Bay­ram, af­fa uğ­ra­mak­tır...

A -
A +

Rab­bi­mi­zin rı­zâ­sı­na ka­vuş­mak için bay­ram­lar bi­rer ve­si­le­dir. Kul hak­la­rın­dan ve gü­nah kir­le­rin­den kur­tu­la­rak, ha­ki­ki bay­ram­la­ra ka­vuş­ma­yı ta­leb et­me­li­yiz. Di­ni­mi­zin emir­le­ri­ne uyar­sak, dün­ya­da ra­hat ve hu­zûr­lu olu­ruz. Âhi­ret­te de ebe­di sa­âde­te ka­vu­şu­ruz. Zi­ra İs­lâ­miy­yet ilâç gi­bi­dir, su gi­bi­dir. Müs­lü­ma­na iyi ge­lir, Hı­ris­ti­ya­na iyi gel­mez di­ye bir şey yok­tur. Kim kul­la­nır­sa ona iyi ge­lir. Çün­kü mev­cu­di­ye­ti şi­fâ­dır. As­pi­ri­ni kim kul­la­nır­sa, baş ağ­rı­sı­na iyi ge­lir. Bir bay­ram gü­nü, in­san­la­rın ne­şey­le eğ­len­dik­le­ri­ni gö­ren haz­ret-i Ali; "Gü­nah iş­le­me­di­ği­miz gün de, bi­zim bay­ra­mı­mız­dır." bu­yur­muş­lar­dır. Beh­lül-i Dâ­nâ haz­ret­le­ri de şu beyt­le­ri sık sık okur­lar­mış: "Bay­ram, ye­ni el­bi­se­ler gi­yen­ler için de­ğil­dir./An­cak ilâ­hî azâp­tan emin olan­lar için­dir./Bay­ram bi­nek­le­re bi­nen­ler için de de­ğil­dir./An­cak ha­tâ ve is­yâ­nı bı­ra­kan­lar için­dir..." CEN­NET­TE İKİ KA­PI AÇI­LIR!.. Al­la­hü tea­la, Mu­ham­med aley­his­se­la­mın üm­me­ti­ne, ni­ce mü­ba­rek gün­ler, ge­ce­ler ih­san et­miş­tir. Ra­ma­zan ve Kur­ban Bay­ram­la­rı da bu ih­sa­nın için­de­dir. Bun­la­rı fır­sat, ga­ni­met bi­le­rek, Rab­bi­mi­zin rı­za­sı­na ka­vuş­ma­yı ta­lep et­me­li­yiz. Ana-ba­ba ha­yat­ta ise, rı­za­sı­nı al­mak için uğ­raş­ma­lı­dır. Zi­ra ana-ba­ba­sı­nı râ­zı eden kim­se için, Cen­net­te iki ka­pı açı­lır. Bir kim­se­nin ana-ba­ba­sı zâ­lim ol­sa­lar da­hi on­la­ra kar­şı gel­mek on­lar­la sert ko­nuş­mak câ­iz de­ğil­dir. Çe­şit­li ve­si­le­ler­le, on­la­rın el­le­ri öpü­lüp, du­âla­rı alın­ma­lı, hak­la­rı­nı he­lâl et­tir­me­li­dir. Ana-ba­ba­nın du­ala­rı­nı al­mak için ve­si­le­ler­den bi­ri de bay­ram­lar­dır. Bay­ram­lar­da, ana-ba­ba­ya çe­şit­li he­di­ye­ler alıp, bay­ram­la­rı teb­rik edi­le­rek, hak­la­rı he­lâl et­ti­ril­me­li ve du­âla­rı­nı al­ma­lı­dır! Ara­da kır­gın­lık­lar var­sa bu ve­si­le ile gi­de­ril­me­li­dir. Al­la­hü teâ­lâ Mû­sâ aley­his­se­lâ­ma bu­yur­du ki: (Yâ Mû­sâ, gü­nah­lar için­de bir gü­nah var­dır ki be­nim in­dim­de çok ağır ve bü­yük­tür. O da, ana-ba­ba ev­lâ­dı­nı ça­ğır­dı­ğı za­man em­ri­ni din­le­me­me­si­dir.) Ana-ba­ba, kı­zıp bir şey söy­le­di­ği za­man on­la­ra kar­şı­lık ver­me­me­li­dir. Em­ret­tik­le­ri şey­le­ri bir an ön­ce ya­pıp on­la­rın du­âsı­nı al­ma­lı­dır. On­la­rın üzü­lüp bed­du­â et­me­le­rin­den kork­ma­lı­dır. Zi­ra atı­lan ok tek­rar ge­ri gel­mez. On­lar ha­yat­ta iken kıy­me­ti­ni bi­lip, ha­yır du­âla­rı­nı al­mak lâ­zım­dır. So­ğuk bir kış ge­ce­sin­de, Bâ­ye­zid-i Bis­tâ­mi haz­ret­le­ri­nin an­ne­si; -Oğ­lum, bir bar­dak su ve­rir mi­sin? di­ye ses­le­nir. Ya­ta­ğın­dan fır­la­yan Bâ­ye­zid-i Bis­tâ­mi haz­ret­le­ri, tes­ti­de su ol­ma­dı­ğı için ko­şa­rak dı­şa­rı çı­kar. Her yer buz, kar kap­lı­dır. Zor­luk­la tes­ti­yi dol­du­rup ge­ri dö­ner. Fa­kat an­ne­si uyu­muş­tur. Elin­de su do­lu tes­ti ile, an­ne­si­nin baş ucun­da bek­ler. Ha­va çok so­ğuk ol­du­ğu için, bir müd­det son­ra so­ğuk­tan tit­re­me­ye baş­lar ama uyu­maz an­ne­si­nin uyan­ma­sı­nı bek­ler. Ni­ha­yet, an­ne­si, "su, su" di­ye mı­rıl­dan­ma­ya baş­la­yın­ca; -Bu­yur an­ne­ci­ğim, su­yun ha­zır der. An­ne­si da­ha ilk sö­zün­de su­yun ha­zır ol­ma­sı­nı an­la­ya­maz ve; -Oğ­lum ne ça­buk ge­tir­din der. -An­ne­ci­ğim, da­ha ön­ce uyan­dı­ğın­da, su is­te­miş­tin. O za­man su ol­ma­dı­ğı için, tes­ti­yi dol­dur­ma­ya git­tim. Gel­di­ğim­de se­nin dal­dı­ğı­nı gör­düm. Uyan­ma­nı bek­le­dim ce­va­bı­nı ve­rir. Oğ­lu­nun sa­da­ka­ti­ne se­vi­nen an­ne­si, şük­re­der ve; -Yâ Rab­bî ben oğ­lum­dan râ­zı­yım, sen de râ­zı ol, di­ye du­â eder. An­ne­si­nin duâ­sı se­be­biy­le, Bâ­ye­zid-i Bis­tâ­mî haz­ret­le­ri, ev­li­yâ­lık­ta yük­sek de­re­ce­le­re ka­vu­şur... GÜ­NAH­LAR­DAN KUR­TUL­MA GÜ­NÜ!.. Îmân­lı olup, Ce­hen­nem­den en son çı­ka­cak­lar Al­lah yo­lun­da olan ana-ba­ba­sı­nın İs­lâ­mi­ye­te uy­gun olan emir­le­ri­ne âsî olan­lar­dır. Al­la­hü teâ­lâ Mû­sâ aley­his­se­la­ma bu­yur­du ki: (Yâ Mû­sâ, ana-ba­ba­sı­nı râ­zı eden be­ni râ­zı et­miş olur. Ana ba­ba­sı­nı râ­zı edip ba­na âsî olan kim­se­yi da­hi iyi­ler­den sa­ya­rım. Ana-ba­ba­sı­na âsî olan, ba­na mû­tî [itâ­at­kâr] ol­sa bi­le, onu fe­nâ­lar ta­ra­fı­na il­hâk ede­rim.) Ne­ti­ce ola­rak bay­ram, af­fa uğ­ra­mak­tır. Bay­ram, gü­nâh­lar­dan kur­tul­ma gü­nü­dür. Mü'mi­nin bay­ra­mı, gü­nah­la­rı­nın af­fe­dil­di­ği ve imân­la öl­dü­ğü gün­dür. Cen­net­te Al­la­hü te­âlâ­nın rû'ye­ti­ne ka­vuş­tu­ğu ve Pey­gam­ber efen­di­mi­zi gör­dü­ğü gün, mü'mi­nin bay­ra­mı­dır. Ha­ki­ki bay­ram, Rab­bi­mi­zin hu­zû­ru­na, yüz akıy­la çı­ka­bil­mek­tir...