Dışarıda kalan, helâk olur!..

A -
A +

"Bu dünyâ, Müslümânların âhıretlerine, Cennetteki ni'metlerine göre, bir zindân gibidir. Müslümânların, bu zindânda zevk ve safâ aramaları, akla uygun olmaz..."
İnsanlardan gelen sıkıntılara dayanmak lâzımdır. Onlarla iyi geçinmek vâciptir. Kızmak iyi olmaz, sert davranmak yakışmaz. Bunun için kimseye kızmamalıdır. Hadîs-i şerîfte;
(Gadab etme, kızma!) buyuruldu. Fitne, fesât zamânında, ineğe tapanları görünce, ineğin ağzına saman vermeli, onları kızdırmamalıdır. Ferîdeddîn-i Attâr hazretleri, şöyle bir hâdise anlatır:
"Vaktiyle bir medresede, ilim öğrenen talebelerden biri, hocasına gelerek;
-Efendim, zâtınıza elimizden geldiği kadar hizmet ve hürmet etmeye, öğrettiklerinizi öğrenmeye, böylece sevginize, muhabbetinize kavuşmaya gayret ediyoruz. Ancak dergâhtaki bâzı arkadaşların söz ve hareketleri, bizi rahatsız ediyor. Bu arkadaşların her biri, ayrı karakterlerde olduğu için, sözleri, davranışları, bizi incitiyor. Benim gibi birçok arkadaş da, bu durumdan rahatsızdır. Bu sebeple, bu dergâhtan ayrılmayı düşünüyoruz. Müsaade ederseniz, biz gidelim, ilim öğrenmeye ve bu dergâhın hizmetlerine dışarıdan devam edelim, diye arzda bulunur. Bunun üzerine hocası buyurur ki:
-Evlâdım, şu anlatacaklarımı iyi dinle! Bir kış mevsimi, hava çok soğuk ve her taraf da buzla kaplıdır. Dışarıda kalan hayvanlar, soğuktan donmamak için, bir araya toplanıp, birbirlerine sıkı sıkıya sarılırlar. Bir kirpi sürüsü de, soğuktan donmamak için, toplanıp birbirine sarılırlar. Az sonra, okları birbirlerine batınca ayrılırlar, üşüyünce, tekrar yaklaşırlar. Soğuktan donmakla, batan okların acısı arasında gidip gelirler. Nihayet okların acısını unutup birbirlerine sımsıkı sarılırlar ve donmaktan kurtulurlar. Eğer böyle yapmasalardı, hepsi soğuktan donarak öleceklerdi... İşte evlâdım, sizler de, bu dergâhta, birbirinizin oklarına tahammül ederseniz, sıkıntı, acı çekersiniz. Ancak bu acılar, sizin nefsinizi terbiye etmenizde faydalı olduğu gibi, sonsuz felâketten kurtulmanıza da vesile olur. Fakat, biz 'bu arkadaşlarımızın oklarına tahammül edemeyiz, burayı terk ederiz' derseniz, dışarıda donar, helâk olursunuz. Kararınızı buna göre verin...
Bu sözleri işiten talebe, arkadaşlarıyla beraber tövbe edip, dergâhta, ilim öğrenmeye ve hizmet etmeye devam eder..."
Netice olarak, İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin, bir talebesine buyurduğu gibi:
"Bu dünyâ, Müslümânların âhıretlerine, Cennetteki ni'metlerine göre, bir zindân gibidir. Müslümânların, bu zindânda zevk ve safâ aramaları, akla uygun olmaz. O hâlde, dünyâda eziyet, sıkıntı çekmeye alışmak lâzımdır. Burada mihnetlere katlanmaktan başka çâre yoktur."