"Fitne çıkarana Allah la'net etsin!"

A -
A +
Müslümân, fitne çıkarmaz, içinde yaşadığı devlete karşı isyân etmez, fitneye karışmaz, kanûnlara karşı gelmez. İmâm-ı Rabbânî hazretleri bir talebesine hitaben buyuruyor ki:
"Yavrum; fitnelerin yayıldığı, fesâtların çoğaldığı zamânlar, tövbe ve istiğfâr zamânıdır. Kenâra çekilmeli, fitnelere karışmamalıdır. Fitneler çoğalıyor. Gün geçtikce yayılıyor. Peygamber efendimiz;
(Kıyâmet yaklaştıkça, fitneler çoğalır. Gece başlarken karanlığın artması gibi olur. Sabâh evinden mü'min olarak çıkan çok kimse akşam kâfir olarak döner. Akşam mü'min iken, gece safâlarında îmânları gider. Böyle zamânlarda, evinde kapanmak fitneye karışmaktan hayırlıdır. Kenârda kalan, ileri atılandan hayırlıdır. O gün oklarınızı kırınız, silâhlarınızı, kılınçlarınızı bırakınız! Herkesi tatlı dil ile, güler yüzle karşılayınız! Evinizden çıkmayınız!) buyuruyor. Bir hadîs-i şerifte de;
(Yeryüzünü küfür kaplamadıkça ve her yerde küfür ve kâfirlik yapılmadıkça, hazret-i Mehdî gelmez) buyuruldu.
Bundan anlaşılıyor ki, hazret-i Mehdî çıkmadan evvel, küfür ve kâfirlik her tarafa yayılacak, İslâm ve Müslümânlar garîb olacaktır. Peygamber efendimiz, âhir zamânda, Müslümânların garîb olacaklarını haber vermiş ve;
(Herc, fitne zamânında yapılan ibâdet, Mekke'den Medîne'ye benim yanıma hicret etmek gibidir) buyurmuştur.
Fitne ve fesât zamânında, polisin, askerin ufak bir hareketi, rahatlık ve sükûnet zamânlarında yapacakları hareketlerinden kat kat daha kıymetli olduğunu herkes bilir. Fitne yok olduğu zaman gösterecekleri kahramanlıkların kıymeti yoktur. O hâlde ibâdetlerin en kıymetlisi ve kabûl olunanı, fitnelerin yayıldığı zamânlarda yapılanlardır. Kıyâmet günü, makbûl olanlardan, kurtulanlardan olmak istiyorsanız, Allahü teâlânın râzı olduğu, beğendiği iyi işleri yapınız! Sünnet-i seniyyeye, yani Resûlullah efendimizin yoluna sarılınız! Bu yola uymayan hiçbir şey yapmayınız! Eshâb-ı Kehf, her tarafı fitne kapladığı zaman, bir hicret yapmakla, yüksek dereceye kavuştular. Siz, Muhammed aleyhisselâmın ümmetisiniz. Ümmetlerin en iyisi olan ümmettensiniz. Ömrünüzü, oyun ve eğlence ile ziyân etmeyiniz! Çocuklar gibi, top oynamakla vaktinizi elden kaçırmayınız!"
Müslümânlar bu nasîhatlere uymalı, din câhillerinin isyâna teşvîk eden, fitneyi körükleyen zararlı, uydurma kitâplarına aldanmamalıdır. Müslümân devlet olsun, kâfir devlet olsun, âdil olsun, zâlim olsun, kendi devletine isyân etmeye, vatandaş kanı dökmeye, birbirine saldırmaya cihâd değil, fitne, fesât çıkarmak denir. Peygamber efendimiz;
(Fitne çıkarana Allah la'net etsin!) buyurdu.
Netice olarak Müslüman, fitne çıkarmaz ve sebep de olmaz. Zira Ehl-i sünnet âlimleri, siyâsete karışmamış, hükûmette vazîfe almamış, yazıları ile, sözleri ile hükûmet adamlarına nasîhat vermişler, onlara hak ve adâlet yolunu göstermişlerdir. Bâzı câhil din adamları, Ehl-i sünnet âlimlerinin yolundan ayrılarak, devlet işlerine karışmış, asıl vazîfeleri olan öğrenmek ve öğretmek saâdetini ihmâl ederek, kendilerine de, Müslümânlara da faydalı olamamışlardır.