Müslümân, iyi insan, aklı başında kimse demektir. Müslümân, Allahü teâlânın emirlerine itâat eder, kul ve hayvan haklarına riâyet eder. Herkese iyilik eder, kötülük yapanlara da nasîhat verir. Ölümü unutmaz, âhiret için hazırlık yapar. Böyle olan Müslümânı, Allahü teâlâ da, kulları da sever. Rahat ve huzûr içinde yaşar. Atâ-i Horasânî hazretleri, sevdiklerine şöyle nasîhat ederdi: "Hep iyilik yapın. Zîrâ yapılan iyilikler, işlenen kötülükleri yok eder. Sonunda dünyâdan ayrılacağınız için, kendinizi ondan ayrılmış kabûl ediniz. Bir gün mutlaka tadacağınız için ölümü tatmış gibi olunuz. Zira âhiret âlemine göçüp, oraya yerleşeceksiniz. O halde şimdi kendinizi oraya gidip yerleşmiş kabul edin. Zâten bütün insanların varacağı son durak burasıdır. Her insan yolculuğa çıkacağı zaman mutlaka hazırlık yapar. Yolculukta lüzumlu eşyâlarını yanına alır. Sıcağa karşı korunmak için gölgeliğini, yemek içmek için azığını, soğuğa karşı elbiselerini temin eder, öyle yola çıkar. HAZIRLIKSIZ YOLA ÇIKAN!.. Sefere, hazırlıklarını yaparak çıkan kimseye gıpta edilir. Hazırlıksız yola çıkan pişman olur. Çünkü, yola çıkıp, güneş altında kalınca, gölgelenecek bir şey bulamaz. Güneşin sıcağı altında nice sıkıntılarla karşılaşır. Susadığı zaman, susuzluğunu gidereceği bir su bulamaz. Soğukla karşılaştığında üzerine alacak bir şeyi yoktur. İşte böyle kimsenin, o sıkıntılı halde iken, hazırlıksız yola çıktığına ne kadar çok pişman olacağını siz düşünün. Bu sıkıntı dünyâdadır. Dünyânın sıkıntısı geçicidir. İnsan bir gün sıkıntı ile karşılaşır, öbür gün, o sıkıntıdan kurtulabilir. Fakat ya âhiretin devamlı olan dayanılmaz acı ve ızdıraplarına yakalanırsak, hâlimiz nice olur? Bu bakımdan insanların en akıllısı, sonsuzluk âlemi, gerçek vatan olan, âhiret için iyi hazırlanandır. Dehşeti tüyler ürperten kıyâmet gününde, Allahü teâlâ kimi Arş'ının gölgesi altında gölgelendirirse o kimseyi, o gün güneşin sıcaklığı aslâ rahatsız etmez. Oradaki sıkıntılardan kurtulur." Bilâl bin Sa'd hazretleri bir kimseye; -Ölmek ister misin? diye sorar. O kimse de; -Hayır efendim. Ben biraz daha yaşayıp iyi amel yapmak, ondan sonra ölmek istiyorum der. Bilâl bin Sa'd hazretleri; -Hem ölmek istemiyorsun hem de iyi amel yapmıyorsun. O halde senin hâlin dünyâya bağlanmış olmayı gösteriyor, cevabını verir ve oradakilere hitaben; -Ey ebedî yolun yolcuları! Sizler, yok olmak için yaratılmadınız. Sizler, sâdece bir evden, bir eve göç edersiniz. Nitekim siz, sulblerden rahimlere, buradan dünyâya, dünyâdan kabirlere, kabirlerden mevkif denilen mahşer meydanına, oradan da ebedî Cennete veya Cehenneme gidersiniz, buyurur. Bekir Sıdkı Visâli hazretleri de, sevdiklerine hitaben buyurur ki: "GAFLET UYKUSUNDAN UYANIN!" "Ey gaflet uykusuna dalmışlar! Artık uykudan uyanınız. Şimdi uyuyacak zaman değildir. Ey Allahü teâlâdan yüz çevirenler! Siz Ondan yüz çevirip haddi aşıyorsunuz. Allahü teâlânın sayısız nîmetleri içindesiniz. Dünyânın parasına, malına, mülküne kalbinizi bağlamayın. Bir gün gelip, her şey yok olup, elinizden çıkacak. Ancak Allahü teâlâ ve Onun sevdiği, beğendiği ameller kalacaktır. Ovalara ve çöllere sığmayan orduları olan nerede o azgın, taşkın Firavunlar? Nerede o gelmiş geçmiş krallar, hükümdarlar? Nerede onların medhedicileri? Nerede onların siyah bayrakları ve sancakları? Nerede o dünyânın doğusuna ve batısına sâhib olan İskender? Nerede ilim irfân sâhipleri? Nerede vefâlı dostlar, kardeşler, yakınlar? Onların yaşadıkları yerleri gez gör ve onlardan haber sor. Hepsinin de öldüklerinin haberini alırsın. Ümmetlerden nicesi toprak altında olup, kalbleri de hasret ile doludur. Onlar himâye, koruma altında idi. Onlar ve yaşadıkları vakitler de ölüp gitti. Zaman, esef ederek onlar için ağlamakta ve yaşlar dökmektedir. Dün onların hepsi evlerinde yaşamakta idi. Bugün ise, toprak altında kemik ve toz yığını hâlindedirler." Netice olarak, bu dünyâda herkes yolcudur, hem de âhiret yolcusudur. Bu sebeple herkese iyilik etmeli, eli ile, dili ile kimseyi incitmemeli, kimseye zarar vermemeli, hiyânet etmemeli, herkese faydalı olmalı, herkesin hakkını ödemeli ve âhirete hazırlıklı olmalıdır...