Dînimizde ve cemiyette selâmlaşmanın önemi

A -
A +

 Dinler, Allahü teâlânın kullarına rahmetidir, ihsânıdır. Bu dinlerin en sonuncusu İslâmiyettir. İslâmiyete inanan ve emirlerine uyan, yasaklarından sakınan, Allahü teâlânın ihsânına kavuşur, mes'ûd olur. İnanmayan, bu saâdetten mahrûm kalır.

İslâm, lügat, sözlük anlamı itibari ile boyun bükerek teslîm olmak ve kurtulmak demektir. İslâm Arapça bir kelimedir. Nefsini teslîm etmek, boyun eğmek, selâmete ulaşmak ve aynı zamanda sulh, barış anlamlarına da gelir. İmâm-ı a'zam hazretleri; "Allahü teâlânın emirlerine teslîm olmak ve boyun eğmek" diye târîf etmiştir. İslâmiyette, Îmân ve İslâm birdir. Muhammed aleyhisselâmın Allahü teâlâdan vahiy olunarak getirdiği haberlerin hepsine kalb ile inanmaya Îmân ve İslâm denir.
Îmân etmek, çok kolaydır. İmân etmek için, bir yere para vermek, zor bir iş yapmak, birisinden izin almak gibi, bir şey yapmak lâzım değildir. Hattâ, îmânlı olduğunu bildirmek, belli etmek bile lâzım değildir.
İmân, imânın altı şartını öğrenip, bunlara kalbinden, gizlice inanmak demektir. İmân eden, Allahü teâlânın emirlerine teslîm olur bunları seve seve yapar. Böylece, hakiki bir Müslümân olur. Kısacası, her mü'min Müslümândır, her Müslümân da, mü'mindir.
İslâmiyet, insanın rahîm, gafur yani merhametli, affedici olan ve doğru yolu gösteren Allahü teâlâya, kendini teslîm etmesidir. İslâmiyet, insanlar ile sulh, barış, saâdet içinde berâber bulunmak ve Allahü teâlânın emirlerine teslîm olmaktır. Bütün Müslümânlar, birbirinin kardeşleridir. İnsanlık, ancak İslâmiyet sâyesinde felâketlerden ve vahşetten kurtulabilir.
İbâdet, züll ve zillet demektir. Yani insânın Rabbine, mâbûduna, hakîr olduğunu, âciz, muhtâç olduğunu göstermesidir. Bu da, her aklın, nefsin, âdetlerin güzel ve çirkin dediklerine uymayıp, Rabbin güzel ve çirkin dediklerine teslîm olmak, Allahü teâlânın gönderdiği Kitâba ve Peygamberlere inanmak, bunlara tâbi olmak demektir. Bir insan, bir işi, Rabbinin izin verdiğini düşünmeden, kendi görüşü ile yaparsa, Rabbine kulluk yapmamış, Müslümânlığın îcâbını yerine getirmemiş olur.
Bir gün İbrâhim bin Edhem hazretleri deniz kenarında oturmuş, elbisesinin söküğünü dikmektedir. Memleketin vâlisi yanındakilerle birlikte oradan geçerken İbrâhim bin Edhem hazretlerini görür ve;
"Bak şu dünün hükümdârına! Böyle yapmakla acaba eline ne geçti?" diye düşünür. İbrâhim bin Edhem hazretleri, Allahü teâlânın izni ile onun kalbinden geçenleri anlar ve elindeki iğneyi denize atar. Sonra da;
-Balıklar iğnemi getirin deyince, bir balık, iğneyi getirir. İbrâhim bin Edhem hazretleri iğneyi balığın ağzından aldıktan sonra vâliye dönüp;
-Elime bu iğne geçti! buyurur. Yâni yüzümü Allahü teâlâya çevirince, sadece Belh'e değil, bütün varlıklara sultan oldum demek ister.
Netice olarak İslâmiyet, Allahü teâlânın emirlerini yaparak, yasaklarından sakınarak, cenâb-ı Hakka teslîm olmak demektir. Bir Müslümân, emirlere uyar, yasaklardan sakınır ve herkese de merhametle yaklaşırsa yani İslâmiyete teslîm olursa, bütün varlıklara sultan olur.