Kibir; kişinin kendini, başkalarından büyük bilmesi, üstün görmesidir. Kibir; kötü bir huydur, harâmdır, Hâlıkını, Rabbini unutmanın alâmetidir. Hadîs-i şerîfte;(Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse Cennete giremez) buyuruldu.
İmâm-ı Gazâlî hazretleri buyuruyor ki:
"Kalb meleklere mahsûs bir evdir. Gadab, şehvet, hased, kibir gibi kötü sıfatlar, uluyan köpek gibidirler. Köpeklerin bulunduğu yere melekler girmez. Hadîs-i şerîfte; (Köpek ve resim bulunan eve melekler girmez) buyuruldu. Bu hadîs-i şerîfteki evin kalb olduğunu ve köpeğin de, kötü huylar demek olduğunu söylemiyorum. Açık manalarına inanmakla berâber, yukarıdaki manaları da ilâve ediyorum."
Vaktiyle Hikmet ehli bir zâtın huzûruna, kibirli, kendini beğenen birisi gelir. Bu zât, yanındakilere kibrin bir hastalık olduğunu, bundan kurtulmanın lüzûmunu anlatıyormuş Gelen kimse, biraz dinledikten sonra birden;
-Bende bu şekilde bir hastalık yoktur, ben kibirli değilim deyiverir. Bunun üzerine O zât buyurur ki:
-Hasta olanlar bile hastalığına inanmıyor. Hayırlı insan, hayırlı işlerle uğraşmasından anlaşılır. Devamlı tövbe etmelidir. İnsan niçin yaratıldığını bilirse, insanlara öyle muâmele eder. İdâm mahkûmunun irâdesi olmaz. Biz niçin Cenneti istiyoruz? Çünkü cenâb-ı Hakkın rızâsı oradadır. Niçin Cehennemi istemiyoruz? Zîrâ cenâb-ı Hakkın rızâsı orada olmadığı için. Din Büyüklerinin Himmetine, yardımına kibir mânidir. Hiç kimse kibirli olduğunu kabul etmiyor ve kibirli olduğumuzu söyleyen de yoktur. Cenâb-ı Hak kibriyâ, büyüklük bana mahsustur, buyuruyor. Halbuki hepimizde kibir vardır. Bende de vardır. Ama herkestekinin derecesi ayrı ayrıdır. Kibirlisin, Cehennemde yanacaksın diyoruz, bende kibir yok diyorlar. Eskiden sende kibir var diye söyleyenler vardı, şimdi söyleyen olmadığı gibi, söyleyene de inanmıyorlar. Din Büyükleriden bir zât, Ramazan-ı şerifte, bir beldeye vaâz vermeye gitmiş. Gittiği yerde, kendisini çok büyük bir kalabalık karşılamış. O ânda kalbinden;
"Sen ne büyük âlimmişsin, ne büyük insanmışsın" diye bir düşünce geçiyor yani kibirleniyor. Hemen o ânda kendini toparlıyor, heybesinden ekmeği çıkarıp halkın gözü önünde orucunu yiyor. Oraya toplanan halk;
"Vay zındık, vay kâfir" diyerek hakaret ediyorlar ve kovalıyorlar. Talebeleri köye gidip meseleyi öğreniyorlar ve hocalarına;
-Efendim biz bunun hikmetini anlayamadık, öğrenmek istiyoruz diyorlar. Hocaları;
-Büyük bir kalabalığın beni o şekilde karşılaması, kalbime kibir getirdi ve hemen orucumu bozdum. Keffâret olarak 60 gün oruç tutulur ama, kibirlinin gideceği yer Cehennemdir. Ona dayanamam diye orucu bozdum, cevabını vermiştir.
Netice olarak, kibirli insân, başkasını beğenmeyen, ucublu insân kendini beğenendir. Kibirli insân, uçurumun kenarındadır. İnsânlar arasındaki kavgaların, münâkaşaların sebebi kibirdir. Benim dediğim olacak diyen kimse, nefsinin dediğini istiyor demektir. Benim dememeli, bizim demelidir. Kalbe giden damarlar tıkanırsa, kalp ve o vücut hasta olur. Kibir de, kalbe giden yolları kapayan ve her iyiliğe mâni olan bir hastalıktır.