İnsanların, sıhhatli, sağlam, rahat, neşeli yaşamalarına ve âhirette sonsuz saâdete kavuşmalarına sebep olan faydalı şeylere ni'met denir. Allahü teâlâ, çok merhametli olduğu için, kullarına lâzım olan bütün ni'metleri yarattı ve bunlardan nasıl istifâde edileceğini, nasıl kullanılacağını, Peygamberleri ile gönderdiği kitaplarında bildirdi. Bu bilgilere din denir. Allahü teâlâ, ilk insan ve ilk Peygamber olan Âdem aleyhisselâmdan itibaren bir Peygamber vâsıtası ile, insanlara dinler göndermiş ve bunlar vâsıtası ile, insanların dünyâda rahat, huzûr içinde yaşamaları, âhirette de sonsuz saâdete kavuşmaları yolunu bildirmiştir. Saâdete, huzûra kavuşmak için, önce Allahü teâlâya, Peygamberlerine îmân etmeyi sonra da kitaplarındaki emir ve yasaklara uymayı emretmiştir. EMİR VE YASAKLARA UYAN... Dinli olsun, dinsiz olsun, inansın inanmasın, herhangi bir kimse, bilerek veyâ bilmeyerek, Kur'ân-ı kerîmde bildirilen emir ve yasaklara uyduğu kadar, dünyâda rahat ve huzur içinde yaşar. Bu hâl, faydalı bir ilâcı kullanan herkesin, dertten, sıkıntıdan kurtulması gibidir. Zamanımızda, dinsiz, îmânsız çok kimsenin ve Müslümân olmayan, hattâ İslâm düşmanı olan bazı milletlerin birçok işlerinde, başarılı olmaları, rahat, huzur içinde yaşamaları, inanmadıkları, bilmedikleri hâlde, Kur'ân-ı kerîmin emrine uygun olarak çalıştıkları içindir. Müslümân olduklarını söyleyen, âdet olarak ibâdetleri yapan, çok kimsenin ise, sefâlet, sıkıntılar içinde yaşamalarının sebebi de, Kur'ân-ı kerîmin gösterdiği emirlere ve güzel ahlâka uymadıkları içindir. Kur'ân-ı kerîme uyarak âhirette sonsuz saâdete kavuşabilmek için ise, önce buna îmân etmek, inanmak ve bilerek, niyyet ederek uymak lâzımdır. Allahü teâlâ, îmân edenleri ve îmânın îcâplarını yapanları zulmetlerden, sıkıntılardan kurtarır. Bunları huzûra, saâdete kavuşturur. Bunlar, her zamân ve her işlerinde, rahat ve huzur içinde olurlar. Kimyâ-i Se'âdet kitâbında, Ebû Sa'îd-i Hudrî hazretlerinden naklederek buyuruluyor ki: "Resûlullah efendimiz, hayvana ot verir, deveyi bağlar, evini süpürür, koyunun sütünü sağar, ayakkabısının söküğünü diker, çamaşırını yamardı. Hizmetçisi ile birlikte yemek yer ve hizmetçisine yardım ederdi. Pazardan öte beri alıp torba içinde eve getirirdi. Fakîrle, zenginle, büyükle, küçükle karşılaşınca, önce selâm verir ve bunlarla müsâfeha etmek için, mübârek elini önce uzatırdı. Köleyi, efendiyi, beyi, siyâhı ve beyâzı bir tutardı. Her kim olursa olsun, çağırılan yere giderdi. Önüne konulan şeyi, az olsa da, hafîf, aşağı görmezdi. Akşamdan sabâha ve sabahtan akşama yemek bırakmazdı. Güzel huylu idi, iyilik etmesini severdi ve herkesle iyi geçinirdi. Güler yüzlü, tatlı sözlü idi. Söylerken gülmezdi. Aşağı gönüllü ve heybetli idi. Cömert olup, isrâf etmez, faydasız yere bir şey vermezdi. Herkese acırdı ve kimseden bir şey beklemezdi. Saâdet, huzûr isteyen, Onun gibi olmalıdır..." KALBİ TEMİZ OLAN... Müslümânlık, dünyâ ve âhiret saâdetini sağlayan tek yoldur. Allahü teâlânın takdirine inanan bir Müslümân, dünyâda, dâimâ huzûr içindedir. Çünkü bu Müslümân, kendisine gelen hayır ve şerrin Allahü teâlânın takdîri ile ve Ondan gelen her şeyin de, kendisi için iyi olduğuna, kötü zannettiği şeyin sonunun, iyi olacağına inamakta ve böylece felâketlere de, kolaylıkla göğüs germektedir. İşte böyle bir insan, huzûrludur ve Allahü teâlânın da sevgili kuludur. Allahü teâlâ, dinleri, Peygamberleri, kalbleri temizlemek için göndermiştir. Kalbi temiz olan bir kimse, herkese iyilik eder, milletine faydalı olur. Dünyâda, rahat, huzur içinde yaşar ve âhirette de, sonsuz saâdete kavuşur. Netice olarak huzûrsuzluğun kaynağının ilki, dinini bilmemek ve öğrenmemektir. İkincisi ise, bildiklerini, öğrendiklerini tatbik etmemektir. Zira huzûr, Allahü teâlânın emir ve yasaklarını öğrenip bunlara uymakla elde edilir. Herkese dert ve belâ, günâh yolundan, rahat ve huzur da, itâat yolundan gelmektedir...