İslâmiyette, zorluk güçlük yoktur. Allahü teâlâ, kullarına, yapılması ve sakınılması zor, imkânsız olan şeyler emretmemiştir. Çünkü insan, zayıf, nâzik yaratılmıştır. Zaten Peygamber efendimiz de;
(Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz!) buyurmuştur.
Ancak bu hadîs-i şerîfi, ehl-i sünnet alimleri;
"Câiz olmasa da, kolayınıza gelen şeyleri yapınız demek değildir. Bir mesele üzerinde çeşitli ictihâtlar varsa veyâ mubâh olan bir şeyi yapmakta çeşitli yollar bildirilmiş ise, bunlar arasından kolayını seçiniz, İslâmiyetin izin verdiği kolaylıkları yapınız demekir" diye açıklamışlardır.
Zaten dinde güçlük göstermeyiniz demek, kolayınıza geleni yapınız demek değildir. İslâmiyetin izin verdiği, câiz olan kolaylığı yapabilirsiniz demektir. Meselâ, hasta olduğu veyâ çok soğuk olduğu için ayakları yıkamak güç olunca, mest üzerine mesh edilir. Çünkü, İslâmiyet buna izin vermiştir. Fakat kolaylık olsun diye ayakları yıkamadan mest giyilmez. Çünkü İslâmiyet bu kolaylığa izin vermemiştir. Hasta olan, başkasının yardımı ile ve soğuk ise, suyu ısıtıp da yıkar. Mestlerini bundan sonra giyer. İslâmiyet, bu kolaylığa da izin vermiştir.
Din âlimlerinin sözlerine ehemmiyet vermeyip, fıkıh kitaplarının gösterdiği kolaylıkların dışına çıkmak, câiz değildir. İslâmiyeti, kendi aklına, kendi görüşüne göre çevirmek isteyenlere "dinde reformcu" denir. İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:
"Allahü teâlânın ni'metlerinin en kıymetlisi, bütün emirlerinde kolaylık göstermesidir. İslâmiyetin bütün isteklerinde tam kolaylık gözetilmiştir. Meselâ yirmidört sâat içinde, yalnız onyedi rekat namâz kılmayı emir buyurmuştur. Bunu kılarken de, en kolay olanı okumayı kabûl etmektedir. Ayakta kılamayanın, oturarak kılmasına izin vermiştir. Oturarak kılamayan, yatarak kılabilir.
Rükü ve secdeleri yapamayan, îmâ ile, işâret ile kılabilir demiştir. Abdest almak için su kullanamayana, toprak ile teyemmüm etmesine izin vermiştir. Zekât için de, malın yalnız kırkta birini fakîrlere ayırmıştır. Ömründe bir kerre hac etmeyi farz etmiştir. Sayılamayacak kadar çok şeyleri helâl etmiş, izin vermiştir. Yiyecek, içecek ve kumaşlardan çoğunu mubâh etmiş, pek azını harâm kılmıştır.
Zararlı olan içkiyi yasak etti ise de, buna karşılık çeşitli faydalı şerbetleri mubâh etmiştir. İpekli kumaşlardan bir kısmını erkeklere harâm etmiş ise de, buna karşılık süslü, renkli sayısız kumaşları helâl eylemiştir.
İnsâfsız, taş yürekli bir kimse, bu kadar çok kolaylığı, güç ve ağır yük görürse, kalbinin bozuk olduğunu göstermiş olur.
Birçok işler vardır ki, sağlam insanlar bunları kolay yaptığı hâlde, hasta kimselere güç gelir. Kalbin hasta, bozuk olması demek, Peygamberlerin getirdikleri bilgilere, tâm inanmaması demektir."
Netice olarak İslâmiyet, kolay olanları emrettiği gibi, herkesin hâline uygun kolaylıklar da bildirmiştir. Her emrin, bir azimet, zor olan ve bir de ruhsat kolay olan tarafı vardır. Herkes, kendi durumuna göre bunlardan birisini tercih eder. Ama kendi kolayına geldiği gibi yapamaz.