"Halkın işi gücü, fitne, fesat olunca..."

A -
A +

 İnsanları sıkıntıya sokmak, belâlara, musibetlere düşürmek, huzurlarını bozmak, fitne çıkarmaktır. Fitne, fesat çıkarmak ise, harâmdır. Haksız yere adam öldürmekten dahâ büyük günâhtır.  Hadîs-i şerîfte;

(Fitne, uykudadır. Bunu uyandırana Allah lanet etsin!) buyuruldu. 
Fitne çıkarmak, ortalığı karıştırmak, felâkete sebep olmaktır ki, harâmdır, büyük günâhtır. İnsanların rahatını, huzûrunu bozmak da, fitne çıkarmaktır ki, harâmdır. Bekara sûresinin 217.  âyetinde meâlen;
(Fitne çıkarmak, öldürmekten daha kötüdür) buyurulmuştur. Hadîs-i şerîfte;
(Fitne çıkarmayınız! Söz ile çıkarılan fitne, kılıç ile olan fitne gibidir. Zâlimlere, fâcirlere milleti çekiştirmekten, yalan ve iftirâ söylemekten hâsıl olan fitne, kılıç ile yapılan fitneden dahâ zararlıdır) buyuruldu.

"FİTNECİLERLE DOST OLMA!.."
Tâc-ül-Ârifîn Seyyid Ebü'l-Vefâ hazretleri;
"Dünyâya aşırı düşkün, mağrur ve fitneci kimselerle dostluk kurup onların bulunduğu yerlerde dolaşmayın. Bunlarla birlikte olanın gideceği yer Cehennemdir" buyurmuştur.
İmânı olan, ibâdetlerini yapıp günâhlardan kaçınan bir kimsenin, yalan, dedikodu, iftirâ, alay gibi hareketlerle Müslümânları incitenlerle konuşmaması, böylelerini sevmemesi lâzımdır. Ahmed Siyâhî hazretleri, oğluna -aslında hepimize- nasihat olarak buyuruyor ki:
"Ey oğlum! Selâmeti, kurtuluşu istikâmet ve doğruluktan başka bir şeyde, Allahü teâlânın rızâsına kavuşmayı Resûlullah efendimize tâbi olmak, ona uymaktan başka bir yolda arama. Kendini hiç kimseden faziletli, üstün zannetme. Birisi senin hakkında nemmâmlık, koğuculuk ve hasetçilik yaparsa, ona mâni olmak için kendini zahmete sokma, onun işini Allahü teâlâya bırak. Çünkü bu yolda öyle Allah adamları vardır ki, Allahü teâlânın izni ile fitne fesat sebebini göz açıp kapayıncaya kadar söküp atarlar. Sen kıymetli ömrünü Resûlullah efendimizin sünnet-i seniyyesine uymakla geçir. Allahü teâlânın emirlerini yerine getirmekte kınayanın kınamasından korkma. İbâdet ve tâatin güçlüklerine karşılık ecir ve sevâba kavuşacağını düşünerek sabır ve tahammül et, nefsini dâimâ hesâba çek. Vakitlerini dînin emirlerine uymakla kıymetlendir. Çok önemli olan vakit sermayeni kıymetlendirmeye gayret eyle. Çünkü geçen zaman bir daha geri gelmez. Yarına çıkıp çıkmayacağın ise belli olmadığından yarını beklemek, yarın yaparım demek, üzüntü ve pişmanlığa yol açar. O halde sakın, sakın elinde bulunan vaktini mâlâyâni, dünya ve âhirete faydası olmayan Allahü teâlânın râzı olmadığı, beğenmediği şeyler ile zâyi etme. İçinde bulunduğun anda Allahü teâlânın râzı olduğu beğendiği şeylere sarıl. Tevâzu ve alçak gönüllülükte toprak gibi, başkasına fayda vermekde meyveli ağaç gibi, cömertlikte akan nehir gibi, ihsân ve iyilik yapmakta deniz gibi, mâlâyâni, faydasız şeyleri konuşmamakta, sükût ve susmakta cansız varlıklar gibi, ayıpları örtmekte karanlık gece gibi olmaya çalış. Kalbin görmemesi, kalb katılığından hasıl olacağından, dâimâ günahların için ağlayıp sızla, âh et. Nazargâh-ı ilâhî olan kalbi, haramlara ve Allahü teâlânın yasak ettiği şeylere yöneltmekten sakın. Akrabâyı ziyâret ve onlara iyilik etmeyi ihmâl etme. Âhiret kardeşlerini, iyi arkadaşlarını arttırmaya çalış. Her zaman onlarla sohbet lâzımdır. Evliyânın büyükleri; 
'Allahü teâlâ ile beraber olunuz. Buna gücünüz yetmezse, Allahü teâlâ ile beraber olanlarla olunuz ki, sizi Allahü teâlâya kavuştursunlar' buyurmuşlardır."

"SALİHLERLE SOHBET ET"
Mimşâd ed-Dîneverî hazretleri;
"Sâlihlerle sohbet etmek, onlarla berâber bulunmak kalpte iyilik meydana getirir. Bozuk kimselerle sohbet etmek ve onlarla berâber bulunmak kalpte fesat ve kötülük meydana getirir" buyurmuştur.
Netice olarak, fitne, fesat çıkarmak, dedikodu yapmak, gıybet etmek, laf taşımak,  insanların huzûrunu bozmak, harâmdır, günahtır. Fitneye sebep olmak veya mâni olmamak, dedikoduya, gıybete devam etmek, Allahü teâlânın ihsân ettiği nimetlerin elden çıkmasına ve gadâbının harekete geçmesine sebep olur. A'meş lakabı ile meşhûr olan Süleymân bin Mihrân hazretlerinin buyurduğu gibi:
"Halkın işi gücü, fitne, fesat olunca, şerliler, kötüler, onların başlarına geçer."