Kemâl; olgunluk, mükemmellik, eksiksiz olma anlamlarına gelir. Olgunlaşmış, kemâle ermiş olana da, kâmil denir. Zevâl ise; yok olma, sona erme anlamındadır.
Allahü teâlâ, Hâlıktır yani yaratandır ve bâkidir, sonsuzdur. Yaratılanların hepsi ise mahlûktur ve fânidir yani yok edilmek üzere yaratılmışlardır. Bu dünyâda, her mahlûk için bir kemâl, olgunluk ve bir de zevâl yok olma zamanı vardır. Cenâb-ı Hak, ezelde böyle dilemiş ve böyle yaratmıştır. Bunu hiç kimse değiştiremez, değiştirmeye gücü de yetmez.
Cennet ve Cehennem mahlûk olmasına rağmen, Allahü teâlâ bu ikisini sonsuz kalacak şekilde yaratmış ve her ikisini de doldurmayı vâdetmiştir. Dünyâdaki bedeni, ölüm denilen zevâl ile son bulan insân, yeniden diriltilip, bu iki yerden birinde sonsuz olarak kalacaktır. Bunun için, "Dünya fâni, âhıret bâki" denmiştir. Peygamber efendimiz de;
(Dünyâ sizin için yaratıldı. Siz de âhıret için yaratıldınız! Âhırette ise, Cennetten ve Cehennem ateşinden başka yer yoktur) buyurmuşlardır.
"ÖLÜM SİZE VÂDOLUNMUŞTUR"
İnsân, bedenen kemâle erdiği, yaşlanıp olgunlaştığı zaman, ölüm denen zevâl yani yok olma ile karşı karşıyadır. Hayvanlar, bitkiler ve bütün canlılarda da durum aynıdır. Cansız varlıklar yani bütün yıldızlar ve gezegenler için de, bu akıbet yani son, kaçınılmazdır. Bütün mahlûklar, kemâle erdiği, kendileri için verilen süre tamamlandığı ândan itibaren, zevâlden, yok olmaktan kurtulamazlar.
Muhammed bin Kutbüddîn-i İznîkî hazretleri, Miftâh-ul Cennet isimli kitabında buyuruyor ki:
"Ey biçâreler, siz ölümden kaçarsınız. Filân öldü, ben dahî onun yanında bulunacak olursam, bana dahî, bulaşır dersiniz. Ve bulaşıcı hastalık filân mahalleye geldi diyerek, başka yere kaçarsınız.
Ey biçâreler, nereye kaçarsınız! Ölüm size vâdolunmuştur. Ecel ileri gitmez! Hak teâlâ size, eceliniz geldiğinde, göz açıp yumuncaya kadar vakit vermez. Takdir olunandan ne fazla ve ne de eksik olur.
Hak teâlâ, emrini, her nerede hükmettiyse, o kişi, malını ve evlâdını cümleten bırakıp, o mahalle gider. Ve toprağı olan memlekete varmayınca, canını almaya emrolunmaz.
Herkes, eceli geldiğinde ölür. A'râf sûresi 33. âyetinde meâlen;
(Ecelleri geldiği zamân, onu az zamân ileri ve geri alamazlar) buyuruldu.
Hak teâlâ, sizin günde ne kadar nefes alıp verdiğinizi bilicidir. Ve levh'e yazmıştır. Melekler, gözetirler, vakti gelince, melek-ül-mevte, ölüm meleğine haber verirler."
Cenâb-ı Hak, dünyâyı ve dünyânın içindeki bütün güzellikleri zevâl yani yok edilmek üzere yaratmıştır. Akıllı bir kimse, geçici ve yok edilmek üzere yaratılan bu güzelliklere aldanmaz, bunlar için zamanını harcamaz. Peygamber efendimiz;
(Dünyâya, burada kalacağınız kadar, âhırete de, orada kalacağınız kadar çalışınız!) buyurmuştur.
İmâm-ı Rabbânî hazretleri, bir talebesine hitaben buyuruyor ki;
"Fırsatı ganimet, vakitleri ise çok kıymetli ni'met bilmelidir. Modaya, âdetlere uymakla ele bir şey geçmez. Yalan sözlerden, kaçamak davranışlardan ancak zarar ve ziyân ele geçer. Peygamber efendimiz;
(Helekel-müsevvifûn) buyurdu. Yani sonra yaparım diyenler helâk oldular. Bugünkü ömrü vehim ve hayâl için harcamak ve hayâl olan şeyleri ele geçirmek için, mevcût olanları elden kaçırmak çok çirkin bir iştir. Elde bulunan şeyi, en ehemmiyyetli, en kıymetli şey için kullanmak gerekir."
ÂHİRET BÂKÎ, DÜNYA FÂNİ
Akıllı kimse, zevâl üzere yaratılmış olanlara tutulup kalmaz, bunlara gönül bağlamaz. Zira Resûlullah efendimiz;
(Dünyâ, geçilecek bir köprü gibidir. Bu köprüyü tamîr etmekle uğraşmayın. Hemen geçip gidin!) buyurmuştur.
Fudayl bin İyâd hazretleri, sevdiklerine sık sık;
"Dünyânın tamâmı altından olsaydı, yine yok olurdu. Âhiret ise, çanak, çömlek gibi topraktan olsaydı, yine bâkî, sonsuz olurdu. Akıllı kimse, geçici olan dünyâyı, altın da olsa reddeder. Bâkî, sonsuz olan âhireti, çanak çömlek gibi topraktan da olsa kabûl eder. İşin aslı, âhiret bâkî, sonsuz ve altın gibi kıymetlidir. Dünyâ ise, fâni ve çanak, çömlek gibi kıymetsizdir" buyururdu.
Netice olarak, dünyâ ve içindekiler, kendileri için takdir olunan vakit tamam olunca, kemâle erince, "Her kemâlin bir zevâli vardır" hükmü gereğince, zevâl yani yok olmakla karşı karşıyadır...