"Ana-babasına âsî olan mel'ûndur!..

A -
A +

 Allahü teâlânın rızâsı, dînine bağlı olan ana-babanın rızâsında ve gadâbı da, dînine bağlı olan ana-babanın gadâbındadır. Peygamber efendimiz;

(Cennet anaların ayağı altındadır) buyurmuştur. Bu hadis-i şerifi, ehl-i sünnet âlimleri;
"Cennet, kişiye dînini, îmânını öğreten ananın, babanın rızâsındadır" diye açıklamışlardır. 
Allahü teâlâ Mûsâ aleyhisselâma vahyederek;
(Yâ Mûsâ! Ana-babasını râzı eden, beni râzı etmiş olur. Ana-babasını râzı edip bana âsi olan kimseyi dahî iyilerden sayarım. Ana-babasına âsi olan, bana mutî olsa bile, onu fenâlar tarafına ilhâk ederim) buyurmuştur.

CENNETTE İKİ KAPI AÇILIR
Îmânı olanlardan Cehennemden en son çıkacak olanlar, Allahü teâlânın yolunda olan anasının, babasının İslâmiyete uygun olan emirlerine âsî olanlardır.
Ana-babasını râzı eden kimse için, Cennette iki kapı açılır. Ana-babası râzı olmayan kimse için de Cehennemde iki kapı açılır. Bir kimsenin ana-babası zâlim dahî olsalar, onlara karşı gelmek, onlarla sert konuşmak câiz değildir. Allahü teâlâ Mûsâ aleyhisselâma; 
(Yâ Mûsâ! Bir kimse, ana-babasına karşı gelirse, onun dilini kes ve herhangi bir azâsıyla ana-babasını gücendirirse, o azâsını kes!) buyurmuştur. 
Ana-baba, evlâdını çağırdığı zamân herhangi bir işle uğraşsa bile, hemen onu terk edip, derhal ana, babanın emrine koşmalıdır. Allahü teâlâ Mûsâ aleyhisselâma hitaben;
(Yâ Mûsâ! Günâhlar içinde bir günâh vardır ki benim indimde çok ağır ve büyüktür. O da, ana-baba, evlâdını çağırdığı zamân, emrine muvâfakat etmemesidir) buyurmuştur.
Ana-baba, evlâdına kızıp bağırsa bile, onlara yine de bir şey söylememelidir. Ananın, babanın duâsını almak için, emrettikleri veya istedikleri işleri çabuk ve güzel yapmalıdır. Yapılan işi, beğenmeyip gücenmelerinden ve bedduâ etmelerinden korkmalıdır. Ana-baba, darılsalar bile, yine de onlara karşı sert söylememelidir. Hatta hemen ellerini öperek öfkelerini teskin etmelidir.  Ananın, babanın kalblerine geleni gözetmelidir. Zîrâ evlâdın saâdeti ve felâketi, onların kalblerinden doğan sözdedir. 
Ana-baba hasta, ihtiyâr ise, onlara yardım etmelidir. Evlât, saâdetini, onlardan alınacak hayır duâda bilmelidir. Eğer onları incitip, bedduâları alınırsa, kişinin dünyâ ve âhıreti harâb olur. Atılan ok tekrâr geri yaya gelmez. Bu sebeple onlar hayâtta iken, kıymetini bilmelidir. Peygamber efendimiz;
(Ana-babaya iyilik etmek, nâfile namâz, oruç, hac ve ömreye gitmek fazîletlerinden dahâ fazîletlidir. Ana-babasına hizmet edenlerin ömrü bereketli ve uzun olur. Ana, babasına karşı gelip, onlara âsî olanların ömürleri bereketsiz ve kısa olur. Anasına, babasına âsî olan mel'ûndur) buyurmuştur.
Gaflet ve şaşkınlığa kapılarak ana, babasının kalbini kıran kimse, derhâl onların rızâsını almaya çalışmalı, yalvarmalı, minnet eylemeli ve her ne pahasına olursa olsun onların gönlünü almalıdır. Zira ana-babanın evlât üzerinde hakları çok büyüktür. Bunu dâimâ göz önünde tutarak, ona göre hareket etmelidir.

"ONLAR İÇİN NE YAPAYIM?"
Peygamber efendimize bir kişi gelerek;
-Yâ Resûlallah, benim anam, babam ölmüştür. Onlar için ne yapmam lâzımdır, diye arz edince, bu kimseye cevaben;
-Onlara dâimâ duâ eyle! Onlar için Kur'ân-ı kerîm oku ve istigfâr et, buyururlar. Peygamber efendimize tekrar;
-Yâ Resûlallah, bundan fazla yapılacak bir şey var mı? diye arz edilince;
-Onlar için sadaka verin ve hac eyleyin! buyurdular. Orada bulunanlardan birisi;
-Anam, babam çok şefkatsizdir, onlara nasıl itâat edeyim, deyince,  Resûlullah efendimiz, o kimseye cevaben; 
-Anan seni dokuz ay karnında gezdirdi. İki sene emzirdi. Seni büyütünceye kadar koynunda besledi ve sakladı, kucağında gezdirdi. Baban da seni büyütünceye kadar birçok zahmetlere katlanarak seni besledi. İdâre ve mâişetini temîn eyledi. Sana dînini, îmânını öğrettiler. Seni İslâm terbiyesi ile büyüttüler. Şimdi nasıl olur da, şefkatsiz olurlar? Bundan dahâ büyük ve kıymetli şefkat olur mu? buyurdular.
Netice olarak, ana-babaya itâat etmeli, rızâ ve duâlarını almaya çalışmalıdır. Ana-babanın, itâat lâzım olmayan emirleri için de, özür dilemeli, bahâne ileri sürmeli, hafîf ve yumuşak söylemeli, kalblerini kırmamalıdır...