Bu dünyada herkes yolcudur

A -
A +

Bu dünyada herkes yolcudur hem de âhıret yolcusudur. Hiç kimse kalıcı değildir. Bunun için dünyâya her gelen, istese de, istemese de, gitmektedir. Zaten doğmak, dünyaya gelmek, gitmenin yani ölümün habercisidir. Sa'dî-i Şîrâzî hazretleri;

"Ey kardeş! Bu dünyâ kimseye kalmaz. Gönlünü, her şeyi yaratan Allahü teâlâya bağla. Sana bu kâfidir. Dünyâ mülküne güvenip bel bağlama. Çünkü bu dünyâda senin gibi birçokları yaşamış ve sonunda ölüp gitmiştir. Diyelim ki en sonunda ölüm vardır ve bu can ölüm yolunu tutacaktır. O hâlde ister taht üzerinde can vermişsin, ister toprak üzerinde ne fark eder?" buyurmuştur.
Dünyâ ile âhıret, doğu ile batı gibidir ki, birine yaklaşan, ötekinden uzak olur. Bir kimse, ibâdetini yapmaz ve geçiminde, kazancında Allahü teâlânın emirlerini ve yasaklarını gözetmezse, dünyâya düşkün olmuş olur. Allahü teâlâ herkesin kalbini bundan soğutur, bunu kimse sevmez.

DÜNYA, âHIRETİN TARLASI!
Ölümden önce olan her şeye dünyâ denir. Bunlardan, ölümden sonra faydası olanlar, dünyâdan sayılmaz, âhıretten sayılırlar. Çünkü dünyâ, âhıret için tarladır. Âhırete yaramayan dünyâlıklar, zararlıdır. Harâmlar, günâhlar ve mubâhların fazlası böyledir. Dünyâda olanlar  İslâmiyete uygun kullanılırsa, âhırete faydalı olurlar. Hem dünyâ lezzetine, hem de âhıret ni'metlerine kavuşulur. 
Mal iyi de değildir, kötü de değildir. İyilik, kötülük, onu kullanandadır. O hâlde, mel'ûn olan, kötü olan dünyâ, Allahü teâlânın râzı olmadığı, âhıreti yıkıcı yerlerde kullanılan şeyler demektir. Kendini ve Rabbini unutup, lezzetlerine, şehvetlerine düşkün olanlar, yolda hayvanının süsü ile, palanı ile, otu ile uğraşıp, arkadaşlarından geri kalan yolcuya benzer. Çölde yalnız kalıp, helâk olur. Rebî bin Haysem hazretleri anlatır:
"İnsan ölüm zamanından önce nasıl yaşarsa, rûhunu o hâl üzere teslim eder. Ben mala, paraya karşı çok ihtirâslı ve insanları çok çekiştiren bir adamı hastalandığında ziyâret etmiştim. Son anlarını yaşıyordu. Yanında otururken, onun duyup okuması için Lâ ilâhe illallah kelime-i tevhîdini okuyordum. O ise, her defasında para saymakla meşgul oluyordu."
İnsan, ne için yaratılmış olduğunu unutup, dünya zînetlerine aldanır, âhıret hazırlığı yapmazsa, ebedî felâkete sürüklenir. Çünkü dünya sevgisi âhırete hazırlanmaya mâni olur. Kalb, dünyâyı düşünmekle, Allahı unutur. Beden, onu elde etmeye uğraşarak ibâdet yapamaz olur. Abdullah-ı Dehlevî hazretleri buyuruyor ki:
"Ölüm başımızın ucunda, kıyâmet çok yakın. İşe yarar hangi ameli işledik. İyiler Cennete girip, Cennet nîmetlerine ve Hakkın dîdârına kavuşurlar. Bizim gibi gâfiller, elli bin senelik hesâb gününde, bizi hesâba çektirecek, bırakmayacak şeylerle meşgûlüz. Düşünmek lâzımdır ki, yarın elde hasret, ziyân kalmasın. Allah katında kıymetli kulların yaptıkları gibi, seher vaktinde kalkıp, gözlerden hasret gözyaşları akıtmayı, mücâhede ve can çıkarırcasına gayretle ibâdet ve kullukta bulunmayı Hak teâlâ nasîb eylesin."
Âmir bin Abdullah hazretleri vefâtına sebeb olan hastalığa tutulduğu zaman ağlıyormuş. Kendisine; 
-Niçin ağlıyorsun, ölümden mi korkuyorsun? dediklerinde, cevaben;
-Benden daha çok ağlamaya lâyık kim var? Dünyâ hırsıyla veya ölüm korkusuyla ağlamıyorum. Fakat yolun uzunluğundan ve azığın azlığından ağlıyorum. Gecelerimi hep Cennete kavuşma ümidiyle ve Cehenneme düşme korkusuyla geçirdim. Şimdi hangisine gideceğimi bilmiyorum. Sıcak günlerde oruç tutmaktan, uzun gecelerde namaz kılmaktan mahrum kalacağım için ağlıyorum. Çünkü dünyâ, kederler, üzüntüler yeridir. Âhiret ise, cezâ ve mükâfat yeridir buyurmuştur.

SONSUZ KURTULUŞ İÇİN!..
Netice olarak her insân, âhıret yolcusudur. Bu dünyanın kendisi de, dünya hayatı da, malları, mülkleri de, hep geçicidir ve insanı aldatıcıdır. İnsânın bugün sahip oldukları, yarın başkasının eline geçmektedir. Âhırette ele geçecekler ise sonsuzdur ve bunlar, dünyâda iken kazanılır. Dünyâdaki bu birkaç günlük hayât, eğer dünyâ ve âhıretin en kıymetli insanı olan Muhammed aleyhisselâma tâbi olarak geçirilirse, saâdet-i ebediyyeye kavuşulur, sonsuz kurtuluş umulur. Ona uymadıkça, her yapılan hayır, iyilik burada kalır, âhırette ele bir şey geçmez.