"Benim için birbirini sevenlere..."

A -
A +

Muhabbet; sevgi, aşırı düşkünlük anlamlarına gelmektedir. İnsan, yaratılışı icâbı, çeşitli şeylere karşı muhabbet, sevgi besler. Dünyâyı ve içindekileri sevebilir, bunlara bağlanabilir. Dünyâ ve içindekilere olan bu sevgi ve bağlılık, insanı Allahü teâlâdan uzaklaştırır. Çünkü muhabbet, sevgi, Allahü teâlâ ve Onun rızâsı için olmalıdır. Peygamber efendimiz; (Benim muhabbetim; benim yolumda birbirine muhabbet edenler, hâlis sevgi gösterenler ve benim sevgim uğrunda harcayanlar için hak oldu.) (Benim muhabbetim bir kulun kalbine girerse, azîz ve celîl olan Allahü teâlâ, onun cesedini ateşe haram kılar) buyurmuşlardır. Muhabbet, sevgilinin dostlarını sevmeyi, dost olmayanları da sevmemeyi îcâb ettirir. Bu sevmek ve sevmemek, sevenin elinde ve irâdesinde değildir. Çalışmaksızın, zahmet çekmeksizin kendiliğinden hâsıl olur. Dostun dostları güzel görünür ve dost olmayanları da çirkin ve fenâ görünür. Seviyorum diyen bir kimse, sevgilisinin sevmeyenlerinden kesilmedikçe sözünün eri sayılmaz. Buna münâfık yani yalancı denir. Allahü teâlâyı ve Onun sevdiklerini sevmeyenleri sevmek, insanı Allahü teâlâdan uzaklaştırır. Teberrî etmedikçe, tevellî olmaz. Yani uzaklaşmadıkça, dostluk olmaz. İNSAN, SEVDİĞİNİ UNUTMAZ!.. İnsan kimi çok severse hep ondan bahseder. Çünkü insan, sevdiğini hiç unutmaz. Hadis-i şerifte; (İnsan, sevdiğini çok zikreder) buyuruluyor. Allahü tealanın veli kullarından mübarek bir zât, hep hocasından bahseder ve ondan nakiller yaparmış. Bir gün birisi; -Efendim siz hocanızı bu kadar çok seviyorsunuz, siz ondan ne öğrendiniz deyince, O mübarek zât; -Bir tek şey öğrendim. O da, kim sevilir, kim sevilmez. Bu da bana yetti buyurmuştur. Vaktiyle bir kimse, bir gül bahçesinden geçiyormuş. Bakmış ki, güllerin arasında dikenler, ayrık otları, yabancı otlar var. Düşünmüş ki, bu güllerin arasında bu otların, dikenlerin ne işi var! Bunlar olmasaydı daha iyi olurdu derken, otlardan birisi dile gelmiş; -Efendi efendi, biz hâlimizden memnunuz, sen bize karışma, bizim ne otu olduğumuz önemli değil, nerede ve nelerin arasında olduğumuz önemli, bizim kıymetimiz bu güllerin yanında olmakladır, hiç kimseye sen kimsin demezler, sen kiminle idin derler der. Âhirette de nerede ve kimlerle beraber olmak istiyorsak, buna dünyâda karar verip tercihimizi yapmalıyız. Çünkü burada kimlerle berabersek, kimleri seviyorsak, âhirette de onlarla beraber olacağımız kesindir. Bu bir tercih meselesidir. Vaktiyle birisi, bir çeşmede yüzünü yıkarken, çeşmeden su ile birlikte biraz çamur gelmiş. O kimse bakmış ki bu çamur çok güzel kokuyor. Çamura sormuş; -Sendeki bu koku nedir diye. Çamur da demiş ki: -Ben bir gül ağacının yanında kaldım, gülün yaprakları benim üzerime düştükçe, o yapraklarla bir müddet hemhâl oldum, onların kokusu bana da bulaştı demiş. Demek ki nerede ve kimlerle beraber isek muhakkak onlardan etkileniriz, onlardan bize bir koku geçer. Bu sebeple kim olduğumuz değil kiminle olduğumuz önemlidir. Hâris el-Muhâsibî hazretleri buyuruyor ki: "Şu üç muhabbet çok mühimdir: Birincisi, Allahü teâlâyı sevmektir. Bunun alâmeti, ibâdeti günaha tercih etmektir. İkincisi, kuvvetli bir îmân ile Resûlullah efendimizi sevmektir. Bunun alâmeti, Resûlullah efendimizin sünnetine yapışmaktır. Üçüncüsü ise Allah için mü'minleri sevmektir. Bunun alâmeti, mü'minlere eziyet etmemek ve onlara faydalı olmaktır." ="MUHABBETİM VACİPTİR!.." Amr bin Osman Mekkî hazretleri; "Muhabbet rızâya yani Allahü teâlâdan gelen her şeyi beğenmeye, rızâ da muhabbete dâhildir. Rızâsız muhabbet, muhabbetsiz rızâ olmaz. Çünkü insan, ancak sevdiğine râzı olur ve râzı olduğunu sever" buyurmuştur. Netice olarak muhabbet, sevmek, hep berâber olmayı istemek, berâber olmaktan zevk, lezzet duymak demektir. Kalb, muhabbet, sevgi yeridir. Muhabbet bulunmayan kalb ölmüş demektir. Kalbde, yâ dünyâ sevgisi, yâhut Allahü teâlânın sevgisi bulunur. Kim, neyi, kimi severse, onunla beraber olur. Allahü teâlânın bir hadîs-i kudsîde buyurduğu gibi: (Benim için birbirini sevenlere, benim için bir araya gelip oturanlara, benim için birbirini ziyâret edenlere, benim için birbirine verenlere muhabbetim vaciptir.)