İnsan, kıymet verdikleri ile ölçülür

A -
A +

Bir insanın kıymeti, değeri, kendisinin kıymet, değer verdiği şeylerle ölçülür. Bir kimse neye değer vermişse, onu elde etmek için çalışır. Bu kimsenin bütün gayreti, çalışması hep bu yönde olur. Sadece yeme ve içmeye kıymet verenin değeri de, o kadar olur. Kim neye kıymet veriyorsa, kendi kıymetini de ortaya çıkarmış oluyor. Kutbüddîn Kâki hazreleri buyuruyor ki:

"Çok yemek yiyen, nefsinin kölesi olur. Bedeni ayakta tutacak kadar ve ibâdette kuvvetli olacak kadar yemek ile yetinmelidir. Normal ve basit giyinmeli, süsten, gösterişten uzak olmalıdır. Süslü elbiseleri gösteriş için giyen, kendini aşağılamak yolunda silâhlı bir soyguncu gibi olur. Az uyumalıdır. Değersiz ve kıymetsiz dünyâ işlerine gönül vermek şöyle dursun, bunları konuşmaktan, böyle şeylerden bahsetmekten bile çok sakınmalıdır.
Dînin emirlerini yerine getirmekte çok gayretli olmalıdır. Zîrâ gayret olmayınca, ilerlemek de olmaz. Bu yolda ilerlediğini söyleyen fakat dînin emir ve yasaklarına uymakta gevşek davranan kimse, yalancıdır."
Allahü teâlâ, her şeyi bir sebeple yaratıp, göndermektedir. Yüksek, kıymetli şeylere kavuşmak isteyen kimse, bunlara kavuşturan sebeplere yapışır, gayretini bu yöne kullanır. Cenâb-ı Hakkın rızâsına talib olan bir kimse, kötü şeylere ve nefsine tâbi olmaktan kendini korur. Abdullah bin Hubeyk hazretleri buyuruyor ki:
"Sana zarar verecek şeylerden sakın. Âhiret saâdetini harâb eden şeyler için üzül. Yarın sana fayda vermeyecek şey için sevinme!"
İnsan ne ile meşgûl olursa, gönlü ona kayar. Bunun için Din Büyükleri;
"Dünyâ işleri ile çok uğraşmakta, dünyâ işlerine gönül bağlamak korkusu vardır" buyurmuşlardır.
Ebû Bekr-i Ebherî hazretleri buyuruyor ki:
"Her sınıf insanın, ulaşmak için gayret ettiği bir gâyesi, himmeti vardır. Sâlihlerin himmeti, Allahü teâlâya isyân etmeden, Onun râzı olduğu işleri yapmaktır. Âlimlerin himmeti, sevâbın artmasına gayret etmektir. Âriflerin himmeti, kalplerinde Allahü teâlânın büyüklüğünü bulundurmak, Allahü teâlâyı hatırlamaya mâni olan şeyleri terk etmektir."
İnsan, nefsini ne kadar aşağılarsa, Allahü teâlâ indinde kıymeti o kadar yükselir. Kendine kıymet verenin, Allahü teâlâ katında kıymeti olmaz. İnsanın kıymeti, îmân ile, ilim ve edeb iledir. Nitekim;
"Şerefül insan bil ilmi vel-edeb, lâ bil mâl-ı vel haseb" buyurulmuştur ki;
"İnsanın şerefi, kıymeti, ilmi ve edebi ile ölçülür. Malı ve baba ve dedeleri ile değil" demektir.
Netice olarak insanın kıymeti; sevdiği, değer verdiği, tercih ettiği şeylerle belli olur ve kıymeti, bu değer verdikleri ile ölçülür. Her mahlûkun, kendi yaratılışı ile alâkalı olarak istekleri ve bu istekleri elde etmek için bir gayreti olur. Nefsin de gayreti, yaratılanların en cahili olması sebebi ile, kendini mahvetmek üzerinedir. Bir kimse, nefsine tâbi olursa, kadir ve kıymeti de nefsi kadar yani nefsinin kıymet verdikleri kadar olur. Bunun için insan, nefsine ve nefsinin talep ettiklerine tâbi olmayıp, isteklerini, taleplerini çok yüksek, kıymetli şeylere çevirmelidir.