"Herkes yahşî, biz yaman..."

A -
A +

Bir kimsenin kendini ve yaptıklarını beğenmesine, ucub denir. Kişinin kendi yaptıklarını beğenmesi, korkunç bir zehir ve öldürücü bir hastalık olup, ibâdetleri, iyilikleri, ateşin odunu yakması gibi yok eder. Kişinin, ibâdet yaptığı için kendini beğenmesi, egoizmdir. İblîsin, kıymetli bir vazîfesi vardı. Mahlûkları kötülükten temizliyordu. Fakat, kendini beğendiği, büyük sandığı için, hizmetlerinin faydasını göremedi, dünyâda da, âhirette de ziyân etti. Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyor ki: "Allahü teâlâ ilim, kudret gibi bütün sıfatlarından kullarına biraz ihsân buyurmuştur. Yalnız üç sıfatı kendine mahsûstur. Bu üç sıfattan hiçbir mahlûkuna vermemiştir. Bu üç sıfatı, kibriyâ, ganî olmak ve yaratmak sıfatlarıdır. Kibriyâ, büyüklük, üstünlük demektir. Ganî olmak, başkalarına muhtaç olmamak, her şeyin Ona muhtaç olması demektir. Bunun için kibirlenmek, Allahü teâlânın sıfatına, hakkına tecâvüz etmek olur. Bu ise, en büyük günâhtır. Hadîs-i kudsîde; (Azamet ve kibriyâ bana mahsûstur. Bu iki sıfatta, bana ortak olmak isteyenlere, çok acı azâb ederim) buyuruldu. Bu sebeple, din âlimleri, tasavvuf büyükleri, her zamân, Müslümânlara tevâzu, alçak gönüllü olmayı emir buyurmuşlardır. Müslümânlar egoist olmaz. Egoist olanları, Allahü teâlâ sevmez..." "İBÂDETİNE VE İLMİNE ALDANMA!" Ahmed Rıfâî hazretlerine, insanların kendini beğenmesi suâl edilince buyurur ki: "İlminin fazla, amelinin çok olması ile gurûra kapılan kimse, mârifet sâhibi değildir. Çünkü şeytan da pek fazla bilgiye sâhipti. Mantık yürütmek sûretiyle, ateşin topraktan daha hayırlı olduğunu iddiâ etti. Halbuki meleklere hocalık yapıyordu. Sonunda kendinin üstün olduğunu söyleyip kibirlendi. Böylece Allahü teâlânın gadabına uğradı ve lânete müstahak oldu. Ebedî olarak rahmet dergâhından kovuldu. Sakının, çok sakının! İbâdetlerinize, ilminize aldanmayın. Bel'âm-ı Baûrâ ve Bersisa, çok ibâdet edenlerden idi. Fakat nefis ve şeytana uyarak âhiretlerini ziyân edip, rezîl, rüsvâ oldular." İmâm-ı Gazâlî hazretleri buyuruyor ki: "Allahü teâlânın insana yardımına mâni olan perdelerin en kötüsü, ucub yani ayıplarını görmeyip, ibâdetlerini beğenmektir. Îsâ aleyhisselâm buyurdu ki: "Ey havârîler! Rüzgâr, çok ışıkları söndürmüştür. Ucub da, çok ibâdetleri söndürmüş, sevâblarını yok etmiştir." Hadîs-i şerîfte; (Ümmetimin iki kötü huya yakalanmalarından çok korkuyorum. Bunlar, nefse uymak ve ölümü unutup, dünyâ arkasında koşmaktır) buyuruldu. Nefse uymak, İslâmiyete uymaya mâni olur. Ölümü unutmak da, nefse uymaya sebep olur." İnsanın kendini ve yaptıklarını beğenmesinden kurtulmasının ilâcı, iyi işlerini kusûrlu görmesi, bunlardaki gizli çirkinlikleri düşünmesi, böylece, kendinin ve ibâdetlerinin kusûrlu, bozuk olduğunu anlamasıdır. Hattâ, onları beğenilmeyecek, kovulacak bir hâlde bulmasıdır. Bir hadîs-i şerîfte; (Kur'ân-ı kerîm okuyan çok kimse vardır ki, Kur'ân-ı kerîm bunlara la'net eder) buyuruldu. "HERKES BUĞDAY BİZ SAMAN!" İnsan, her şeyi, kendini sevdiği için sever. Çocuğunu, malını sevmesi, onlardan istifâde edeceği içindir. Tasavvuf, insana kendini değil, Allahü teâlâyı sevmesini öğretir. İnsan, kendini sevmekten kurtulursa, evlât, mal ve benzeri şeyleri sevmekten ve kendini beğenmekten de kurtulur. İnsan, kendini beğenmemek için, Allahü teâlânın, kendisine yaptığı ihsânları, nimetleri düşünmelidir. Allahü teâlâ sabredenleri ve iyilik edenleri sever. İnsanlara hizmet edenleri, nasîhat verenleri, tatlı dilli, güler yüzlü olanları, iyi iş yapanlara yardım edenleri sever. Kendini beğenenleri ise sevmez. Netice olarak insan, kendini ve yaptıklarını beğenirse, başkalarını beğenmez ve böylece kendi hatalarını göremez. Bu da onu, dünyada ve âhirette felâkete götürür. Halbuki dinimiz, kendi hatalarımızı görmemizi, düşünmemizi ve düzeltmemizi emretmektedir. Hakîm Süleymân Ata hazretlerinin zaman zaman talebelerine buyurduğu gibi: "Herkes yahşî biz yaman; herkes buğday biz saman..."