Ucbun yani kişinin kendisini ve yaptıklarını beğenmesinin zararları, âfetleri çoktur. Kibre, günâhları unutmaya sebep olur. Günâhlarını düşünen kimse, ibâdetlerini büyük görmez.
Ucub; kişinin yaptığı ibâdetleri, iyilikleri beğenerek, bunlarla övünmesi demektir ki, kötü huylardandır. Bir kimsenin yaptığı ibâdetlerin, iyiliklerin kıymetini bilerek, bunların elden gitmesini düşünerek korkması, üzülmesi ucub olmaz. Yâhut, bunların Allahü teâlâdan gelen ni'metler olduğunu düşünerek, sevinmek de, ucub olmaz. Bunların Allahü teâlâdan gelen ni'metler olduğunu düşünmeyerek kendi yaptığını, kazandığını sanarak sevinmek, kendini beğenmek, ucub olur. Mevlânâ Celâleddîn Rûmî hazretlerinin oğlu Sultan Behâeddîn Veled anlatır:
"Babamla bir bağa gidiyorduk. Beni bir katıra bindirdi. Kendisi, diğer talebelerle yaya gidiyordu. Ben babamın tam arkasında idim. Bir ara babam Mevlânâ hazretlerinin mübârek vücûdunu, Allahü teâlânın izniyle büyük bir nûrun kapladığını gördüm. Etrâfa güneş gibi ışık saçıyordu. Hemen hatırıma, babamın büyüklüğünü inkâr edenler geldi ve; 'Böylelerine şaşıyorum, niçin kötü düşünüyorlar?' diye bir düşünce geldi. O ânda babam geriye dönerek;
-Ey Behâeddîn! Sen babanı inkâr edenleri bırak da, kendi nefsini yola getir. Sakın ucub ve kibir hastalığına yakalanmayasın. Herkes yaya yürürken, sen binek üzerindesin. Bu kadarcık gönül yüksekliği, insanı ucba, kendini beğenmeye götürür, nefsinin ve şeytanın eline düşürür, onlara hizmet ettirir, buyurdu."
Ucbun zıddına minnet denir. Minnet; ni'mete kendi eliyle, kendi çalışmasıyla kavuşmadığını, Allahü teâlânın lutfü ve ihsânı olduğunu düşünmektir. Böyle düşünmek, ucub tehlikesi olduğu zamân farz olur. Diğer zamânlarda ise müstehabdır. Abdülkerîm Cîlî hazretleri buyuruyor ki:
"Sâlih kimseler iyi ameller işlediklerinde şeytan harekete geçer. Onlara işledikleri ameli güzel gösterir. Böylece onları ucba, kendini ve yaptıklarını beğenmişliğe sürükler. Sonunda hiçbir âlimin öğüt ve nasîhatini dinlemezler. İblis onları bu hâle getirdikten sonra; 'Başkaları sizin ibâdetinizin binde birisini yapsa kurtulur' der. Bu telkinlere kananlar, amellerini azaltırlar, istirâhat yolunu tutarlar. Kendilerini yüceltirler, başkalarını hafife alırlar. Artık bu hâlleri onları peş peşe günâha sürükler."
Netice olarak, ucbun yani kişinin kendisini ve yaptıklarını beğenmesinin zararları, âfetleri çoktur. Kibre, günâhları unutmaya sebep olur. Günâhlarını düşünen kimse, ibâdetlerini büyük görmez. İbâdet yapmanın da, Allahü teâlânın lütfu, ihsânı olduğunu düşünür. Ucub sâhibi, Allahü teâlânın mekrini ve azâbını da unutur. Başkalarından istifâde etmekten mahrûm kalır. Kimse ile meşveret edemez, kimseye danışmaz olur.