"Başına gelen musibeti, şikâyet etme!"

A -
A +

"Hasta bir kimsenin, hastalığını herkese söyleyip, hâlinden şikâyet etmesi, harâm olur. Şikâyet niyeti ile değilse harâm olmaz ise de, söylememek daha iyidir..."
İnsanın, başına gelen her musîbete ve belâya sabretmesi, şikâyet etmemesi lâzımdır. Zîrâ, sabrı bulunmayan insanların dinleri kolaylıkla helâk olur. Dert ve belâ çekenlere sevâp olmaz. Dert ve belâlara sabredenlere, bunları Allahü teâlâdan bilip, Ona yalvaranlara sevâp vardır. Hasta bir kimsenin, hastalığını herkese söyleyip, hâlinden şikâyet etmesi, harâm olur. Şikâyet niyeti ile değilse harâm olmaz ise de, söylememek daha iyidir. Çünkü, çok söyleyerek, şikâyet şeklini alabilir. Tevekkül etmek için de, hastalığını herkese bildirmemek lâzımdır. Yalnız faydası olacaklara, meselâ, doktora söylemek veyâ aczini, zavallılığını bildirmek için söylemek, câiz olur ve tevekkülü bozmaz. Hazret-i Ali hastalandığında, kendisine;
-Nasılsınız, iyi misiniz dediklerinde; "Hayır" cevabını verir. Bu cevaba şaşıranlara;
-Allahü teâlâya aczimi gösteriyorum, buyurur.
Tâbiînin meşhurlarından ve hadîs âlimlerinden olan Ahnef bin Kays hazretleri, şöyle anlatır:
"Vaktiyle bir sıkıntımı, başıma gelen bir musîbeti, gözleri görmeyen âmâ birisine anlatmak istedim. Sıkıntılarımı dile getirmeye başlar başlamaz, âmâ kimse, beni susturup;
-Ey Ahnef bin Kays! Başına gelen musîbeti hiçbir kula şikâyet etme! Çünkü şikâyet ettiğin kişi, eğer dost ise üzülür, yok sana düşman ise, başına gelen bu belâdan, musibetten dolayı onu sevindirmiş olursun, dedi."
Muhammed Sıddîk hazretlerinin ömrünün çoğu hastalık ile geçmiştir. Bir anda birkaç çeşit hastalık vücûdunda olduğu hâlde, o hiç şikâyet etmez, hâline şükür ve sabrederdi. İbâdet edebilecek kadar yer, yiyeceklerin pek çoğundan perhiz eder ve; "Hastalık sebebiyle yaptığım bu perhizler aynı zamanda kalbimi temizledi" buyururdu.
Muhammed bin Vâsî hazretleri, bir gün devrin âmirlerinden Kuteybe bin Müslim hazretlerinin yanına yün elbisesi ile gider. Kendisine;
-Niçin yün elbise giydin diye suâl edilince, cevap vermezler. Tekrar;
-Niçin cevap vermiyorsun diye sorulunca;
-Zühd yapmak için diyeceğim, kendimi övmek olacak. Fakirlikten diyeceğim, Hak teâlâdan şikâyet olacak, buyurur.
Netice olarak Resûlullah efendimizin buyurduğu gibi:
(Bir kimse geçim darlığından şikâyetçi olduğu hâlde sabâha çıksa, Rabbinden şikâyet etmiş gibi olur. Bir kimse dünyâ işi için üzülerek mahzûn olduğu hâlde sabâha çıksa, Allahü teâlâyı darıltmış olarak sabâhlamış olur.)