Hürmet edilecekleri tahkîr etmek

A -
A +

Îmân, Peygamber efendimizin, Allahü teâlâ tarafından, Peygamber olarak, bütün insanlara getirdiği ve bildirdiği emirlerin hepsine itimât etmek ve inanmak demektir. Bu emirlerin, bilgilerin herhangi birine inanmamak, şüphe etmek veya saygısızlık yapmak, küfür yani inkâr etmek olur. Allahü teâlânın gönderdiği Peygamberlere, eshâb-ı kirâma, âlimlere, evliyâya, bunların sözlerine, fıkıh kitâplarına, tâzîm yani hürmet edecekken, tahkîr yani hakaret edilirse, küfür olur yani îmân gider. Ebû Bekr-i Şiblî hazretleri; "Eshâb-ı kirâma tâzîm etmeyen, kıymet vermeyen bir kimse, Resûlullah efendimize îmân etmemiş olur" buyurmuştur. Îmânı gideren bir söz söylemek, yazmak, tâzîm etmemiz emrolunan bir şeyi tahkîr ve tahkîr etmemiz emrolunan bir şeyi tâzîm etmek, îmânı giderir. Büyük bir günâh işleyen kimse, bu işin kötü olduğunu düşünür, yaptığına pişmân olur, üzülür ve Allahü teâlâdan utanırsa, îmânı gitmez. Birgivî vasıyyetnâmesinde buyuruluyor ki: ŞAKA OLARAK YAPSA DA... "Kâfirlerin kullandıkları şeylerin ikinci kısmı, ibâdet olarak yaptıkları, kâfirlik alâmeti olan ve tahkîr etmemiz vâcib olan şeylerdir ki, bunları yapan ve kullanan kimsenin îmânı gider, kâfir olur. Bunlardan meşhûr olanlarını bilmeyerek veyâ şaka olarak yâhut herkesi güldürmek için yapanın da, îmânı gider, kâfir olur." Din düşmanları, Müslümânları aldatmak için, kâfirlerin âdetlerini, bayramlarını, Müslümân âdeti, Müslümânların mübârek günü diyerek anlatıyorlar, tanıtıyorlar. Müslümânlar bunlara aldanmamalı, işin doğrusunu, güvendikleri hâlis Müslümânlara sorarak öğrenmelidir. Bugün bütün dünyâda, gerek îmânı ve küfrü tanımakta, gerekse ibâdetleri doğru yapmakta, câhillik özür değildir. Meşhûr olan din bilgilerini bilmediği için aldanan, Cehennemden kurtulamayacaktır. Allahü teâlâ, bugün, dînini dünyânın her tarafına duyurmuş, îmânı, helâli, harâmı, farzları, güzel ahlâkı öğrenmek kolaylaşmıştır. Bunları, lüzûmu kadar öğrenmek farzdır. Öğrenmeyip câhil kalan, farzı terk etmiş olur. Öğrenmeye lüzûm görmeyen, ehemmiyet vermeyenin ise, îmânı gider, kâfir olur. Dinini doğru olarak öğrenip, seven, kayıran Müslümânlar, birbirine hürmet ederler ve yardımlarına koşarlar. Ramazân-ı şerîfe, oruç tutanlara, câmilere, ezâna, namâz kılanlara, Allah yolunda yürüyenlere sevgi ve saygı gösterirler. Kur'ân-ı kerîm okunurken, sessizce ve saygı ile dinlerler. Kur'ân-ı kerîmi her kitâbın üstünde bulundurup, üstüne bir şey koymazlar. Çalgı ve içki âlemlerinde, oyun arasında, eğlence yerlerinde okumazlar. Kur'ân-ı kerîmi ve bütün muhterem ve mübârek isimleri, yazıları, hakîr ve aşağı yerlerde görünce, hemen kaldırırlar. Kul ve hayvan haklarını gözetirler. İslâmın güzel ahlâkı ile yaşayarak herkesin sevgi ve saygısını toplarlar. ÇOK UYANIK OLMALIDIR!.. Din düşmanları ise, Kur'ân-ı kerîmi, mevlidi, bütün mübârek isimleri, yazıları, hürmetten, kıymetten düşürmeye çalışırlar. Bunları, Allahü teâlânın yasak ettiği yerlerde ve şekillerde okurlar, okuturlar. Müslümânlığın aşağı gördüğü, pis dediği şeyler arasına yazarlar. Karikatürlerde, filmlerde, televizyonlarda, radyolarda, Müslümânlar ile, din büyükleri ve Allahü teâlânın emirleri ile alay ederler. Bütün buralarda Müslümân olarak pis, gülünç bir serseriyi gösterirler. Müslümânları ve Müslümânlığı tahkîr ederek, onu sevimsiz ve nefrete şâyân olarak tanıtırlar. Müslümânlar, bu gibi gösterileri, sözleri, yazıları ve gazeteleri, görmeye, dinlemeye gitmemeli, almamalı ve okumamalıdır. Îmânlarını çaldırmamak için, çok uyanık olmalıdır! Netice olarak, tahkîr edilecek yani saygı gösterilmeyecek şeye hürmet etmek, hürmet edilecek şeyi ise tahkîr yani hakaret etmek, insanı imândan çıkarır. İslâmiyetin îmânsızlık alâmeti dediği sözleri söyleyen ve işleri yapan kimsenin, kalbinde tasdîk olsa, inandığını söylese de, îmânı gider kâfir olur. İslâmiyetin tahkîrini emrettiği şeyi tâzîm, tâzîmini emrettiği şeyi tahkîr etmek, küfür yani inkâr etmek olur.