"Namaz, mü'minin mi'râcıdır"

A -
A +

Namaz, dünyâdan âhırete yükselten bir merdiven gibidir. Namâzda sanki dünyâdan çıkıp, âhırete gidilir ve âhırette kavuşulacak olan şeylerden haz, zevk alınır...
İmândan sonra, en kıymetli ibâdet, namazdır. İmân gibi, onun da güzelliği, kendindendir. Başka ibâdetlerin güzelliği ise, kendilerinden değildir. Peygamber efendimiz rahatını, huzurunu, namaz kılmakta bilirdi. Hadîs-i şerîfte; (Allah ile kul arasındaki perdeler, ancak namazda kaldırılır) buyuruldu.
İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki: "Namaz, bütün ibâdetleri kendisinde toplamıştır. İslâmın beşte bir parçası ise de, bu toplayıcılığından dolayı, yalnız başına, Müslümânlık demek olmuştur. İnsanı Allahü teâlânın sevgisine kavuşturacak işlerin birincisi olmuştur. Âlemlerin efendisine Mi'râc gecesi, Cennette nasîb olan rü'yet şerefi, dünyaya indikten sonra, dünyanın hâline uygun olarak kendisine yalnız namazda müyesser olmuştur. Bunun içindir ki; (Namaz mü'minlerin mi'râcıdır) buyurmuştur. Onun yolunda, tâm izinde giden büyüklere, o rü'yet devletinden, bu dünyada büyük pay, namazda olmaktadır. Namaz, üzüntülü rûhlara lezzet vericidir. Namaz, hastaların, rahat vericisidir. Rûhun gıdâsı, kalbin şifâsı namazdır. (Ey Bilâl, beni ferâhlandır!) diye ezân okumasını emir buyuran hadîs-i şerîf, bunu göstermekte, (Namâz, kalbimin neşesi, gözümün bebeğidir) hadîs-i şerîfi, bu arzûya işâret etmektedir. Namazın hakîkatini anlamış olan bir kimse, namaza durunca, sanki, bu dünyâdan çıkıp âhıret hayâtına girer ve âhırete mahsûs olan ni'metlerden bir şeylere kavuşur. Bu ni'met, yalnız bu ümmete mahsûstur."
Hazret-i Alî, namaza durduğu zaman, bütün âlem altüst olsa, hiç haberi olmazdı. Bir harpte, mübârek ayağına ok saplanmış ve okun demir kısmı kemiğe girmişti. Bunu çıkartmak için, kendisinin bayıltılması gerektiği söylenince; "Bayıltamaya gerek yok, ben namaza durduktan sonra çıkarırsınız" cevabını vermiştir. Nitekim kendisi namaza durunca, cerrâh, o demir parçasını çıkartır ve yarayı sarar. Hazret-i Alî; "Ben o demir parçasını çıkardığınızı hissetmedim" buyurur...
Muhammed Ma'sûm hazretleri; "Namaz, dînin direğidir, mü'minin mi'râcıdır. O hâlde, onu iyi kılmaya gayret etmelidir" buyurmuştur.
Netice olarak namaz, mü'minin mi'râcıdır. Yani namaz, dünyâdan âhırete yükselten bir merdiven gibidir. Namâzda sanki dünyâdan çıkıp, âhırete gidilir ve âhırette kavuşulacak olan şeylerden haz, zevk alınır. Mi'râc gecesinde Peygamber efendimize ihsân olunan ni'metler, bu dünyâda, Onun ümmetine yalnız namâzda tattırılmaktadır. Emredilen farz ibâdetlerin en üstünü, en yükseği namâzdır. Peygamber efendimizin buyurduğu gibi:
(Namâz, mü'minin mi'râcıdır.)