İmâna gelmek çok kolaydır. Mahlûklardaki hesâplı nizâma, düzene bakmak ve bunlardaki incelikleri düşünmek, herkese vâciptir. Atomdan güneşe kadar bütün varlıklardaki düzen, birbirlerine bağlılıkları, bunların kendiliklerinden tesâdüfen var olmadıklarını, bilgili, hikmetli ve sonsuz kuvveti olan bir varlık tarafından yaratıldıklarını açıkça göstermektedir. Göklerdeki ve yerdeki her şeyi, yoktan var eden ve hiç yok olmayan bir yaratıcı yaratmıştır. Bu yaratıcı, varlığını bildirmek için, Peygamberler ve kitâplar göndermiştir. Peygamberler ve kitâplar, meşhûrdur. İsimleri, dünyânın her yerindeki kütüphânelerde yazılıdır. Meydânda olan bir şey, inkâr olunamaz. Allahü teâlânın, varlığına inanmamak, meydânda olan bir şeyi inkâr etmek olur. Allahü teâlânın varlığına, birliğine inanmamak, günlük hâdiseleri, kitâpta okuyup, inanmamak gibidir. Bu da, akıllı bir kimsenin yapacağı bir şey değildir. YEDİ CEHENNEM, SEKİZ CENNET!.. Allahü teâlâ, Müntekim ve Şedîd-ül-ikâb gibi isimlerinden dolayı yedi Cehennemi, Rahman, Rahîm, Gaffâr, Latîf ve Raûf gibi isimlerinden dolayı da, sekiz Cenneti yaratmıştır. Cehenneme ve Cennete gitmeye sebep olacak şeyleri, merhametinden dolayı da, kullarına bildirmiştir. (Cehenneme girmeye sebep olan şeyleri yapmayınız! Onun ateşi çok şiddetlidir, dayanamazsınız!) diyerek, kullarına tekrâr tekrâr haber vermiştir. Sonsuz olan Cennet ni'metlerine kavuşturacak şeyleri yaparak yani İslâmiyetin bildirdiği emirlere uyarak, yasaklarından sakınarak dünyâda ve âhırette râhat, mes'ûd yaşamaya dâvet etmiştir. Bu dâveti beğenip seçmeleri için, insanlara akıl, irâde, tercih etme ni'metlerini de vermiştir. Allahü teâlâ, hiçbir kimsenin Cehenneme girmesini, Cehenneme götürecek şeyleri yapmasını ezelde emretmedi, dilemedi. Fekat dünyâda, kimlerin Cennet yolunu, kimlerin de Cehennem yolunu tutacaklarını ezelde biliyordu. Kazâ ve kaderi, yani ilmi de ezelîdir. Ebû Leheb'in Cehenneme gideceğini haber vermesi, onun Cehenneme gitmesini ezelde, istediği için değil, Cehennem yolunu dileyeceğini, bildiği içindir. Allahü teâlânın emirlerine farz, yasak ettiği şeylere harâm denir. Farzlara ve harâmlara, İslâmiyyet denir. İslâmiyyete uymayan şeyi yapmaya günâh işlemek denir. Günâh işlemek küfür olmaz, îmânı gidermez. Günâh olduğuna ehemmiyyet verilmezse, küfür olur, îmân gider. İbâdet yapmanın ve günâhtan sakınmanın lâzım olduğuna inanmamak küfür olur, îmânı giderir. Bir Müslümân, îmânın yok olmasına sebep olacağı söz birliği ile bildirilmiş olan şeyleri, bilerek, istekle söyler veyâ yaparsa, kâfir olur. Buna mürted denir. Mürtedin, mürted olmadan önceki ibâdetleri ve sevâpları yok olur. Tekrâr îmâna gelirse, zengin ise, yeniden hac etmesi lâzım olur. Namâzlarını, oruçlarını, zekâtlarını kazâ etmesi lâzım olmaz. Mürted olmadan önce, kazâya bırakmış olduklarını kazâ etmesi lâzımdır. Çünkü mürted olunca, önceki günâhlar yok olmaz. Mürted olanın nikâhı fesh olur, gider. İmâna gelerek, tecdîd-i nikâh etmeden önceki çocukları veled-i zinâ olur. Kestiği, leş olur, yenmez. İmânının gitmesine sebeb olan şeyden tövbe etmedikçe, yalnız Kelime-i şehâdet söylemekle veyâ namâz kılmakla, Müslümân olmaz. Mürted olacak şeyi yaptığını inkâr etmesi de tövbe olur. Tövbe etmeden ölürse, Cehennem ateşinde ebedî olarak azâb görür. Bunun için, küfürden çok korkmalı, az konuşmalıdır. Hadîs-i şerîfte; (Hep hayırlı, faydalı konuşunuz. Yâhut susunuz!) buyuruldu. ASTRONOMİ VE TIP OKUYAN! Netice olarak, aklı başında olan bir kimse, liselerde ve üniversitede, astronomi, fen, biyoloji ve tıp bilgilerini öğrenince, bu varlıkların, her türlü ayıptan uzak bir yaratıcısı olduğunu hemen anlar. Böylece Allahü teâlâya ve Onun gönderdiklerine inanır, îmân eder. Muhammed aleyhisselâmın da, peygamberiliğini tasdik eder, bildirdiklerini kabul eder. Muhammed aleyhisselâmın güzel ahlâkını ve mu'cizelerini okuyan bir kimse, Onun peygamber olduğunu hemen anlar ve getirdiklerine inanır, îmân eder.