"Hîle eden bizden değildir"

A -
A +

île; aldatmak, yanıltmak, yapılan işi veya söylenen sözü aslından farklı göstermeye çalışmak, kısaca sahtekârlık demektir. Hîle yapmak, harâmdır, günahtır. Hele dinin emir ve yasaklarında hîle yapmak, felâket olur. Meselâ harâm olan bir şeyi helâl, helâl olanı haram yapmak, farz olan bir ibâdeti kendisine uygun gelecek şekilde değiştirerek yapmak, hak sâhibinin hakkını almasına mâni olmak, haksız bir şekilde mal ele geçirmek için hîle yapmak, hîle-i bâtıla olur ki, çok büyük günâhtır. İmâm-ı Gazâlî hazretleri; "Farz olduktan sonra zekât vermemek için hîle-i bâtıla yapmak haramdır" buyurmuştur. Abdülganî Nablüsî hazretleri ise; "Haramı helâl yapmak için hîle-i bâtıla yapmak Yahûdîlerin âdetidir" buyuruyor. ÇÜRÜK İŞ YAPMAK!.. Müslümanların, İslâmiyete uymaları ve haram işlememeleri için ihtiyatlı yol aramalarına, herhangi bir hususta İslâmiyete uymaya mâni bir durum bulununca o şeyi yapabilmek için kolay olan bir çareye başvurmalarına veya bu sûretle bulunan çıkış yoluna, hîle-i şer'iyye denir ki câizdir. Süleymân bin Cezâ hazretleri; "Âciz olanın, zarûrete düşenin, ibâdetini kaçırmamak veya haram işlememek için hîle-i şer'iyye yapması lâzım olur" buyurmuştur. Her sanat ve işte hîle yapmamak farzdır. Çürük iş yapmak ve bunu müşteriden gizlemek harâmdır. İmâm-ı Ahmed ibni Hanbel hazretlerinden, ayakkabılar için gizli yama yapmayı sorunca; "Kendi giymesi ve müşterînin giymek istemesi ile câiz olup, hîle olarak yapmak yani gizli yamayı, yeni diye satmak günâhtır. Aldığı para harâmdır" buyurmuştur. Malın ayıbını, müşterîden gizlememeli, hepsini, olduğu gibi göstermelidir. Kusûru gizlemek, hıyanettir, mü'minlere, nasîhat etmemektir ve zâlim, âsî olmaktır. Eshâb-ı kiramdan Vâsile bin Eskâ hazretleri buyuruyor ki; "Resûlullah efendimizden işittim, buyurdu ki: (Satılan bir şeyin kusûrunu gizlemek helâl değildir. O kusûru bilip söylememek de, kimseye helâl değildir.) Ayrıca Resûlullah efendimiz bizden söz aldı ki, Müslümânlara nasîhat edelim. Onlara merhamet edelim. Malın kusûrunu saklamak, nasîhat etmemek olur." Mutaffifîn sûresinde meâlen; (Ölçüde ve tartıda hîle yapanlara veyl, yazıklar olsun) buyurulmuştur. Satıcıların, sattıkları malın kusûrunu saklamamaları çok güctür. Eğer bunu başarabilirlerse, büyük cihâd etmiş olurlar. Bu cihâdı kazanmak için, mal alırken dikkat etmeli, kusûrlu mal almamalıdır. Eğer kusûrlu mal alırsa, müşterîye söylemeyi niyyet etmelidir. Eğer aldanırsa, ziyân etmiş olur. Başkasını da zarara sokmamalıdır. Kendisi, başkasına incinince, başkalarını da kendinden soğutmamalıdır. Şunu iyi bilmelidir ki, hîle ile rızık artmaz. Belki, malın bereketi gider. Hîle ile azar azar biriktirilen şeyler, ansızın gelen bir felâketle, birdenbire giderek geride yalnız günâhları kalır. Resûlullah efendimiz; (Ticârete hıyânet karışınca, bereket gider) buyurmuşlardır. Bereket demek, az malın çok faydası olması, çok işe yaraması demektir. Az bir mal, bereketli olunca, çok kimsenin rahat etmesine, çok iyi işlerin yapılmasına yarar. Bereketli olmayan, çok mal vardır ki, sâhibinin dünyâda ve âhirette felâketine sebep olur. O hâlde, malın çok olmasını değil, bereketli olmasını istemelidir. Bereket, emîn olanlarda bulunur. Hattâ çokluk dahî emîn tüccârlarda bulunur. Çünkü her müşterî, emîn tüccâra gider. Hıyânet edenlere kimse gitmez. Bir tüccâr düşünmeli ki, ömrü yüz seneden çok değildir. Âhiretin ise, sonu yoktur. Birkaç günlük ömrünün altın ve gümüşünü arttırmak için, ebedî ömrünü ziyâna sokmayı kim ister? Böyle düşünen bir satıcı hıyânet yapamaz. ZARÛRET OLMADIKÇA!.. Netice olarak, insanlar fâsıktır, kâfirdir diyerek, hîle, hıyânet yapmanın câiz olacağını sanmak doğru değildir. Hîle, hıyânet ve başkalarının haklarına saldırmak harâmdır. Harâmlar, zarûret olmadıkça, hiçbir yerde, hiçbir sebeple helâl olmaz. İslâmın güzel ahlâkını, her yerde tatbîk etmek, herkese örnek olmak lâzımdır. Zira güzel ahlâklı olmak suretiyle Müslümânlığı tanıtmak, Emr-i ma'rûf yapmak olur. Gayr-i müslimlerin haklarına dokunmamak, kimseyi dolandırmamak, aldatmamak, Müslümânlığın îcâbıdır. Hadis-i şerifte buyurulduğu gibi: (Hîle eden, bizden değildir.)