İnsan, tatlı dilli, yumuşak ve yerinde konuşmayı alışkanlık haline getirmelidir. Dili tatlı olanın ve yerinde konuşanın, dostları ve itibarı çok olur. Söz, yumuşak, tatlı ve yerinde olmalıdır. Söz, ne kadar tatlı, yumuşak olursa olsun, yerinde ve zamanında söylenmezse kıymeti olmaz. Çünkü yerinde söylenmeyen bir söz, tatlı, yumuşak hatta güzel olsa da, acı ve çirkin görünür, birilerinin kalbini incitebilir, kırabilir. İmâm-ı Gazâlî hazretleri buyuruyor ki: "Yumuşak, tatlı söz, insanda gizlenmiş kin kirini temizler. Cidâl ve inâd ise, bunların zıddıdır. Cidâl ve inâd sebebiyle söylenilen kaba ve çirkin sözler, kalbi kırar, geçimi zorlaştırır, kızmaya sebep olur, göğsü daraltır." Söz, az, pürüzsüz, kusûrsuz, yerinde, zamanında olmalı ve çok şey anlatmalıdır. Peygamber efendimiz, bir söz söylediği zamân, sanki dişleri arasından nûr çıkardı. Allahü teâlânın kulları arasında ondan dahâ fasîh ve tatlı sözlü kimse görülmedi. Mübârek sözleri gâyet kolay anlaşılır, gönülleri alır ve rûhları cezbederdi. Söz söylediği zamân, kelimeleri inci gibi dizilirdi. Bir kimse saymak istese, kelimeleri saymak mümkündü. Bazan iyi anlaşılması için, söylediklerini üç kere tekrâr ederdi. Az kelime, söz ile çok şey anlatma özelliğine, cevâmi-ül-kelîm denir. Bu sebeple Peygamber efendimiz; (Bana cevâmi-ül-kelîm yani az sözle çok şey anlatma özelliği verildi) buyurmuştur. SÖZ ÖYLE OLMALI Kİ!.. Kolay, açık ve anlaşılır söz söylemeye de, fasl-ı hitâb denilmektedir. Doğru söyleyenlerin en iyisi ve kendilerine fasl-ı hitâb ve hikmet verilenlerin en üstünü de, yine Muhammed aleyhisselâmdır. Hamdûn-ı Kassâr hazretleri buyuruyor ki: "Söz öyle olmalı ki, tekrar etmeye lüzum kalmamalı, tesirini hemen göstermelidir." Mâlik bin Enes hazretleri, insanlara hayırlı ve güzel işler yapmalarını tavsiye eder ve; "Kendisine hayrı olmayan kimsenin başkasına hayrı olmaz. İnsan kendisi için hayır işlemez, kendisine iyilik yapmazsa, insanlar da ona hayır ve iyilik yapmaz" buyurarak, Peygamber efendimizin; (Kişinin mâlâyânîyi, faydasız şeyleri terk etmesi, Müslümanlığının güzelliğindendir) hadîs-i şerîfini naklederdi. Ayrıca insanların her sözünün kendisinin leh ve aleyhinde olduğunu bildirerek Peygamber efendimizin; (Bir kişi bir söz söyler de o sözden dolayı Cehennem ateşine düşeceği hatırına gelmez. Bir kimse de bir söz söyler, bu sözden dolayı Allahü teâlânın kendisini Cennet'e koyacağı aklına gelmez) hadîs-i şerîfini rivâyet ederdi. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretleri, oğluna hitaben; "Çok söz söyleme. Çok kimsenin sözünü dinlemek, kalbe nifak verir. Az söyle, halkın kötülük ve eğrilerinden aslandan kaçar gibi kaç, bir kenarda dur" buyurmuştur. Ebû Abdullah Dîneverî hazretlerine çok konuşmanın zararlarından sorulduğunda; "Çok söz, iyilikleri yer bitirir. Hattâ yer, kurutur. Tıpkı kuru arâzinin suyu yuttuğu gibi olur" buyurdu. Zekeriyyâ Ensârî hazretleri buyuruyor ki: "Kelimenin, sözün yerini, zamanını hakkıyla bilmeden, o kelimeyi, sözü kullanmayınız. Zîrâ söz, yayından çıkan bir ok gibidir. İnsandan yerinde olmayan bir söz çıkarsa, insan o söze mahkûm ve söz de insana hâkim olur." "ZAMANINDA VE YERİNDE SÖYLE!" Abdullah bin Zeyd hazretleri buyuruyor ki: "Bir sözü, anlamayacak kimseye söyleme! Çünkü o söz, ona zararlı olup, fayda vermez." Ahnef bin Kays hazretleri de; "Bir söze sabretmeyen, çok söz işitir" buyurmuştur. Netice olarak insan, kendini ve insanları sıkıntıya sokacak, üzecek, kıracak söz söylememelidir. Böyle durumlarda susmak, insan için daha iyidir. Karşısındakine güzel sözlerle hitap eden bir kimse, güzel sözlerle karşılık görür, cevap alır. Muhatabına istediğini söyleyen kimse ise, muhatabından istemediği sözleri işitmek durumunda kalır. Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerinin buyurduğu gibi: "Söz, değerli bir şeydir. Fakat zamânında ve yerinde olmalıdır. Söz söylemek, dilin gönülle, gönlün de Hak ile olduğu zaman makbûldür."