Allahü teâlâ, her şeyi bir sebeple yaratmaktadır. Peygamberler, melekler, insanlar ve yaratılmış olan bütün varlıklar, cenâb-ı Hakkın yaratması için birer sebep, birer vasıtadırlar. Allahü teâlânın âdet-i ilâhiyyesi böyledir, ezelde böyle dilemiştir. Bir insan, kötü işlere de, hayırlı işlere de vasıta olabilir. Hayırlı işlere vasıta olana müjdeler olsun. İnsanların din ve dünya saâdetlerine vasıta olanlar, insanlara yük olmaz, onların yükünü çekerler. Güzel ahlâkın bütün üstünlüklerini kendisinde toplamış olan Hâce Hasan Attâr hazretleri, herkese güzel muâmelede bulunur, hiç kimseyi gücendirmezdi. Talebelerinin mânevî terbiye ve yetişmeleri yükünü aldığı gibi, onların maddî ihtiyaçlarını da kendisi karşılardı. Başkalarının, hele talebe ve sevdiklerinin sıkıntıda olmaları, ona daha çok sıkıntı verirdi. Bu sebeple talebelerinden birisi rahatsızlanıp hasta olduğunda, onun sıhhate kavuşması, ondaki hastalığın kendisine geçmesi için duâ eder ve sıkıntıyı çekmeye râzı olurdu... Bir defâsında, hacca giderken Şîrâz'a uğrar. Şîrâz'ın ileri gelenlerinden birisi de Hâce Hasan Attâr hazretlerinin talebelerindendi ve o günlerde çok ağır hastaydı. Hemen bu talebesini ziyârete gider. Onun, hastalığın tesiri ve elemi ile hâlsiz olduğunu görüp, çok üzülür. Allahü teâlâya duâ edip, bu hastalığın talebesinden alınıp kendisine verilmesini ister. O ânda, hastada iyileşme ve sıhhat alâmetleri görülmeye başlar, sonra büsbütün iyileşir. Hastalığı üzerine aldığı için kendisi hastalanıp yataklara düşer... "KAVUŞMAK VAKTİ YAKLAŞTI" Ahmed Rıfâî hazretleri, vefâtına yakın ishale yakalanır. Hastalık bir ay kadar devâm eder. Hizmetçisi; -Efendim, hiçbir şey yemediğiniz hâlde, bu gelenler neredendir? diye sorunca; -Bu gelenler ettir, dışarı çıkıyor. Artık eridi kalmadı. Yalnız kemiklerimin içindeki ilik kaldı. O da bugün çıkar biter. Yarın da Allahü teâlâya kavuşma günüdür buyurur. İyice ağırlaştığı zaman hizmetçisi; -Efendim! Kavuşmak vakti yaklaştı herhalde deyince; -Evet öyle görünüyor. Hastalığımın şu son zamânında bâzı hâdiseler cereyân etti. İnsanlar üzerine büyük bir belâ gelmekteydi. Bu belâlara karşı kendi vücûdumuzu fedâ edip, bu belânın giderilmesi için, Allahü teâlâya yalvardık, duâmız kabul buyuruldu cevabını verir... Muhammed bin Anân hazretleri, bir gece rüyâsında, Mısır üzerine büyük bir belâ indiğini görür. Bir talebesini gönderip, rüyâsını Ali Havâs hazretlerine bildirir. O da, rüyâyı; "Müjde haberi yok. Fakat bereket olacağı umulur" diye tabir eder. Bir müddet sonra birisi gelir, Ali Havâs hazretlerini yakalar, ellerini, ayaklarını bağlayıp, çok hakâret eder ve Mısır sokaklarında, elleri bağlı olarak dolaştırır. O sırada Muhammed bin Anân hazretleri, Mısır üzerinde olan o belânın kalktığını görür ve yanındakilere; -Gidip bakınız! Ali Havâs hazretleri ne durumdadır der. Onlar da gidip Ali Havâs hazretlerinin bu hâlini görüp durumu haber verirler. Muhammed bin Anân hazretleri olanları öğrenince; -Allahü teâlâya hamdolsun ki, bu ümmet içerisinde, ümmetin belâ ve musîbetlerini yüklenecek olanları da yarattı buyurur ve şükür secdesine kapanır... HAZRET-İ ÖMER'İN KORKUSU! Abdürrahmân bin Avf hazretleri anlatır: "Hazret-i Ömer'i bir gece bir tulumu su ile doldurup, arkasına almış, Medîne-i Münevvere köylerine giderken gördüm. Yorulmuş, dinleniyordu. Kendisine; -Ey mü'minlerin emiri, yorulmuşsunuz! O su tulumunu bana veriniz, biraz da ben götüreyim dedim. Bana cevaben; -Eğer bugün sen benim su dolu tulumumun yükünü götürürsen, yarın benim günâhımın yükünü kim götürür dedi. Ben de; -Sizin ne yükünüz var ki, siz Resûlullah efendimizin dostu ve Onun yolu üzerine yürüyorsunuz dedim. O zaman bana; -Ben Resûlullah efendimizin dostu o zamân olurum ki, bu hilâfetten başa baş yani zararsız olarak kurtulur isem, Resûlullah efendimizin dostu olurum buyurdu." Netice olarak her insan, Allahü teâlâ tarafından ne iş için yaratıldı ise, o işe vasıta olmaktadır. O işin sebepleri, o kimsenin önüne getirilmektedir. Sebepsiz olarak, herhangi bir kimse, bir iş başına getirilmez. Bunun için hadis-i şerîfte; (Çalışınız, herkes, ne iş için yaratılmış ise, o iş, ona kolaylaştırılır!) buyuruldu.