Günâh işleyenin boynu bükük olur

A -
A +

Ucub sâhibi yani kendini ve yaptığı iyilikleri beğenen kimse, hep ben, ben der. Her türlü sözünün kabûl olunmasını ister. Halbuki günâh işleyenin boynu bükük olur, tövbe edebilir...
İnsanı, kendisini ve yaptığı iyilikleri beğenmeye sürükleyen sebeplerin başında, cehâlet ve gaflet gelmektedir. Bu hâlden kurtulmak için, her şeyin Allahü teâlânın dilemesi, yaratması ile meydâna geldiğini ve akıl, ilim, ibâdet etmek, mâl, mevki gibi kıymetli ni'metlerin, Allahü teâlânın lutfü ve ihsânı olduklarını düşünmek lâzımdır.
Ni'met, insana faydalı olan, tatlı gelen şey demektir. Bütün ni'metleri gönderen Allahü teâlâdır. Ondan başka yaratıcı ve gönderici yoktur. Eshâb-ı kirâmdan bâzıları, Huneyn gazâsında, askerin çokluğunu görerek; "Artık biz hiç mağlûp olmayız, yenilmeyiz" dediler. Bu sözler Resûlullah efendimizin mübârek kulağına gelince, üzüldüler. Bunun için, harbin başlangıcında nusret-i ilâhî yetişmeyip, mağlûbiyet başladı. Sonra, Cenâb-ı Hak merhamet ederek, zafer nasîb eyledi...
Dâvut aleyhisselâm, duâ ederken; (Yâ Rabbî! Evlâtlarımdan birkaçının namâz kılmadığı hiçbir gece yoktur ve oruç tutmadığı hiçbir gün geçmemiştir) demişti. Buna karşılık Allahü teâlâ; (Ben dilemeseydim, kuvvet ve imkân vermeseydim, bunların hiçbiri yapılamazdı) buyurdu.
Dâvut aleyhisselâmın bu sözü gayret-i ilâhiyyeye dokundu, târih kitâplarında yazılı olan sıkıntıların başına gelmesine sebep oldu...
Kibre, kendini büyük bilmeye sebep olan şeyler, ucba, kendini ve yaptıkları iyilikleri beğenmeye de sebep olurlar. Bunun için Allahü teâlânın ni'metlerine şükretmek, büyük bir ni'mettir. Hadîs-i şerîfte; (Üç şey, insanı felâkete sürükler: Buhl, hevâ ve ucb) buyuruldu.
Buhl yani cimri olan, Allaha ve kullara karşı olan hakları, vazîfeleri ödemekten mahrûm olur. Hevâsına yani nefsinin arzûlarına uyan ve nefsini beğenen kimse, muhakkak felâkete düçâr olur. Peygamber efendimiz bir hadîs-i şerîflerinde; (Günâh işlemezseniz, dahâ büyük günâha yakalanmanızdan korkarım. O da, ucubdur) buyurmuşlardır.
İmâm-ı Gazâlî hazretleri de; "Bütün kötülüklerin başı, kaynağı üçtür: Haset, riyâ, ucub. Kalbini bunlardan temizlemeye çalış!" buyurmuştur...
Netice olarak, ucub sâhibi yani kendini ve yaptığı iyilikleri beğenen kimse, hep ben, ben der. Toplantılarda baş tarafta bulunmak ister. Her türlü sözünün kabûl olunmasını ister. Halbuki günâh işleyenin boynu bükük olur, tövbe edebilir. Ucub sâhibi ise, ilmi, ameli ile mağrûr ve egoist olur. Tövbe etmesi de güç olur. Günâh işleyenlerin iniltileri, Allahü teâlâya, tesbîh çekenlerin övünmesinden iyi gelir. Ucbun en kötüsü, hatâlarını, nefsinin hevâsını beğenmektir. Hep nefsine uyar, nasîhat kabûl etmez. Başkalarını câhil sanır. Hâlbuki, kendisi çok câhildir...