"Fitne, adam öldürmekten kötüdür"

A -
A +
"Hakîkî bir Müslüman, fitne çıkarmaktan şiddetle kaçar. Kulağını kötü söz işitmekten, dilini de kötü söz söylemekten korur..."

Fitne; ayrılık, karışıklık, kargaşa, insanı hak ve hakîkatten saptıracak şeyler demektir. Kısaca fitne; insanları sıkıntıya, belâya düşüren, Müslümanların zararına sebep olan işler, sözler ve düşmanlığa sebep olan şeylerdir. Bekara sûresinin 191. Âyet-i kerimesinde meâlen;
(Fitne, adam öldürmekten daha kötüdür) buyuruldu.
İmâm-ı Rabbânî hazretleri bir talebesine hitâben buyuruyor ki:
"Tekrâr tekrâr yazıyorum ki, şimdi, günâhlarımıza tövbe edecek, Allahımızdan af dileyecek zamândayız. Fitnelerin çoğaldığı bu zamânda, eve kapanıp, kimse ile görüşmemelidir. Fitneler, neredeyse yağmur gibi yağarak, her yeri kaplayacak. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
(Kıyâmet kopmadan evvel, her yeri fitneler kaplayacak. Fitnelerin zulmeti, ortalığı karanlık gece gibi yapacak. O zamân, evinden mü'min olarak çıkan kimse, akşam kâfir olarak evine dönecek. Akşam mü'min olarak evine gelen, sabâh kâfir olarak kalkacak. O zamân oturmak, ayakta kalmaktan hayırlıdır. Yürüyen, koşandan dahâ iyidir. O zamân oklarınızı kırınız! Yaylarınızı kesiniz. Kılınçlarınızı taşa çalınız! O zamân, evinize birisi gelince, Âdem nebînin iki oğlundan iyisi gibi olsun!)
Eshâb-ı kirâm, bunu işitince;
-O zamânda bulunacak Müslümânlara ne yapmayı emredersiniz dediler. Cevâbında;
-Evinizin eşyâsı olunuz! Öyle fitne zamânında, evinizden dışarı çıkmayınız! buyurdu."
Bir gün Ahmed bin Acîl hazretlerine birisi gelir ve topluluk içinde çeşitli meseleler sorar. Ahmed bin Acîl hazretleri suâllerin bir kısmını cevaplandırıp, bir kısmına cevap vermez. Soran kişi bunları bilmediğini sanır. Oradaki topluluk dağılıp kimse kalmayınca, Ahmed bin Acîl hazretleri odasına çekilir. Hizmetçisine, soru soran kişinin yanına getirilmesini emreder. O kimse odasına girince;
-Kardeşim bu sorularının cevabını herkes anlayamaz. Zihinler karışır, fitne çıkar. Şimdi sana îzâh edeyim buyurur ve teker teker îzâh eder. Soru sâhibi gerçeği anlayıp kötü zannına tövbe edip af diler.
İmâm-ı Şa'bî hazretleri;
"Fitne çıkaran âlimden ve câhil âbidden, çok ibâdet edenden sakınınız. Bunların hâline gönlünü kaptıran için ikisi de fitnedir. Hem de çok tehlikelidir" buyurmuştur.
Peygamber efendimiz, zaman zaman;
(Yâ Rabbî! Bana hayırlı işler yapmak, çirkin şeyleri terk etmek ve fakîrleri sevmek nasîb eyle! Kavmim arasında fitne çıkarmak istediğin zamân, fitneye karışmadan canımı al!) diye duâ ederlermiş. İmâm-ı Kurtubî hazretleri;
"Bu hadîs-i şerîf, fitneden sakınmak, ona karışmamak lâzım olduğunu, fitneye karışmaktansa, ölmenin hayırlı olacağını açıkca göstermektedir" demektedir.
Netice olarak, Ebû Abdurrahmân es-Sülemî hazretlerinin buyurduğu gibi:
"Hakîkî bir Müslüman, kötü arkadaşlardan sakınır. Âlimlerin sohbetlerini kaçırmaz. Kendisinden daha fakir olanlarla oturup kalkar ve bunu kendisi için bir aşağılık olarak düşünmez. Allahü teâlâdan korkar, ümîdini kesmez ve kadere rızâ gösterir. Verdiği sözü yerine getirir. Yaptığı iyiliği başa kakmaz. Fitne çıkarmaktan şiddetle kaçar. Kulağını kötü söz işitmekten, dilini de kötü söz söylemekten korur."