İslâm dini, Allahü teâlânın yarattığı bütün mahlûklara karşı, şefkatli, merhametli, yumuşak davranmayı emrediyor. Peygamber efendimiz, birçok hadîs-i şerîflerinde, Müslümânların birbirlerine karşı iyi huylu olmalarını, kardeş gibi yaşamalarını emrettikleri gibi, gayr-i müslimlere karşı da iyi huylu olmalarını, onları incitmemeleri lâzım geldiğini bildirilmiştir. Böyle davranmakla, İslâm dîninin, iyi huylu olmayı, kardeşçe yaşamayı, çalışmayı emrettiği, gayr-i müslimlere de gösterilmiş olur. Böylece iyiliği seven insanlar, seve seve Müslümân olurlar. İslâm dininde cihât etmek farzdır. Cihât etmek, insanları Müslümân yapmaya dâvet etmek demektir. Her Müslümân da, İslâmiyetin emrettiği güzel huylarla bezenip, bu iyi huyları ile, iyilik yapmakla cihât yapar. Bu sebeple, gayr-i müslimlere karşı da, iyi huylu olmak, onları incitmemek, cihât etmek olduğu için, her Müslümâna farz olmaktadır. İŞLERİN EN İYİSİ!.. Bir kimse, Resûlullah efendimize gelerek; -İşlerin en iyisi hangisidir diye suâl edince, Peygamber efendimiz; -Güzel huylu olmaktır buyurur. O kimse, kalkıp, biraz sonra, sağ tarafına gelip, aynı şekilde suâl edince, yine; -İyi huylu olmaktır buyururlar. Aynı kişi, gidip, sonra sol tarafına gelip; -Allahın en sevdiği iş nedir, diye suâl edince, yine; -İyi huylu olmaktır buyurur. Sonra, arkadan gelip tekrar; -En iyi, en kıymetli iş nedir, diye suâl edince, Peygamber efendimiz, yüzünü o kimseye karşı çevirip; -İyi huylu olmak ne demektir anlayamadın mı? Elinden geldiği kadar kimseye kızmamaya çalış! buyururlar. Bir kimse de, Resûlullah efendimize; -Cennete girmeye sebep olan şeylerin başlıcası nelerdir diye suâl edince, Peygamber efendimiz; -Allahü teâlâdan korkmak ve iyi huylu olmaktır cevabını vermişlerdir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Din kardeşine karşı güler yüzlü olmak, ona iyi şeyleri öğretmek, kötülük yapmasını önlemek, yabancı kimselere aradığı yeri göstermek, sokaktan, taş, diken, kemik ve benzerleri gibi çirkin, pis ve zararlı şeyleri temizlemek, başkalarına su vermek hep sadakadır.) Muhammed Ma'sûm hazretleri buyuruyor ki: "Selef-i sâlihînin hâllerini her vakit okumalı ve garîbleri, fakîrleri ziyâret etmelidir. Hiç kimseyi gıybet etmemeli, çekiştirmemeli, gıybet yapana mâni olmalıdır. Emr-i ma'rûfu ve nehy-i münkeri, yani nasîhati elden kaçırmamalıdır. Fakîrlere, mücâhidlere, mal ile yardım etmelidir. Hayır, hasenât yapmalıdır. Günâh işlemekten sakınmalıdır. Muhammed bin Alyâna hazretlerine; -Allahü teâlânın, bir kulundan râzı olduğunun alâmeti nedir? diye sorulduğunda; -İbâdet yapmaktan lezzet alması ve günâhlardan sakınmasıdır, buyurdu. Hadîs-i şerîfte; (Günâhtan nefret eden ve ibâdetten lezzet alan, hakîkî mü'mindir) buyuruldu. Bir Müslümânı gördüğümüzde; 'Benim saâdete kavuşmam, bunun kalbini kazanmakla ve duâsını almakla olabilir' demelidir. Kendini, üzerinde hakkı olanların esîri bilmelidir. Hadîs-i şerîfte; (Üç şeyi yapan, tam mü'mindir: Ehline, zevcesine hizmet eden, fakîrler ile oturup kalkan ve hizmetçisi ile birlikte yiyen, tâm mü'mindir. Allahü teâlâ, Kur'ân-ı kerîmde, mü'minin alâmetlerini böyle bildirdi) buyuruldu. Fakîrlikten korkarak, hasislik, cimrilik yapmamalıdır. Bekara sûresinin 268. âyetinde meâlen; (Şeytân, sizi fakîrlikle korkutur ve fuhuş işlemeye sürükler) buyuruldu. Fakîr olunca üzülmemelidir ki, Allahü teâlâ, servet de ihsân eder. Hakîkî servet, âhirette râhat etmektir. Dünyâ sıkıntıları, âhiret râhatlığına sebep olur. Hadîs-i şerîfte; (Çoluk çocuğu çok ve rızkı az olup, namâzlarını, şartlarına uygun olarak kılan ve Müslümânları gıybet etmeyen, Kıyâmette benimle birlikte haşrolunacaktır) buyuruldu..." HİÇ OLMAZSA SABRET!.. Netice olarak her Müslümanın, İslâmın güzel ahlâkı ile süslenmesi, Müslüman veya gayr-i müslim herkese iyilik etmesi ve kendisine kötülük yapanlara da, iyilikle karşılık vermesi lâzımdır. İyilik yapamadığı zaman, hiç olmazsa sabretmelidir. Bölücü olmamalı, yapıcı olmalıdır. Böyle davranan kimse, dünyâda râhata, huzûra, âhırette de ebedi saâdete kavuşur, âhıretin sonsuz azâblarından da kurtulmuş olur. Zira bütün râhatlıkların, saâdetlerin başı, îmân etmekte ve iyi bir Müslümân olmaktadır.