Bir kimsenin, nimetlerin Allahü teâlâdan geldiğini düşünmeyerek kendi yaptığını, kendi kazandığını sanarak sevinmesine, kendini beğenmesine, ucub denir. Ucub, kendini beğenmek, kötü huylardandır. Resûlullah efendimiz; (İnsanı felâkete sürükleyen şeyler üçtür: Hasîslik, nefse uymak, kendini beğenmek) buyurmuşlardır. İmâm-ı Gazâlî hazretleri buyurdu ki: "Allahü teâlânın insana yardımına mâni olan perdelerin en kötüsü, ucub yani ayıblarını görmeyip, ibâdetlerini beğenmektir. Îsâ aleyhisselâm, havârilerine hitaben; (Ey havârîler! Rüzgâr, çok ışıkları söndürmüştür. Ucub da, çok ibâdetleri söndürmüş, sevâblarını yok etmiştir) buyurmuştur." Bâyezîd-i Bistâmî hazretleri buyuruyor ki: "Günahlara bir defâ, tâatlere ise bin defâ tövbe etmek lâzımdır. Yaptığı ibâdet ve tâatlere bakıp kendini beğenmek, o ibâdeti yapmamak günahından bin kat daha fenâdır." "İBÂDET YAPINCA NEFSİM KABARIYOR!" İmâm-ı Rabbânî hazretleri, bir talebesine hitaben buyuruyor ki: "Soruyorsunuz ki, riyâzet yapınca, ibâdet yapınca, nefsim kabarıyor. Benim gibi sâlih, iyi kimse yoktur sanıyor. İslâmiyyete ters düşen bir şey yapınca da kendimi muhtâç, âciz sanıyorum. Bunun ilâcı nedir diyorsunuz. İkinci olarak bildirdiğiniz ihtiyâç ve âciz olmak, pişmânlıktan ileri gelir ki, çok büyük ni'mettir. Allah korusun, eğer günâh işledikten sonra, pişmân olunmazsa ve hele günâh işlemek tatlı gelirse, günâha ısrâr etmek, dadanmak olur. Pişmânlık, tövbenin bir parçasıdır. Küçük günâha ısrar etmek, büyük günâh olur. Büyük günâha ısrâr etmek, insanı küfre götürür. Sizin bu ikinci hâliniz, büyük ni'mettir. Buna şükrediniz ki, pişmânlığınız çoğalsın ve İslâmiyyete uymayan işlerden sizi korusun. İbrâhîm sûresi 7. âyetinde meâlen, (Şükrederseniz, ni'metimi arttırırım!) buyuruldu. Nefsinizin birinci hâli, ucub, yani ibâdet yaptığı için kendini beğenmek egoizmdir. Ucub, korkunç bir zehirdir, öldürücü bir hastalık olup, ibâdetleri ve iyilikleri yok eder. Ateşin odunu yakması gibidir. Bunun ilâcı, iyi işlerini kusûrlu görmeli, bunlardaki gizli çirkinlikleri düşünmeli, böylece, kendinin ve ibâdetlerinin kusûrlu, bozuk olduğunu anlamalıdır. Hattâ, onları beğenilmeyecek, kovulacak bir hâlde bulmalıdır. Bir hadîs-i şerîfte, (Kur'ân-ı kerîm okuyan çok kimse vardır ki, Kur'ân-ı kerîm bunlara lânet eder) buyuruldu. Başka bir hadîs-i şerîfte, (Oruç tutan çok kimse vardır ki, onların orucu, yalnız açlık ve susuzluk çekmek olur) buyuruldu. İnsan, ibâdetinin, iyiliğinin çirkin tarafı olmadığını sanmamalıdır. Biraz incelenirse, Allahü teâlânın yardımıyla hepsini çirkin bulur. Güzelliğin kokusunu bile duymaz. Böyle kimsede ucub hâsıl olabilir mi, nefis kendini beğenebilir mi? Bir kimse, amellerini, ibâdetlerini kusûrlu görünce, bunların kıymeti artar, kabûl edilmeye lâyık olurlar. İyiliklerinizi böyle görmeye ve ucub, egoizm hâsıl olmamasına çalışınız. Yoksa sonu çok kötü olur." ŞEYTANIN BİR HÎLESİ!.. Şeytan, kişinin yaptığı ibâdetlere mâni olamayacağını anlayınca, insana ucub yani ibâdetlerini beğenmek vesvesesi verir. "Senin gibi akıllı, uyanık kimse var mı? Bu zamânda, herkes gaflet uykusunda iken, sen ibâdet yapıyorsun" der. Buna karşılık, "Bu akıl ve uyanıklık, benden değildir, Rabbimin ihsânıdır. Onun ihsânı olmasa, ibâdet yapamam" demelidir. Nefis, inkârdan kurtulup, Allahü teâlânın kazâ ve kaderinden râzı olursa, Allahü teâlâ da, ondan râzı olur. Böylece kendini anlar, büyüklük, kendini beğenmek hastalığından kurtulur. Netice olarak, kendini ve yaptıklarını beğenen, gelen nimetleri kendinden bilen bir kimse, kibirli olur, işlediği günâhları unutur ve günahlarına tövbe edemez hâle gelir. Kendini beğenen, nimetleri kendinden bilen kimse, Allahü teâlâyı ve Onun azâbını unutur, başkalarından istifâde etmekten mahrûm kalır ve hiç kimse ile meşveret edemez, kimseye danışmaz. Seyyid Tâhâ-i Hakkârî hazretlerinin buyurduğu gibi: "Amellerinizi ucub yani kendini beğenmek, ibâdeti kendinden bilmek ile örtüp yok etmeyiniz."