Dünyadakiler değersiz ve geçicidir

A -
A +

 Ahıretteki sayısız ve sonsuz saâdetler ve çok acı, nihâyetsiz felâketler karşısında dünyânın gelip geçici zevk ve acılarının hiçbir değeri yoktur. Bunu çok iyi anlayan sâlih kimseler, günlerini boş yere geçirmemişler, oyun ve eğlenceye sarf etmemişlerdir. Zira zevk ve safâ yeri,  Cennettir. Burada, Allahü teâlânın râzı olduğu, beğendiği şeyleri yapmak, sâlihlerle berâber bulunmak için gayret etmelidir. 

Dünyâ ehline, âhireti düşünmeyenlere ve dünyânın süslerine göz ucu ile dahî bakmamalı, imrenmemelidir.  Dünyâ sevgisini ve onu sevenleri, hakir, değersiz ve öldürücü zehir kabul etmelidir. Emri altındakilere, çoluk, çocuğa dinini doğru olarak öğretmeli, onlara iyi şekilde muâmele etmeli, hoş tutmalıdır. İmâm-ı Rabbânî hazretleri, bir talebesine hitaben buyuruyor ki:

ÖNCE İ'TİKÂDI DÜZELTMELİ..
"Dünyâ ve âhıret saâdetlerine kavuşmak için, dünyâ ve âhıretin efendisine uymak lâzımdır. Ona uymak için, ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uygun olarak, önce i'tikâdı düzeltmek lâzımdır. Bundan sonra, o büyüklerin Kur'ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden anlayıp bildirdikleri helâl, harâm, farz, vâcib, sünnet, mendûb, mubâh bilgilerini öğrenmek ve bütün işlerini bunlara uygun olarak yapmak lâzımdır. Bu iki i'tikâd ve amel kanatları elde edildikten sonra, eğer ezelde mes'ûd olmuş ise, mukaddes âleme uçmak nasîb olur. Bu iki kanat olmadan yükselmek olamaz. Bu alçak dünyâ, arkasından koşmaya değmez. Bunun, malının, mevkisinin değeri yoktur ki özenilsin. Değerli, kıymetli şeyleri aramalıdır."
Vaktiyle bir çocuk, Zünnûn-i Mısrî hazretlerinin yanına gelip;
-Bana büyük miktârda para mîrâs kaldı. Bunu sizin hizmetinizde sarf etmek istiyorum der. Zünnûn-i Mısrî hazretleri; 
-Bülûğ ve reşîd, erginlik çağın geldi mi? diye sorunca, çocuk;
-Hayır cevabını verir. Bunun üzerine Zünnûn-i Mısrî hazretleri;
-Senin paranı harcamak uygun olmaz, rüşd oluncaya kadar sabret buyurur. 
Çocuk reşîd, delikanlı olunca hazret-i Zünnûn'un hizmetinde bulunmaya başlar ve bütün parasını fakirlere dağıtır... Bir gün bu genç, Zünnûn-i Mısrî hazretlerini sevdiğini, talabesi olduğunu söyleyenlerin yiyecek gibi önemli bir ihtiyâçlarını karşılamak için borç para almak mecburiyetinde kalınca, kendi kendine;
"Keşke daha fazla param olsaydı da, bu yolda harcasaydım" diye söylenir. Zünnûn-i Mısrî hazretleri, bu gencin o söylediklerini işitince, gencin daha olgunlaşmadığını anlar ve genci yanına çağırarak; 
-Falan attara git, falan ottan üç dirhem versin der. Genç gidip söylenileni alıp getirir. Zünnûn-i Mısrî hazretleri; 
-Bunları havanda ez, yağda hamur hâline getir, ondan üç boncuk yap ve hepsini iğne ile delerek bana getir buyurur. 
Genç söylenilenleri aynen yapıp getirir. Zünnûn-i Mısrî hazretleri üç boncuğu eline alır, biraz oğuşturur ve duâ eder. O üç boncuğun her biri hiç kimsenin görmediği birer mücevher olur ve gence dönerek; 
-Bunları al pazara götür ve değerini öğren gel buyurur. 
Genç pazara gider, bunların her birine yüz bin dirhem altın verildiğini öğrenir. Durumu da, olduğu gibi gelip bildirir. Bunun üzerine Zünnûn-i Mısrî hazretleri, gence hitaben;
-Bunları havana koy, ez, ufala ve suya at gitsin. Şunu bil ki, bizi sevme iddiasında olanlar ve bize talebe olmak isteyenler, ekmek bulamadıkları için aç değildir, dünyâyı istedikleri için açtırlar buyurur.
Bunun üzerine genç, tövbe eder ve kalbinden, gönlünden dünyâ sevgisini çıkarır ve gözünde dünyânın hiçbir değeri kalmaz...

SERMAYEYİ KAPTIRMAMAK İÇİN
Netice olarak, bir kimsenin dünyâ ticâreti, âhıret ticâretine mâni olursa, bu kimse bedbahtır, zavallıdır. Bir çömlek almak için, altın kupa verene ne denir? Dünyâ, saksı parçası gibidir. Hem kıymetsizdir, hem de çabuk kırılır. Âhıret ise, altından kupa gibidir ki, hem çok kıymetlidir, hem de dayanıklıdır, kırılmaz, hattâ hiç tükenmez. Dünyâ ticâretinin âhırete yaraması için ve Cehenneme sürüklememesi için, çok uğraşmak lâzımdır. İnsanın sermâyesi, dîni ve âhıretidir. Bu sermâyeyi kaptırmamak için, çok uyanık olmak lâzımdır. Peygamber efendimizin buyurduğu gibi:
(Dünyâ sizin için yaratıldı. Siz de âhıret için yaratıldınız! Âhırette ise, Cennetten ve Cehennem ateşinden başka yer yoktur.)