"Ey nefsim! Ecel sana yaklaşmakta, Cennet ve Cehennemden biri, seni beklemektedir. Ecelinin, bugün gelmeyeceği ne mâlûm? Bugün gelmezse, bir gün elbette gelecek..."
Herkesin ömrünü Allahü teâlâ ezelde takdîr etmiştir. Ecel gelince, Azrâil aleyhisselâm, insanı nerede olursa olsun bulur. Harpten kaçmak, insanı ölümden kurtarmaz, ömrü uzatmaz. Düşman karşısında kalmak da, insanı öldürmez, yok etmez. Ecel, ileri ve geri gitmez. İnsanın ömrü değişmez...
Ecel gelince, insanı uyandıracaklar ama o zamânki pişmânlık işe yaramayacak, rezîl olmaktan başka, ele bir şey geçmeyecektir. Dünyâya gelen herkese ölüm yaklaşıyor. Âhıretin çeşit çeşit azâbları, insanları bekliyor. İnsan öldüğü zamân, kıyâmeti kopmuş demektir. Ölüm uyandırmadan ve iş işten geçmeden önce uyanmalı, Allahü teâlânın emirlerini ve yasaklarını öğrenip, şu birkaç günlük ömrü, bunlara uygun geçirmeli, âhıretin azâblarından kurtulmaya çalışmalıdır. Tahrîm sûresinin 6. âyetinde meâlen; (Ey îmân edenler, kendinizi ve çoluk çocuğunuzu öyle bir ateşten koruyun ki, onun tutuşturucusu insanlarla taşlardır) buyuruldu.
Her insanın, Azrâîl aleyhisselâmın gelip cânını zorla alacağı, ecel arslanı pençesini takacağı, can verme acılarının başına geleceği, şeytânın, îmânını çalmak için kasdedeceği, dostlarının, vah vah öldü, siz sağ olun, diye evlâdına tâziye edecekleri vakti düşünmesi lâzımdır. İmâm-ı rabbânî hazretleri buyuruyor ki: "Ömür, her ân geçmekte, ecel ise yaklaşmaktadır. Kazanç zamânı geçip gidiyor. Her geçen an, ömrümüzü azaltmakta, ecel zamânını yaklaştırmaktadır. Bugün aklımızı başımıza toplamazsak, yarın âh etmekten ve pişmânlıktan başka elimize bir şey geçmez. Bu birkaç günlük sağlık zamânında, İslâmiyete uygun yaşamaya çalışmalıyız! Ancak böylece kurtulmamız umulur. Dünyâ hayâtı, iş yapacak zamândır. Keyif yapacak, eğlenecek zamân ileride gelmektedir. Orada yani âhırette, dünyâda yapılan işlerin karşılığı ele geçecektir. İş zamânını eğlence ile geçirmek, çiftçinin tohum ekmemesi ve mahsûl almaması gibidir."
Netice olarak, İmâm-ı Gazâlî hazretlerinin, nefsine, aslında hepimize hitaben buyurduğu gibi:
"Ey nefsim! Ecel sana yaklaşmakta, Cennet ve Cehennemden biri, seni beklemektedir. Ecelinin, bugün gelmeyeceği ne mâlûm? Bugün gelmezse, bir gün elbette gelecek. Başına gelecek şeyi, geldi bil! Çünkü ölüm, kimseye vakit tâyin etmemiş, gece veyâ gündüz, çabuk yâhut geç, yazın veyâ kışın gelirim dememiştir. Herkese ânsızın gelir ve hiç ummadığı zamânda gelir. İşte ona hâzırlanmadın ise, bundan dahâ büyük ahmaklık olur mu?"