"Bağlı olanı aç, açık olanı kapa!"

A -
A +

 Huy, kalb ile rûhun melekesi, yanî alışkanlığı demektir. Bu alışkanlık ile insân, düşünmeye lüzûm kalmadan iş yapar. Yerleşmiş olan huya meleke,  geçici olan huya ise hâl denir. Meselâ gülmek, utanmak, birer hâldir. Cömertlik, cesâret, birer melekedir. Ahlâk, yanî huy deyince, meleke anlaşılır. Bâzan hayır işlemek huy değildir. Her zamân hayır işlerse, cömert huylu denir. Her zamân, fakat kendini zorlayarak yaparsa, yine cömert huylu olmaz. Kolaylıkla, seve seve yaparsa, huy denir.

Huy, iyi veyâ kötü iş yapmaya sebep olur. Yâhut da, iyi ve kötü olmayan şeye sebep olur.
Birincisine fazîlet veyâ iyi ahlâk denir. Cömertlik, şecâat yanî yiğitlik, yumuşaklık böyledir.
İkincisine rezâlet veyâ kötü ahlâk denir. Hasîslik, cimrilik ve erkekler için korkaklık böyledir.
Üçüncüsüne fazîlet de, rezâlet de denmez, sanat deniliyor. Terzilik, çiftçilik böyledir.
Resûlullah efendimize;
-Cennete girmeye sebep olan şeylerin başlıcası nelerdir? diye suâl edilince;
-Allahü teâlâdan korkmak ve iyi huylu olmaktır buyururlar.
-Cehenneme girmeye sebep olan şeylerin başlıcası nelerdir? denilince de;
-Diline ve şehvetine hâkim olmamaktır buyururlar.
Peygamber efendimiz bir hadîs-i şerîflerinde de;
(Bir kimse, dilini tutarsa, Allahü teâlâ onun utanacak şeylerini örter. Gazabını tutarsa, kıyâmet günü Allahü teâlâ azâbını ondan çeker. Bir kimse, Allahü teâlâya yalvarırsa, kabûl eder) buyurmuşlardır.
Bir kimse, İbrâhim bin Edhem hazretlerinden nasîhat isteyince;
-Bağlı olanı aç, açık olanı kapa! buyururlar. Nasihat isteyen kimse;
-Efendim, bu sözünüzü anlayamadım deyince;
-Kesenin ağzını aç, cömert ol, açık olan dilini de tut konuşma diyerek izah buyururlar.
Allahü teâlâ her şeyden önce aklı yaratmıştır  ve ona ilim, zekâ, doğruluk, cömertlik, tevekkül, korku, ümît hasletleri vermiştir. İşte, bu akılla şereflenenler, yaratılışlarındaki gâyeyi, yanî cenâb-ı Hakkın varlığını tasdîk ederek, Onun rızâsına kavuşurlar. Hadîs-i kudsîde;
(Bütün dinler içinde, bu dîni seçtim. Bu din, cömertlik ile ve güzel huy ile tamâm olur. Bu dîni, her gün, bu ikisi ile tamâmlayınız!) buyuruldu.
Hadîkada buyuruluyor ki:
"Zamânımızda verâ ve takvâ sâhibi olmak güçleşti. Şimdi, kalbini, dilini ve uzuvlarını harâmlardan koruyan, insanlara, hayvanlara zulmetmeyen, ücretsiz olarak bir iş yaptırmayan, herkesin elindekini onun helâl mülkü bilen kimse, takvâ sâhibi olur."
Hazret-i Alî buyuruyor ki:
"Huşû olmayan namâzda hayır yoktur. Lüzumsuz söz terk edilmedikçe, tutulan oruçta hayır yoktur. Cömertlik olmayan malda, zenginlikte hayır yoktur. Devâmlı olmayan ni'mette hayır yoktur. İhlâsla yapılmayan duâda hayır yoktur."
Netice olarak, insan yalnız iken, başkasını düşünmeden, işlerinin iyi veyâ kötü olduğunu anlatan ilme İlm-i ahlâk denir. İnsan yalnız olduğu zamân da, bu işleri, bildiği gibi yapar. Meselâ yumuşak huylu, cömert, hayâlı insan, yalnızken de, başkaları yanında da, hep öyledir. Allahü teâlâ kerîmdir, rahîmdir. Yanî lütfu, ihsânı boldur ve merhameti çoktur. Müslümânın da, cömert, merhametli olması ve dilini koruması lâzımdır.