Kıymetli zaman dilimleri fırsattır

A -
A +

Mubârek geceler, İslâm dîninin kıymet verdiği gecelerdir. Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı için, bâzı gecelere kıymet vermiş, bu gecelerdeki, duâ ve tövbeleri kabûl edeceğini bildirmiştir. Kullarının çok ibâdet yapması, duâ ve tövbe etmeleri için bu geceleri sebep kılmıştır. Kıymetli geceye, kendinden sonra gelen günün ismi verilir. Önceki günü öğle namâzı vaktinden, o gecenin fecrine kadar olan zamândır. Yalnız, Arefe ve üç kurban günlerinin geceleri böyle değildir. Bu dört gece, bu günleri takîp eden gecelerdir. Bu gecelerde, kazâ namâzları kılmalı, Kur'ân-ı kerîm okumalı, duâ, tövbe etmeli, sadaka vermeli, Müslümânları sevindirmeli, bunların sevâplarını ölülere de göndermelidir. Böyle gecelere saygı göstermek, günâh işlememekle olur.

Arefe gecesi, Zil-hicce ayının dokuzuncu ve onuncu günleri arasındaki gecedir. Arefe günü bin îhlâs okumak çok sevaptır. Hadis-i şerifte;
(Arefe günü bin İhlâs okuyanın bütün günâhları affolur ve her duâsı kabûl olur. Hepsini Besmele ile okumalıdır) buyuruluyor.
Arefe, Zil-hiccenin dokuzuncu günüdür. Başka günlere Arefe denmez.
Zilhicce ayının sekizinci gününe  Terviye günü denir. Hadis-i şerifte;
(Bir Müslümân, Terviye günü oruç tutarsa ve günâh söylemezse, Allahü teâlâ, onu elbette Cennete sokar) buyuruldu.
Terviye günü, İbrâhîm aleyhisselâmın, gördüğü rüyânın, Rahmânî mi, Şeytânî mi olduğunu tefekkür etmekle, düşünmekle geçirdiği gün olarak anlatılmaktadır.
İbrâhim aleyhisselâm, daha önce bir "oğlum olursa, Allah yoluna kurban edeceğim" diye adakta bulunmuştu. İbrâhim aleyhisselâm, hazret-i Hacer ve oğlu İsmâil aleyhisselâmı ziyâret için Mekke'ye geldiği sırada, üç gün üst üste gördüğü bir rüyâ üzerine İsmâil aleyhisselâmı kurban etmek istedi. Tam kurban etmek üzereyken, Allahü teâlâ İbrâhim aleyhisselâma rüyâsına sadâkat, bağlılık gösterdiğini bildirerek kurbanlık bir koç ihsân etti. Böylece İsmâil aleyhisselâm, kurban edilmekten kurtuldu...
***
Arefe günü sabâh namâzından, bayramın dördüncü günü ikindi namâzına kadar, yirmiüç vakitte hâcıların ve hacca gitmeyenlerin, erkek kadın herkesin, cemâatle kılsın, yalnız kılsın, farz namâzda veyâ bu bayramdaki farzlardan birini, yine bu bayram günlerinden birinde kazâ edince, selâm verir vermez, Allahümme entesselâm demeden önce bir kerre;
"Allahü ekber, Allahü ekber. Lâ ilâhe illallah. Vallahü ekber, Allahü ekber ve lillahil-hamd" diyerek teşrik tekbiri okuması vâciptir.
Teşrik tekbiri, Cuma namâzlarından sonra da okunur. Bayram namâzından sonra okumak müstehaptır. Cenâze namâzından sonra okunmaz. Câmiden çıktıktan veyâ konuştuktan sonra okumak lâzım değildir.
Netice olarak, Cuma, Arefe, Bayram, Kadir, Berât, Mi'râc, Aşûre, Mevlid ve Regâib gecelerinde ibâdet etmek çok sevâptır. Rıyâd-un-nâsıhîn kitâbında deniyor ki:
"Büyük İslâm âlimi, imâm-ı Nevevî hazretleri, gecenin oniki kısmından bir kısmını, bir sâat kadar ihyâ etmek, bütün geceyi ihyâ etmek olur diyor. Yaz ve kış geceleri için hep böyledir. Fıkıh kitâplarında, sâat demek, bir miktâr zamân demektir."