucuları, dinleyicileri için büyük ni'mettir. Ni'metin kıymeti bilinmezse, elden gider.
Kalbin rızkı, Allahü teâlâya îmândır, Onun emir ve yasaklarını yani din bilgilerini öğrenip uymaktır. İnsan, din bilgilerini yazan kitapları okumaz, dinini doğru olarak öğrenmezse, kalbi rızıksız kalır. Böyle bir kimse, günâh işlemeye başlar, kalbi hasta olur ve neticede ölür. Kalbin ölmesi demek, kâfir olması demektir.
Din Büyüklerini yani Ehl-i sünnet âlimlerini arayan, onların kitaplarının arasında aramalıdır. Bu büyüklerin kitapları ilâç gibidir. İlâcı kullanmayan, şifâ bulamaz...
Netice olarak, her anne, baba, hem kendini, hem de evlâdını ateşten korumak mecburiyetindedir. Evlâdına Allahü teâlâyı, Onun Peygamberini, namaz kılmayı, Kur'ân-ı kerîmi öğretmeyen anne, baba, evlâdının kâtilidir. Böyle anne, babalar, dünyânın en merhametsiz anne, babasıdırlar. Çünkü evlâdına dinini öğretmemiş, namaz kıldırmamış, bu konuda gevşek davranmışlardır. Çocuk abdest alarak üşümesin, derslerinden geri kalmasın demek, çocuk için merhamet değildir...
Doktor hastasına düşman mıdır ki, o hastayı bıçağın altına yatırıyor? Halbuki doktor, hastayı, ağrılardan kurtarmak, sıhhatine kavuşturmak yani hastaya merhamet ettiği için, onu bıçağın altına yatırmaktadır. Anne, baba da, evlâdına ne kadar merhametli ise,  evlâdına o miktârda İslâmiyeti öğretir. Anne, baba ne kadar merhametsizse, evlâdına o kadar dünyayı öğretir, âhireti unutturur. Ölçü budur...
Şunu da unutmamalıdır ki, evlât her günah işleyişte anasına, babasına da yazılır. O evlât, her ibâdet yapışta, anasına, babasına da sevâp yazılır... Bir ağaç, ya meyve verecektir veyâ ateşte yanacak odun olacaktır. Her anne, baba, meyve mi yetiştirmekte, yoksa sobaya gidecek odun mu yetiştirmektedir buna çok dikkat etmelidir.