"İhtiyâcınız kadar itâat edin!"

A -
A +

İn­sân, çok şe­ye muh­tâç olan âciz bir var­lık­tır. Hiç yok iken, ön­ce bir şey ya­pa­ma­yan, ha­re­ket ede­me­yen be­bek ol­du. Bü­yü­yün­ce de, her an has­ta ol­mak, öl­mek kor­ku­sun­da­dır. Ni­hâ­yet öle­cek, çü­rü­ye­cek, top­ra­ğa ka­rı­şa­cak, hay­vân­la­ra, bö­cek­le­re gı­dâ ola­cak­tır. İdâm oda­sı­na so­kul­muş olup, idâm olu­na­ca­ğı za­mâ­nı bek­le­yen kim­se­nin, ölüm oda­sın­da çek­ti­ği sı­kın­tı­lar gi­bi dün­yâ zin­da­nın­da, her an ne za­mân azâ­ba gö­tü­rü­le­ce­ği­ni bek­le­mek­te­dir. Öle­cek, bö­cek­le­re yem ola­cak, ka­bir azâ­bı, son­ra di­ril­ti­lip kı­yâ­met sı­kın­tı­la­rı çe­ke­cek ve yap­tık­la­rı­nın he­sa­bı­nı ve­re­cek­tir. Ce­hen­nem­de son­suz yan­mak kor­ku­su için­de ya­şa­yan bir kim­se­ye, ken­di­ni be­ğen­mek, her şe­ye te­pe­den bak­mak mı yok­sa had­di­ni bi­lip al­çak gö­nül­lü ol­mak mı ya­ra­şır? İn­san­la­rın ya­ra­tı­cı­sı, ye­tiş­ti­ri­ci­si, her an teh­li­ke­ler­den ko­ru­yu­cu­su ve son­suz kud­ret sa­hi­bi olan Al­la­hü teâ­lâ; (Te­keb­bür eden­le­ri sev­mem, te­vâ­zu eden­le­ri se­ve­rim) bu­yur­mak­ta­dır. AKIL­LI KİM­SE Kİ­BİR­LEN­MEZ!.. Âciz, elin­den hiç­bir şey gel­me­yen bir in­sa­na, ki­bir­len­mek mi yok­sa te­vâ­zu et­mek mi ya­kı­şır? Ak­lı ba­şın­da olan, ken­di­ni ve Rab­bi­ni ta­nı­yan kim­se, hiç ki­bir­le­ne­bi­lir mi? İn­san, aşa­ğı­lı­ğı­nı, âciz­li­ği­ni, Rab­bi­ne kar­şı her an iz­hâr et­mek mec­bû­ri­ye­tin­de­dir. Bu­nun için, her an, her yer­de ac­zi­ni gös­ter­me­si, te­vâ­zu üze­re bu­lun­ma­sı, ibâ­det­le­ri­ni yap­ma­sı lâ­zım­dır. İn­san, âciz­li­ği­ni, muh­taç ol­du­ğu­nu id­râk ede­rek, ya­ra­ta­nı­na itâ­at et­me­li, Onun em­ret­ti­ği se­bep­le­re ya­pı­şa­rak her işi­ni Al­la­hü te­âlâ­ya ha­vâ­le et­me­li, Ona gü­ven­me­li­dir. Se­bep­le­rin te­sîr et­me­si­ni de, Al­la­hü te­âlâ­dan bil­me­li ve bek­le­me­li­dir. Bu­nun için, hiç­bir ibâ­de­ti ka­çır­ma­ma­lı ve ge­cik­tir­me­me­li­dir. Ha­dîs-i şe­rîf­te bu­yu­rul­du ki: (İn­san, ih­ti­yâç­la­rı­nı, Al­la­hü te­âlâ­ya ha­vâ­le eder­se, ih­ti­yâç­la­rı­nı ve bun­la­rı mey­da­na ge­ti­re­cek se­bep­le­ri ih­sân eder.) Cü­neyd-i Bağ­dâ­dî haz­ret­le­ri; "İh­ti­yâç­lar­dan kur­tul­ma­nın ilâ­cı, muh­tâç ol­du­ğun şe­yi terk et­mek­tir. Her ih­ti­yâ­cı­nı ve bun­la­rı hâ­sıl ede­cek se­be­bi Al­la­hü te­âlâ­dan bek­le­me­li­dir" bu­yur­muş­tur. Al­la­hü te­âlâ­ya hak­kı ile itâ­at eden ve gü­ve­nen kim­se­ye, her­kes mer­ha­met ve hiz­met eder. Yah­yâ bin Mu'âz Râ­zî haz­ret­le­ri; "Her­kes se­ni, Al­la­hı­nı sev­di­ğin ka­dar se­ver. Al­lah­dan kork­tu­ğun ka­dar, sen­den kor­kar­lar. Al­la­ha itâ­at et­ti­ğin ka­dar, sa­na itâ­at eder­ler. Al­la­hü te­âlâ­ya hiz­met et­ti­ğin ka­dar, sa­na hiz­met eder­ler. Hü­lâ­sa, her işin, Onun için ol­sun! Yok­sa, hiç­bir işi­nin fay­da­sı ol­maz. Hep ken­di­ni dü­şün­me! Al­la­hü te­âlâ­dan baş­ka, kim­se­ye gü­ven­me!" bu­yur­muş­tur. Ebû Mu­ham­med Râ­şî haz­ret­le­ri bu­yu­ru­yor ki: "Ken­din ile Al­la­hü teâ­lâ ara­sın­da en bü­yük per­de, hep ken­di men­fe­âti­ni dü­şün­mek ve ken­din gi­bi, bir âci­ze gü­ven­mek­tir. So­fî­lik, is­te­di­ğin her ye­re gi­de­bil­mek, bu­lut­la­rın göl­ge­sin­de râ­hat et­mek ve her­kes­ten hür­met gör­mek de­ğil­dir. Her hâ­lin­de, Al­la­hü te­âlâ­ya gü­ven­mek­tir." TAT­LI DİL, GÜ­LER YÜZ... Müs­lü­man, her­kes­le, dâi­mâ tat­lı söz­lü, gü­ler yüz­lü ol­ma­lı, on­lar­la za­rû­ret ka­dar, hak­la­rı­nı öde­ye­cek ka­dar gö­rüş­me­li, on­la­rın ara­sın­da bu­lun­mak, Al­la­hü te­âlâ­yı unu­ta­cak ka­dar ol­ma­ma­lı­dır. Ma­kam ve ser­vet sâ­hip­le­ri ile çok gö­rüş­me­me­li, her hâ­lin­de, sün­ne­te uy­ma­ya ve bid'at­ten sa­kın­ma­ya ça­lış­ma­lı­dır. Sı­kın­tı­lı za­mân­lar­da, Al­la­hü te­âlâ­dan ümit kes­me­me­li ve üzül­me­me­li­dir. Çün­kü İn­şi­râh sû­re­si­nin 5. âyet-i ke­rî­me­sin­de meâ­len; (Her sı­kın­tı­dan son­ra, fe­rah­lık, ko­lay­lık var­dır) bu­yu­rul­mak­ta­dır. Ne­ti­ce ola­rak in­san, her ba­kım­dan muh­tâç ola­rak ya­ra­tı­lan bir var­lık­tır ve muh­tâç ol­ma­dı­ğı bir ânı da yok­tur. Bu se­bep­le in­sa­nın; her za­man Al­la­hü te­âlâ­ya itâ­at hâ­lin­de ol­ma­sı lâ­zım­dır. Ha­dis-i kud­sî­de bu­yu­rul­du­ğu gi­bi: (Ba­na olan ih­ti­yâ­cı­nız ka­dar ba­na itâ­at edin! Ce­hen­ne­me da­ya­na­bi­le­ce­ği­niz ka­dar gü­nah iş­le­yin! Îmâ­nı­nı­zı dü­zel­tin! Dî­ni­ni­zi dü­zel­tir­se­niz ölü­mü­nüz de gü­zel olur.)