Nefis üstünlük hülyâsından kurtulmadıkça...

A -
A +

 İnsanın birçok istekleri, bedeninden ve tabîat kanunlarından ileri gelmektedir. İnsan hayatta oldukça, bu isteklerden kurtulamaz. Sıcak olunca, beden serinlemek ister. Soğukta da, ısınmak duygusu hâsıl olur. Bedenin, yaşayabilmek için lâzım olan ihtiyâçları istemesi, kulluğa ters düşmez. Bu istekler, nefsin istekleri değildir, nefisle ilgileri yoktur. Tabiat kanunlarından hâsıl olan istekleri, yasak edilmemiştir. Bunları istemek, nefse uymak olmaz. Bu istekleri yapmak mubâhtır. Çünkü nefis, ya mubâhların fazlasını ister yâhut, şüpheli ve harâm şeyleri ister. Yaşamak için Zarûrî lâzım olan şeylerin de nefisle ilgileri yoktur. Halbuki nefsin her isteği, Allahü teâlânın yasak ettiği şeylerdir. Her işi, sâhibi olan ve bütün iyiliklerin sâhibi bulunan Allahü teâlâya karşı gelmektir. Hep, kendi can düşmanı olan şeytâna uymaktadır. İmâm-ı Rabbânî hazretleri, bir talebesine hitaben yazdıkları mektupta buyuruyorlar ki:


ORTAKLIĞA DA RAZI OLMAZ!
"Memûrlarınız arasında, fitne koparmak, fesât çıkarmak isteyen, bozuk rûhlu kimseler bulunduğundan şikâyet ediyorsunuz. Kıymetli yavrum! İnsanların nefs-i emmâresi mevki almak, başa geçmek sevdâsındadır. Onun bütün arzûsu, şef olmak, herkesin, kendisine boyun bükmesidir. Kendinin kimseye muhtâç olmasını, başkasının emri altına girmesini istemez. Nefsin bu arzûları, ilah olmak, mâbûd olmak, herkesin kendine tapınmasını istemek demektir. Allahü teâlâya şerîk, ortak olmayı istemektir. Hattâ nefis, o kadar alçaktır ki, ortaklığa râzı olmayıp, âmir, hâkim, yalnız kendi olsun, her şey, yalnız onun emri ile olsun ister. Hadîs-i kudsîde, Allahü teâlâ buyuruyor ki:
(Nefsine düşmanlık et! Çünkü nefsin, benim düşmanımdır.)
Demek oluyor ki, nefsi kuvvetlendirmek, onun, mal, mevki, rütbe, herkesin üstünde olmak, herkesi aşağı görmek gibi isteklerini yapmak, Allahü teâlânın bu düşmanına yardım ve onu kuvvetlendirmek olur ki, bunun ne kadar fecî, korkunç bir suç olduğunu anlamalıdır. Allahü teâlâ, hadîs-i kudsîde buyuruyor ki:
(Büyüklük, üstünlük, bana mahsûstur. Bu ikisinde, bana ortak olmak isteyen, büyük düşmanımdır. Hiç acımadan, onu Cehennem ateşine atarım.)
Görülüyor ki, mal, mevki, rütbe, şeflik gibi dünyâ zînetlerini, nefse uyarak değil, Allahü teâlânın emirlerini yapmak, yaptırmak ve millete, Müslümânlara hizmet etmek için istemelidir. Bu niyet ile istemek ve bunları yapmak ibâdet olur.
Allahü teâlânın dünyâya düşman olması, dünyânın bu kadar alçak olması, nefsi, isteklerine kavuşturduğu, nefsi kuvvetlendirdiği içindir. Allahü teâlânın düşmanı olan nefse yardım eden de, elbette Allahın düşmanı olur.
Peygamber efendimiz, fakîrlikle öğünmüştür. Çünkü fakîrlik, nefsin isteklerini yaptırmaz, onu dinlemez, burnunu kırar. Peygamberlerin gönderilmesi ve İslâmiyetin emirleri, yasakları, hep, nefsi kırmak, ezmek içindir. Onun taşkınca isteklerini önlemek içindir. İslâmiyete uyuldukça, nefsin istekleri azalır. Bunun içindir ki, İslâmiyetin bir emrini yapmak, nefsin isteklerini yok etmekte, kendi düşüncesi ile yapılan binlerle senelik riyâzet ve mücâhededen dahâ kuvvetli tesir etmektedir. Riyâzet, nefsin isteklerini yapmamak, mücâhede, nefisle uğraşmaktır, nefsin istemediği şeyleri yapmaktır. 
Nefis, yoldan çıkıp, inâda başlarsa, kelime-i tevhidi söyleyerek îmânı tâzelemelidir. Peygamber efendimiz;
(Lâ ilâhe illallah diyerek îmânınızı yenileyiniz!) buyurdu. Bunu her zamân söylemek lâzımdır."

ÖLÜM GELMEDEN!..
Netice olarak nefis, şehveti ve gadabı aşırı çalıştırdığı için, buna uymak insana tatlı gelir. İslâmiyete uymak ise, bu arzûları frenlediği, sınırlandırdığı için, insana acı, zor gelmektedir. Bunun için insan, İslâmiyete uymak istemez. Nefse uymak ister. Saâdete kavuşmak istemez, felâkete sürüklenmek ister. Bu sebeple nefis temizlenmedikçe ve şeflik, üstünlük hülyâsından kurtulmadıkça, felâketten kurtulmak imkânsızdır. Herkesin sonsuz ölüme gitmeden önce, nefsini bu hastalıklardan kurtarmayı düşünmesi lâzımdır. Din Büyükleri, kelime-i tevhidin; insanın içindeki ve dışındaki, bütün yalancı mâbûdları koğduğu için, nefsi temizlemekte, en faydalı, en tesirli ilâç olduğunu bildirmişlerdir.