Hicret, sene başlangıcı oldu

A -
A +
Hicret; sözlük anlamı itibariyle, bir yerden başka bir yere göç etmek anlamındadır. İslâm tarihinde, Resûlullah efendimizin Mekke-i mükerremeden Medîne-i münevvereye göç etmesine Hicret denmektedir.
Peygamber efendimiz 53 yaşında iken, Allahü teâlânın izni ile Mekke-i mükerremeden Medîne-i münevvereye hicret eyledi. Safer ayının 27. Perşembe günü sabah erken evinden çıkarak, öğleden sonra hazret-i Ebû Bekr'in evine geldi. Birlikte Sevr dağındaki mağaraya gittiler. Bu dağın yolu çok bozuk idi. Peygamber efendimizin mübârek ayakları kanadı. Mağarada üç gece kalıp, Pazartesi gecesi yola çıktılar. Bir hafta yolculuktan sonra Eylül ayının 20. ve Rebî-ul-evvel ayının 8. Pazartesi günü Medîne'de Kubâ köyüne geldiler. Rebî-ul-evvelin 12. Cumâ günü Medîne'yi şereflendirdiler.
Mekkeli müşrikler, Resûlullah  efendimize ve Eshâb-ı kirâma  karşı olan düşmanlıklarını günden güne artırarak Müslümânları muhâsara ettiler. Eshâb-ı kirâmın bâzısı, önce Habeşistâna, daha sonra da Medîne-i münevvereye hicret etti. Böylece, Mekke-i mükerremede, hazret-i Ebû Bekir ile hazret-i Alî'den başka kimse kalmamıştı. Hazret-i Ebû Bekir hicret için birkaç kere izin istemiş, fakat Peygamber efendimiz;
(Sen benimle berâber hicret edersin) buyurarak izin vermemiş ve Allahü teâlâdan, hicret için, izin bekliyordu.
Mekkeli müşrikler, Ebû Cehil'in teklifi üzerine Resûlullah efendimizi öldürmeye karar verirler. Kâtilin belli olmaması için de, her kabîleden on iki kadar kimse toplayarak çarşambayı perşembeye bağlayan gece, Resûlullah efendimizin evinin etrâfını kuşatırlar. O ânda Allahü teâlâ hicret etmesi için emir verir ve hazret-i Alî'yi kendi yatağına yatırıp, Yasîn sûresinin 8 âyet-i kerîmesini okuyarak, sabâh olmadan çıkıp, müşriklerin arasından geçip gider. Öğleye kadar, anlaşılamayan bir yerde kalıp, öğle vakti, hazret-i Ebû Bekr'in evine gelirler. O gece, hazret-i Ebû Bekir ile birlikte evden çıkarak, Sevr dağındaki mağaraya giderler. Mağarada üç gece kaldıkdan sonra, Rebî'ul evvel ayının ilk pazartesi günü çıkıp, denize yakın yoldan deve ile Medîne'ye doğru yolcu olurlar. Bir hafta yolculukla, Eylül ayının 21. ve Rebî'ul-evvel ayınan 8. pazartesi günü, Medînede Kubâ köyüne gelirler. Eylülün 23. gününü de burada geçirip, Rebî'ul-evvelin 12. Cuma günü Medîne'ye hareket ederler ve aynı gün vâsıl olurlar.
Hazret-i Ömer halîfe iken, o seneki Muharrem ayının birinci günü, yanî hicretten 70 gün evvel, Müslümânların Hicrî kamerî sene başlangıcı oldu. Müslümânlar arasında sene târihleri, hazret-i Ömer'in  emri ile başladı. Târih başlangıcının, hicret senesi Muharrem ayının birinci günü olması, Eshâb-ı kirâmın söz birliği ile de, kabûl edildi. Mîlâdın 622 senesinde, Allahü teâlânın emri ile, Mekke'den Medîne'ye yapılan bu yolculuğa Hicret denir.
Netice olarak, Muharrem ayı, Kur'ân-ı kerîmde kıymet verilen dört aydan biridir. Muharrem ayının birinci gecesi, Müslümânların kamerî yılbaşı gecesi ve birinci günü de, Müslümânların kamerî senesinin, birinci günüdür.
Hicrî yeni yılınız mübârek olsun...