"Büyük küçük göçüyor, giden geri gelmiyor"

A -
A +

İnsân için bu dünyâ, bir konaktır. Gölge gibi, yavaş yavaş çekilmekte, geçip gitmektedir. Hadîs-i şerîfte; (İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar) buyuruldu.
Dünyâ hayâtı, rüyâ gibidir. Ölüm uyandırıp, rüyâ bitecek, hakîkî hayât başlayacaktır. Müslümânın ölümü, hayâttır, hem de, sonsuz hayât! İnsan, ölümü istemez, hâlbuki ölüm, fitneden hayırlıdır. İnsan yaşamayı sever, hâlbuki ölüm, ona hayırlıdır...Muhammed Ma'sûm hazretleri buyuruyor ki:
"Ne yazık ki, ömür bitti, amel ise, hiç yok. Dünyânın vefâsızlığı açıkça meydandadır. Fitneler, musîbetler peş peşe gelmektedir. Dostlar vefât edip, göçüp gittiler. Buna rağmen bizde, gafletten uyanmak, gidenleri hatırlamak, günâhlara tövbe etmek ve Allahü teâlâya sığınıp yalvarmak yok. Gaflet ve isyân ile geçen günler artmaktadır. Bu nasıl îmândır ve ne şekil bir Müslümânlıktır. Ne kitâp ve sünneti kabûl ederler ve ne açık işâretlerin görülmesinden ibret alırlar. İyi düşünmelidir ki, eski dostlara ne oldu ve nereye gittiler. O dostlardan hiçbir eser kalmadı. Yaz harmanı gibi, yokluk rüzgârı, onların nişânını dahî bırakmadı. Öyleyse bizim gibi geri kalanlara lâzım olan şey, şu birkaç günlük ömrü, gaflet ile zâyi eylememektir."
Tâbiînin büyüklerinden olan Hasan-ı Basrî hazretleri, Allah korkusu ile çok ağlardı. Bir defâsında dostlarından birinin cenâzesinde bulunur ve cenâze defnedilince kabir başında ağlayıp, çok gözyaşı döker. Sonra orada bulunanlara hitaben buyurur ki:
"Ey Müslümanlar! Kabir dünyâ konaklarının sonu, âhiret menzilinin ilkidir. Mâdemki hepimiz ölüp kabre gireceğiz, o halde nasıl zevk, safâya dalıp, gezebiliriz. Îmân ehlinden olanlar kaygılı uyanır, kaygılı akşamlar. Bunlar iki korku arasındadır. Biri geçmiş bir günah ki, Allahü teâlâ tarafından nasıl karşılanacağı belli değildir. Diğeri kalan bir ömür ki, devâmı müddetince hangi tehlikelerle karşılaşılacağı belli değildir. Sonunda ölüme varacağını bilen, kıyâmette kalkılacağına inanan, kalkınca Allahü teâlânın huzûruna çıkacağına kânî olan kişiye gereken şey, üzüntü ve endişe içinde olmaktır."
Netice olarak, Peygamber efendimizden önce yaşamış olan Kus bin Saîde'nin söylediği gibi:
"Önce gelip geçenlerde bize ibret alacak şey çoktur. Ölüm ırmağının girecek yerleri var ama, çıkacak yeri yoktur. Büyük küçük hep göçüp gidiyor. Giden geri gelmiyor. Kat'iyyetle anladım ki, herkesin başına gelen benim de başıma gelecek, ben de öleceğim."