Allahü teâlâ, her çalışana çalıştığının, her iyilik yapana iyiliğinin ve her kötülük yapana da kötülüğünün karşılığını, elbette verir. Herkes istediğini yapar, yaptıklarının da karşılığını bulur. Zerre kadar iyilik veya kötülük yapana, karşılığı verilecektir. Hiç kimsenin yaptığı iyilik ve kötülük, karşılıksız kalmayacaktır. Zilzâl sûresinin 6, 7 ve 8. âyetlerinde meâlen; (O gün, insanlar amellerinin karşılığını görmek için, fırka fırka hesâp yerine giderler. Kim zerre miktârı kadar hayır işlemiş ise, onun mükâfâtını görür. Kim de zerre miktârı bir kötülük işlemiş ise, onun cezâsını görecektir) buyurulmuştur. Vehb bin Münebbih hazretlerinden rivâyetle şöyle bir hâdise nakledilmektedir: "GÖRDÜKLERİNE HAYRET ETME!" "Vaktiyle İsrâiloğullarından bir âbid, nehrin kenarındaki ibâdethânesinde ibâdet ederdi. Âbidin yakınında, bir elbise tâmir ve temizleyicisi de vardı. Bir gün belinde para kemeri bulunan bir atlı gelir, kemerini ve elbisesini çıkarır. Nehirde elbisesini yıkar ve orada kurutur. Daha sonra yıkayıp kuruttuğu elbisesini giyer, fakat para kemerini orada unutup gider. Atlı gittikten sonra oraya, bir balıkçı gelir, serpme ile balık avlamaya başlar. Bir ara atlının unuttuğu para kemerini görür ve onu alıp çekip gider. Sonra atlı gelir, para kemerini orada bulamaz. Elbise tâmir ve temizleyicisine; -Para kemerimi burada unutmuşum, sen mi aldın? diye sorar. Adam da; -Ben öyle bir şey görmedim ve almadım, cevabını verir. Orada elbise tamir ve temizleyicisinden başka kimseyi göremeyen atlı adam, verilen bu cevaba çok kızar ve kılıcını çekip elbise temizleyicisini öldürür. Âbid, ibâdet yaptığı yerden bu hâli görünce, hayretten küçük dilini yutacak gibi olur. Daha sonra kendisini toplarlayan âbid, Allahü teâlâya; "Yâ Rabbî! Para kemerini balıkçı alır, fakat elbise temizleyici öldürülür. Bunun hikmeti nedir?" diye niyâzda bulunur. Gece olur ve âbid yatağına yatıp uyur. Uykusunda bir rüyâ görür ve kendisine şöyle hitâb edilir: "Ey âbid ve sâlih kul, gündüz gördüklerinden hayrete kapılma, şüpheye düşme, Rabbinin ilmine müdâhale etme! Şunu iyi bil ki, o atlı, balıkçının babasını öldürüp malını almıştı. Para kemeri onun babasının malındandır. Elbise temizleyicisine gelince, onun sevap sâhifeleri dopdolu idi. Ancak o sâhifelerde günâh da vardı. Atlının amel defteri ise, günâhlarla dolu idi. Sevâp hânesinde tek bir sevâptan başka bir şey yoktu. Elbise temizleyicisi öldürüldüğü vakit, amel defterindeki günâh silindi, atlının amel defterindeki sevâb da silindi. Senin Rabbin dilediğini yapar, istediği şekilde hükmeder..." BİR KURUŞ HAK YİYEN!.. Şu hususu hiçbir zaman unutmamalıdır ki, bir kuruş hîle yapan, bir kuruş hak yiyen, bunun cezâsını muhakkak görecek ve çekecektir. Aynı şekilde, çok küçük bir iyilikte bulunan da, bu yaptığı iyiliğinin karşılığını mükâfat olarak görecektir. Hiç kimsenin yaptığı, yanına kâr kalmayacaktır. Enbiyâ sûresinin 47. âyet-i kerîmesinde meâlen; (Kıyâmet günü terâzî kuracağım. O gün, kimseye zulüm edilmeyecektir. Herkesin, dünyâda yapmış olduğu zerre kadar iyilik ve kötülüklerini meydâna çıkarıp, terâzîye koyacağım. Herkesin hesâbını yapmaya yetişirim) buyurulmuştur. Netice olarak, mü'min ve kâfir herkes, kıyâmette, dünyâda yapmış olduklarını görürler. İtikadı düzgün bir mü'minin, dünyâda iken tövbe etmiş ise, günâhları affolunur ve yaptığı hayırlara, iyiliklere, sevâp verilir. İnkâr edenlerin ve bid'at sâhibi olanların, dünyada yaptıkları hayırları, iyilikleri reddediler ve işledikleri kötülükler için cezâ görürler. Âhırette en büyük ve sonsuz olan cezâ, küfür yani inkârdan dolayı olur. Zira inkâr edenler ve o şekilde îmânsız olarak ölenler, Cehennemde ebediyyen, sonsuz olarak kalacaklardır. Peygamber efendimizin buyurduğu gibi: (Cebrâîl aleyhisselâm bana geldi, dedi ki: Yâ Muhammed! İstediğin gibi yaşa, muhakkak öleceksin. İstediğini sev, muhakkak ondan ayrılacaksın. İstediğini yap, muhakkak karşılığını göreceksin.)