"Haram olan emirlerine itâat etmeyiniz!"

A -
A +

Ananın, babanın, kadın kocasının ve hiç kimsenin, İslâmiyete uymayan emri dinlenilmez, yapılmaz. Fakat, böyle durumlarda da, anaya, babaya ve herkese, yine tatlı dille söylemeli, hiç kimseyi incitmemeli, kalbini kırmamalıdır. Ana-baba kâfir ise bile, evlâdın, onları kiliseden, meyhâneden, sırtında taşıyarak bile, geri getirmesi lâzımdır. Fakat böyle yerlere götürmesi lâzım değildir.

Anaya, babaya itâat ve ihsân etmelidir. Mubâh olan ve günâh olmayan şeylerdeki emirlerini yapmalıdır. Kadının da, kocasının günâh olmayan emirlerini yapması, günâh olanları ise yapmaması lâzımdır. Her memûr ve ast için de durum böyledir.
Hiç kimseye, günâh işlemeyi emrettiği için, karşı gelinmez, isyân edilmez. Mubâh olan işler için verdikleri emirleri yapmak, vâcib değil ise de, câizdir. Tâat olan işlerdeki emirlerini yapmak vâcibdir. Yapması câiz olmayan emirlerine karşı isyân etmemeli, yumuşak, tatlı dil ile özür dilemelidir. Ana-baba ve âmir, müdür, en kötü günâhı, hattâ küfrü bile emretse veyâ kendileri kâfir ise, onlara karşı gelmek, yine câiz olmaz. 

İSYAN ETMEK CAİZ DEĞİLDİR
Ana-baba âciz ve fakîr iseler ve gayr-i müslim bile olsalar, nafakaları, çocuğa vâcibdir. Dedeler, nineler de, ana-baba gibidir. Ana-baba, gayr-i müslim olsalar da, hizmet etmek, ihsânda bulunmak vâcibdir. Küfre teşvîk edenlerine gidilmez.
Anaya, babaya, ilim öğreten üstada, ustaya ve içinde yaşadığı ülkenin hükûmetine isyân etmek, karşı gelmek câiz değildir. İslâmiyetin yasak ettiği bir şeyi emrederlerse, isyân etmemeli, suç ve günâh işlememelidir. Siyer-i Kebîr şerhinde buyuruluyor ki:
"Ana-babaya iyilik etmek, onları zarardan ve sıkıntıdan korumak farz-ı ayndır. Cihâda gitmek ise, farz-ı kifâye olduğundan, ana-babadan izin olmadıkça harbe gitmek helâl olmaz. Ana-baba kâfir de olsalar, onlara iyilik etmek, hizmet etmek farzdır. Ticâret, hac ve ömre için ana-babadan izinsiz sefere gitmek câizdir. İlim öğrenmek için gitmek de öyledir. Zîrâ bunlarda, harb gibi, ölüm tehlikesi olmadığından, ayrılık hüzünleri, kavuşmak ümîdi ile zâil olur.
Ana-babanın ve üstâdın, ustanın günâha sokacak olan emirlerine itâat lâzım değildir. Meselâ, hırsızlık, birini öldürmek, yol kesicilik için veyâ zinâ için bir kadını bir yere gönderirlerken, orada buna mâni olabilecek bir adam bulunsa, fakat bu adamın mâni olmasına anası, babası izin vermese, bunları dinlemeyip mâni olması lâzımdır. Zîrâ, günâha mâni olmak, farz-ı ayndır. Ana-babaya itâat ise, günâh olmayan emirleri için, farzdır. Ana-babanın farzı terk ettirmesi günâh olduğundan bu emirleri yapılmaz. Nisâ sûresi 59. âyetinde meâlen; (Ey mü'minler! Peygamberime ve sizden olan, âmirlerinize itâat ediniz!) buyuruldu. Günâh olmayan emirlere itâat lâzımdır. Peygamber efendimiz bir yere ufak bir askerî birlik göndermişti. Başlarına da bir kumandan tayîn etmişti. Âmirleri, bunlara kızıp, büyük bir ateş yaktırdı ve;
-Bu ateşe giriniz, bana itâat farzdır dedi. Askerlerin bazısı;
-Girelim, dedi. Bir kısmı da;
-Biz ateşten kurtulmak için Müslümân olduk, girmeyelim, dedi ve girmediler. Peygamber efendimiz  bunu haber alınca; 
(Eğer itâat edip girselerdi, Cehennemde ebedî kalırlardı) buyurdu. Bir hadîs-i şerîfte; (Üzerinize âmir tayin edilen Müslümân, her kim olursa olsun, harâm ile emretmedikçe, ona itâat ediniz! Harâm olan emirlerine itâat etmeyiniz!) buyuruldu. İtâat etmemek başkadır. İsyân etmek, karşı gelmek başkadır. Bu iki şeyi birbirine karıştırmamalıdır."

SERT SÖYLEMEK UYGUN OLMAZ
Gayr-i müslim olan âmirlerin, din düşmanlarının İslâmiyete uygun olan emirleri, İslâmiyete uymak niyeti ile yapılır. 
Netice olarak, ananın, babanın, üstâdın, ustanın ve içinde yaşadığı ülkenin hükûmetinin harâm olan şeyleri emretmeleri hâlinde, bunlara isyân edilmez, karşı gelinmez. Bu emirleri, dinde günâh olmayacak ve kanûnunda suç olmayacak şekilde yapılır. Meselâ bir adama anası evlenme derse veyâ falanca kızı almayacaksın yâhut âileni bırakacaksın derse veyâ falanca âlime gidip dînini öğrenmeyeceksin derse, bu sözleri İslâmiyetin îcâb ettirdiği bir sebep ile değil ise, itâat îcâb etmez. Fakat, yine de sert söylemek, karşılık vermek câiz değildir...