"Belki hakkımızda hayırlısı budur"
3 Haziran 2014 01:00
Allahü teâlânın işlerinin faydasını, insanlar anlayamayabilir. Fakat, en faydalı, en iyi şeklin, Onun yarattığı şekil olduğuna ve takdirine inanmak lâzımdır.
Tevekkülün temeli olan îmân, Allahü teâlânın rahîm, hakîm, latîf olduğuna inanmaktır. Onun inâyeti, şefkati, karıncadan insana kadar, her mahlûka yetişir. Kullarına olan merhameti, iyiliği, bir ananın, yavrusuna olan merhametinden dahâ çoktur. Lutfu, merhameti o kadar çoktur ki, dünyâyı ve dünyâda olan her şeyi en iyi şekilde yaratmıştır. Bundan dahâ iyisi mümkün değildir. Rahmetinden, lutfundan hiçbir mahlûku mahrûm bırakmamıştır. Yer yüzündeki akıl sâhiplerinin hepsi bir araya gelip araştırsa, Onun yarattığı herhangi birşeyin, dahâ uygun, dahâ iyi bir şeklini bulamaz. Herşeyin, olması gerektiği gibi yaratılmış olduğunu anlarlar. Çirkin yaratılan birşeyin, en uygun şekli, çirkin olmasıdır. Çirkin olmasa noksânlık olur, yersiz olurdu. Çünkü çirkinlik olmasaydı, güzelliğin kıymetini kimse bilemez, güzellik tatlı olmazdı. Kusûrlu şeyler olmasaydı, kusûrsuz şeylerin kıymeti bilinmez, kusûrsuzluk tatlı olmazdı. Allahü teâlânın işlerinin faydasını, insanlar anlıyamıyabilir. Fakat, en faydalı, en iyi şeklin, Onun yarattığı şekil olduğuna ve takdirine inanmak lâzımdır. Mesrûk bin el-Ecdâ hazretleri şöyle anlatır:
"Çölde yaşayan bir bedevînin bir merkebi, bir köpeği, bir de horozu vardı. Horoz kendilerini sabah namazı için uyandırır, köpek bekçilik yapar, merkeb de su ve çadırlarını taşırdı. Fakat bu bedevi son derece tevekkül eden ve her şeyi hayra yoran bir kimseydi. Bir gün tilki horozunu çaldı. Âile fertleri buna üzülürken o;
-Belki hakkımızda hayırlısı budur dedi. Bir müddet sonra kurt merkebini parçaladı. Yine çoluk çocuğu üzülünce;
-Belki hayırlısı budur dedi. Bir müddet sonra köpek de öldü. Adam yine;
-Belki hakkımızda hayırlısı budur dedi.
Bir gün sabahleyin baktılar ki, etraflarındaki komşular eşkıyâlar tarafından esir alınıp götürülmüşler. Çünkü gece onların hayvanları gürültü yaparak yerlerini belli edince, eşkıyalar bunların yerlerini kolayca tesbit etmişler. Fakat bunların hayvanı olmadığı için, eşkıyalar karanlıkta bunları fark edemeyince bunlar kurtulmuş.
Demek ki bunların hakkında hayırlısı, adamın dediği gibi o hayvanların ellerinden alınması, ölmesi imiş. Allahü teâlânın gizli lütuflarını ve ihsânlarını bilen ve Ona tevekkül eden, Onun işinden râzı olur."
Netice olarak, dünyâda bulunan herşey, hastalık, kuvvetsizlik, hattâ günâhlar ve küfür, inkâr, yok olmak, kusûr, dert ve elem, hikmetsiz, faydasız, yersiz değildir. Hepsi, en uygun, en faydalı şekilde yaratılmış ve hepisinin bir hikmeti vardır.