Evlat, büyük ni'mettir. Ni'metin kıymeti bilinmezse, elden gider. Bunun için pedagoji, yani çocuk terbiyesi, İslâm dîninde çok kıymetli bir ilimdir. Peygamber efendimiz;
(Bütün çocuklar Müslümânlığa uygun ve elverişli olarak dünyâya gelir. Bunları, sonra anaları, babaları Hıristiyan, Yahûdî ve dinsiz yapar) buyurmuşlardır.
Bu hadis-i şerîf, Müslümânlığın yerleştirilmesinde ve yok edilmesinde en mühim işin, gençlikte olduğunu bildirmektedir. Bunun için her Müslümânın birinci vazîfesi, evlâdına İslâmiyeti ve Kur'ân-ı kerîmi öğretmek olmalıdır. Bir hadîs-i şerîfte;
(Zevcesinin ve çocuklarının haklarını îfâ etmeyenin namâzları, oruçları kabûl olmaz) buyuruldu.
İslâm dininin temeli, îmânı, farzları ve harâmları öğrenmek ve öğretmektir. Allahü teâlâ, Peygamberleri bunun için göndermiştir. Gençlere bunlar öğretilmetiği zamân, İslâmiyet yıkılır, yok olur. Allahü teâlâ, Müslümânlara emr-i ma'rûf yapmayı emrediyor. Yani benim emirlerimi bildiriniz, öğretiniz diyor ve nehy-i anilmünkeri emrediyor. Yani yasak ettiğim harâmları bildiriniz ve yapılmasına râzı olmayınız, diyor. Peygamber efendimiz;
(Birbirinize Müslümânlığı öğretiniz. Emr-i ma'rûfu bırakır iseniz, Allahü teâlâ, en kötünüzü başınıza musallat eder ve duâlarınızı kabûl etmez) buyurmuştur.
İmâm-ı Gazâlî hazretleri Eyyühel-veled kitâbında buyuruyor ki:
"Her Müslümân, terbiye edici bir üstâda muhtâçtır. Üstâd onu terbiye ederek, kötü huylardan kurtarır. Bunların yerine iyi huyları yerleştirir. Terbiye etmek, çiftçinin tarladaki dikenleri, zararlı otları temizleyerek ektiği tohumların kuvvetli, iyi olmasına çalışması gibidir. Allahü teâlâ, kullarına doğru yolu göstermek için, Peygamber gönderdi. Peygamber vefât edince, Ona vekîl olarak evliyâyı yarattı. Allahü teâlânın sevgili kulu olan bir mürşid-i kâmil, yetişmiş ve yetiştirebilen bir rehber, mahâretli, mesleğinde mütehassıs bir doktor gibidir. Talebesinin ıslahı ve yetişmeleri için ne lâzım olursa, ona göre muâmele eder. Kimisine sert muâmele eder. Çünkü iltifat ona zararlıdır. Bâzısına da yumuşak muâmele eder. Her talebe meşrebine, yapısına, huyuna göre terbiye edilir. Eğer bunun tersi yapılırsa, rehber ne kadar mâhir olursa olsun talebe onu herhangi bir sûretle inkâra kalkışır. Buna gücü yetmezse istikâmetine zarar verir. Güneş her meyveye ve bitkiye yapısına göre parlar. Meyve tatlı ise tadını, acı ise acılığını artırır. Mürşid-i kâmiller de talebenin meşrebine, hâline bakıp ona göre yetiştirirler..."
Netice olarak evlat, ana baba elinde bir emânettir. Çocukların temiz kalbleri kıymetli bir cevher gibidir. Mum gibi, her şekli alabilir. Küçükken, hiçbir şekle girmemiştir. Temiz bir toprak gibidir. Temiz toprağa hangi tohum ekilirse, onun meyvesi hâsıl olur. Çocuklara îmân, Kur'ân ve Allahü teâlânın emirleri öğretilir ve yapmaya alıştırılırsa, din ve dünyâ saâdetine ererler. Bu saâdette anaları, babaları ve hocaları da ortak olur. Eğer bunlar öğretilmez ve alıştırılmaz ise, bedbaht olurlar. Yapacakları her fenâlığın günâhı, ana, baba ve hocalarına da verilir.