Allahü teâlâ, insanları, öldükten sonra tekrar dirilterek, hepsini hesâba çekeceğini, îmân edip, iyilik etmiş olanların Cennetlerde lezzetler içinde sonsuz yaşayacaklarını ve Peygamberlerin bildirdiklerine inanmayanların Cehennemde sonsuz azâblar, acılar içinde kalacaklarını haber vermiştir. Nitekim Nisâ sûresinin 122. âyet-i kerîmesinde, meâlen;
(Kötülük yapan, bunun cezâsını bulacaktır) buyurulmuştur.
Zilzâl sûresinin 6, 7 ve 8. âyetlerinde meâlen;
(O gün, insanlar amellerinin karşılığını görmek için, fırka fırka hesâp yerine giderler. Kim zerre miktârı kadar hayır işlemiş ise, onun mükâfâtını görür. Kim de zerre miktârı bir kötülük işlemiş ise, onun cezâsını görecektir) buyurulmuştur.
İnanan, îmân eden ve inanmayan, inkâr eden herkes kıyâmette, dünyâda yapmış olduklarını ve bunların karşılığını mutlaka görür. İtikâdı doğru olan mü'minin, dünyâda iken tövbe etmiş olduğu günâhları affolunup, hayırlarına sevâp verilir. İnkâr edenlerin ve bid'at sâhibi yani itikâdı bozuk olan mü'minlerin hayırları ret olunup, kötülükleri için de cezâ görürler. En büyük ve sonsuz olan cezâ, inkâr etmekten dolayı olur. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
(Âhırette olacaklardan, sizin bildiklerinizi hayvânlar bilselerdi, yemek için et bulamazdınız!)
Hazret-i Ömer bir gün, deve üstünde, bir sokaktan geçiyordu. Birisi Vettûri sûresinin 7. âyetini okuyordu. Bu âyet-i kerimede meâlen;
(Rabbinin azâbı elbette vardır. Onu önleyecek yoktur) buyuruluyordu. Bu âyet-i kerîmeyi işitince, aklı başından gitti, bindiği deveden düştü. Kaldırıp evine götürdüler. Günlerce hasta yattı ve herkes, ziyâretine gelirdi.
Halife Velîd bin Abdülmelik, sâlih, çok ibâdet ve hayrât ve hasenât sâhibi idi. İyilikleri, ihsânları hesâba sığmazdı. Mührünün üzerinde;
"Yâ Velîd, öleceksin ve hesâba çekileceksin!" yazılı idi
İmâm-ı Müstagfirî hazretleri şöyle bir hâdise nakleder:
"Bir grup insan hacca gidiyordu. Mekke'ye yakın bir yerde konakladılar. O grubun yanına bir ceylân geldi. İçlerinden biri ceylânı ayağından yakaladı. Arkadaşları her ne kadar;
-Salıver gitsin, dedilerse de, onlara güldü ve bırakmadı. Ceylân korkusundan küçük ve büyük abdestini bozdu. Sonra o kimse, ceylânı bıraktı. O şahıs öğle vakti, bir kenara çekilip uyudu. O uyurken bir yılan gelip, karnının üzerine çöreklendi. Arkadaşları ona;
-Sakın hareket etme, karnının üzerinde yılan var diye, bağırdılar. O şahıs korkusundan altına büyük ve küçük abdestini yapıncaya kadar, yılan üzerinden ayrılmadı. Böylece ceylâna yaptığının cezâsını gördü."
Netice olarak, insanların ve her şeyin yaratıcısı, yetiştiricisi, her ân tehlikelerden koruyucusu olan Allahü teâlâ, kıyâmet günü herkesi hesâba çekecektir. İmâm-ı Gazâlî hazretlerinin, bir telebesine hitaben buyurduğu gibi:
"Keyfine göre yaşa! Fakat bu yaşaman uzun sürmeyecek, bir gün elbette öleceksin. Gece gündüz düşündüğün, sımsıkı sarıldığın lezzetlerden elbette ayrılacaksın. Dünyânın nesini seversen sev, hepsine vedâ edeceksin! Elinden geleni yap! Fakat unutma ki, her yaptığının hesâbını vereceksin!"