Kötü huylardan kurtulmak için

A -
A +

İnsanın sûretine, şekline Halk denir. İnsanın kalbindeki kuvvete, huya Hulk denir. Kötü ahlâk, kalbin hastalıklarındandır. Kötü huyların tedâvîleri ise güçtür. Her kötü huyun ilâcını iyi bilmek ve bu ilâçları iyi kullanmak lâzımdır. Huy, kalbdeki meleke ve kalbdeki arzû, hâl demektir. İnsanın i'tikâdı, sözleri, hareketleri, hep bu kuvvetten hâsıl olmaktadır. İnsanın istekli hareketleri, huylarının eseridir. Ahlâkı değiştirmek, kötüsünü yok edip, yerine iyisini yerleştirmek mümkündür. Hadîs-i şerîfte; (Ahlâkınızı iyileştiriniz!) buyurulmuştur. İslâmiyyet mümkün olmayan şeyi emretmez. Tecrübeler de, bunun böyle olduğunu göstermektedir. Fakat insanların, ahlâklarını değiştirmek, düzeltmek kabiliyetleri aynı değildir. Kendinde kötü huy bulunan bir kimse, önce buna yakalanmanın sebebini araştırmalı, bu sebebi yok etmeye, bunun zıddını yapmaya çalışmalıdır. Kötü huydan kurtulmak, bunun zıddını yapmak için çok uğraşmak lâzımdır. Çünkü insanın, alıştığı şeyden kurtulması çok zordur. Zira kötü şeyler, nefse tatlı gelir. İnsan, kötü bir şey yapınca, hemen arkasından nefsine güç gelen şeyleri yapmayı âdet edinmesi, kötü huydan kurtulmak için faydalı bir ilâçtır. Meselâ, bir kötülük yaparsam, şu kadar sadaka vereceğim veyâ oruç tutacağım, gece namâzları kılacağım diye yemîn etmelidir. Nefis, bu güç şeyleri yapmamak için, onlara sebep olan kötü âdetini yapmaz. Kötü ahlâkın zararlarını okumak, işitmek de, bu kötü huylardan kurtulmak için faydalı ilâçlardandır. Peygamber efendimiz; (Her günâhın tövbesi vardır. Kötü ahlâkın tövbesi olmaz. İnsan, kötü huyunun tövbesini yapmayıp, dahâ kötüsünü yapar) buyurmuşlardır. "BAHÇE SENİN İSE MİLLET BENİM!" Vaktiyle gönül ehli bir zât, talebelerine, kötü huyla alâkalı şöyle bir hâdise nakleder: Kötü huylu birinin bir bahçesi varmış. Bahçesinin kenarlarına, insanlara zarar versin diye dikenler dikmiş. Zamanla dikenler büyümüş, bahçenin dışına taşmış. İnsanlar da geçecek başka yer olmadığından, oradan geçiyorlar ve her taraflarına dikenler batıyormuş. Nihayet dayanamayıp, bahçe sahibine; -Efendim, biz bu dikenler sebebiyle buradan geçemiyoruz. Ne olur bu dikenleri kesseniz demişler. Fakat bahçe sahibi; -Size ne oluyor, bahçe benim, istediğimi ekerim, dikerim diye ters bir cevap vermiş. İnsanlar da, o bölgenin âmiri olan Emirine gitmişler ve olanları anlatıp, bahçe sahibinden şikâyette bulunmuşlar. Şikâyet üzerine, Emir, bahçe sahibini çağırmış ve; -İnsanlar rahatsız oluyorlar, dikenleri kes, temizle diye emir vermiş ise de, adam; -Bahçe benim, kimse karışamaz cevabını vermiş. Bunun üzerine oranın Emiri; -Bahçe senin ise, millet de benim diyerek adamın hapse atılmasını emretmiş. Bahçe sahibi işin ciddiyetini anlayıp; -Beni Emirin huzûrun çıkarın diye yalvarmaya başlar ve görevliler de onu tekrar Emirin yanına çıkarırlar. Adam; -Efendim, siz haklısınız, ben yanlış yaptım, izin verin gidip o dikenleri temizleyeyim demiş ve doğru bahçesine gitmiş. Fakat dikenler o kadar büyümüş ve kök salmış ki, temizlemek mümkün değil. Çünkü bu dikenlerin kök salmadan önce temizlenmesi lâzım imiş. Fakat adamcağız, işin ucunda hapiste yatmak tehlikesi olduğundan, çaresizlik içinde temizleme işine başlamış. Kartlaşmış ve kök salmış dikenleri kesmeye, temizlemeye çalışırken dikenlerin üzerine düşmüş ve çeşitli yerlerine batan dikenler sebebiyle de adam ölmüş. Bu hâdiseyi anlatan zât buyuruyor ki: "Kötü ahlâkı bu kadar kök salan bir kimse, ne yazık ki o kötü huyu ile beraber ölür. Peki ne yapması gerekirdi? Tedâvi olması, o dikenleri aşılaması gerekirdi. Eğer o diken köklerine aşı yapsa idi, diken yerine, o kökler üzerinde güller açabilirdi." Netice olarak, kötü huydan kurtulmak, tedâvi olabilmek, dikenlere gül aşılayabilmek için, mutlaka hakiki bir âlime, rehbere gitmek lâzımdır. Hakiki bir âlim ve rehber bulunamazsa, böyle âlimlerin kitaplarına müracaat etmeli, bu kitapları okumalıdır.