îyd, bayram demektir. Ramazân ayında, bu aya saygı gösteren, hürmet edenlerin günâhları affedildiği gibi, Zilhicce ayının 9. yani Arefe gününe hürmet edenlerin de günâhları affedilmektedir. Bu sebeple Müslümanlar, sevinmekte, neşelenmekte, bayram etmektedirler. Zaten îyd denilmesinin sebebi de budur. Bayram, günahlardan, inkârcılıktan kurtulmak ve böylece îmâna kavuşmak demektir. Günahkâr bir kimse, tövbe edip günahlardan kurtuluyorsa, bu hâl, o kimsenin bayramıdır. Bayramın aslı, esası da budur. Hazret-i Ali, bir gün insanların neşe içinde olduklarını görünce, bu sevinçli hâllerinin sebebini sorar. Onlar da; -Bugün bizim bayramımızdır, diye cevap verirler. Bunun üzerine hazret-i Ali; -Günah işlemediğim her günüm de benim bayramımdır, cevabını verirler. Şumeyt bin Aclân hazretleri, bir bayram günü eğlenen bir kalabalığa bakar ve oğluna hitaben; "Eskimeye mahkûm bir elbise ve bir müddet sonra böceklerin yiyeceği et olan şu insanları görüyor musun?" buyurarak kabre girecek bir insanın gaflet içinde eğlenip oynamasına olan hayretini bildirmiştir. AKILLI KİMSELERİN BAYRAMI!.. Eşrefzâde Rûmî hazretleri buyuruyor ki: "Akıllılar bu dünyâda şu üç şey ile meşgul olurlar. Böylece onlar herkesin üzüldüğü gün, bayram ederler: 1-Dünyâ seni terk etmeden sen dünyâyı terk edesin. 2-Her şeyden kurtulasın. 3-Rabbinle buluşmadan, Rabbin senden râzı olsun. Bunlara riâyet eden kimse, Allahü teâlâ ile görüşüp kabrine öyle gider." Dâvûd-i Tâî hazretleri, kendisinden nasihat isteyen kimseye; "Dünyâ hayâtında oruçlu gibi, ölüm geldiğinde bayram sevinci içinde ol. Halktan yırtıcı hayvandan kaçar gibi kaçıp kendini mesûd kıl. Dilini koru, lüzumsuz şeylerden kaçın. Dünyâ ile çok az ilgilen. Âhirete götüreceğin şeyler nisbetinde dünyâ ile ilgilen" buyurur. Zünnûn-i Mısrî hazretlerinin on sene canı mahallî bir yemek ister. Bir bayram gecesi nefsi kendisine; "Ne olur, bayram günü olsun bana bu yemeği versen" deyince, Zünnûn-ı Mısrî hazretleri; "Ey Nefsim, şâyet bu gece bana yardım edip de, iki rekat namazda Kur'ân-ı kerîmi hatim edersen, sana bu yemeği veririm" der. Ertesi gün bayram namazından sonra nefsinin arzu ettiği yemeği getirirler. Tabaktan bir lokma almasına rağmen tekrar geri koyar ve namaza durur. Kendisine; -Niçin böyle yaptınız? deyince; -Tam yiyeceğim sırada nefsim bana, en sonunda maksadıma ulaştım, dedi. Ben de, hayır ulaşmadın, diyerek lokmayı geri koydum cevâbını verir. İnsan, günâhlardan kurtuldukça ve yaptıklarını sadece Allahü teâlânın rızâsı için yapınca, herkese karşı merhametli ve yumuşak olur. Herkesi olduğu gibi kabul eder, herkese saygılı davranır. Tabii kendisi de herkes tarafından sevilir. İşte mübârek zamanlarda Müslümanlar, günâhlarına tövbe ettikleri, günâh yükünden kurtuldukları ve yaptıklarını da Allahü teâlânın rızâsı için yapmaya çalıştıkları için, diğer aylardan, zamanlardan daha farklı olmaktadırlar. Diğer aylarda da, günâh işlenmez, işlenen günâhlara tövbe edilir, ibâdetler yapılır ve harâmlardan sakınılırsa, böyle mübârek zamanlarda olduğu gibi, yine herkes birbirine iyi muamelede bulunur, merhametli davranır. BİRLİK VE BERABERLİK GÜNLERİ Netice olarak bayramlar, Müslümanların birbiri ile kaynaştığı, birlik ve beraberliğin, yardımlaşmanın kuvvetlendiği, günâh yükünün azaldığı günlerdir. Sırrî-yi Sekâtî hazretleri şöyle anlatır: "Bir bayram günü Ma'rûfu Kerhî hazretlerini hurma toplarken gördüm ve; -Bunları ne yapacaksın diye sordum. -Şu çocuğu ağlarken gördüm ve niçin ağladığını sordum. Bana yetim olup anne ve babasının olmadığını, arkadaşlarının yeni elbiseleri ve oyuncakları olup kendisinin olmadığını söyledi. Şimdi bunları toplayıp satacağım, ağlamayıp oynaması için ona oyuncak satın alacağım, dedi. Bunun üzerine; -Bu işi bana bırak, deyip çocuğu alıp götürdüm. Yeni güzel elbiseler ve oynaması için bir oyuncak aldım. Çocuk o zaman memnun oldu. Bundan sonra kalbime bir nûr geldi, kalbim parladı ve hâlim bambaşka oldu." ..... Bayramınız mübarek olsun efendim...