"Öyle bir yolculuğa çıkacaksınız ki..."

A -
A +

İmân ile küfür birbirlerine zıt olduğu gibi, âhiret de, dünyânın zıddıdır. Dünyâ ve âhiret bir araya getirilemez. Âhireti kazanmak için, dünyâyı yani harâmları terk etmek lâzımdır. Ölümden önce olan her şeye dünyâ denir. Bunlardan, ölümden sonra faydası olanlar, dünyâdan sayılmaz, âhiretten sayılırlar. Çünkü dünyâ, âhiret için tarladır. Âhirete yaramayan dünyâlıklar, zararlıdır. Harâmlar, günâhlar ve mubâhların fazlası böyledir. Dünyâda olanlar İslâmiyete uygun kullanılırsa, âhirete faydalı olurlar. Hem dünyâ lezzetine, hem de âhiret ni'metlerine kavuşulur. Dünyâ sevgisi âhirete hâzırlanmaya mâni olur. Çünkü kalb, onu düşünmekle, Allahı unutur. Beden, onu elde etmeye uğraşarak ibâdet yapamaz olur. Dünyâ ile âhiret, doğu ile batı gibidir ki, birine yaklaşan, ötekinden uzak olur. Bir kimse, ibâdetini yapmaz ve geçiminde, kazancında Allahü teâlânın emrlerini ve yasaklarını gözetmezse, dünyâya düşkün olmuş olur. Allahü teâlâ herkesin kalbini bundan soğutur. Bunu kimse sevmez. Dünyânın geçici, âhiretin ise sonsuz olduğuna inanan bir kimse, kendisine verilen ömrü yani vakitleri, Allahü teâlânın zikri ile mâmûr eder. Cenâb-ı Hakkın râzı olduğu, beğendiği şeyleri yapmak için çok çalışr, karanlık geceleri ağlamakla ve istiğfâr etmekle aydınlatır. Âhiret azığını, bu kısa zamânda hazırlar. Hadis-i şerifte; (Âhıretin sonsuz olduğuna inanan kimsenin, bu dünyâya sarılması, çok şaşılacak şeydir) buyurulmuştur. Hazret-i Ebû Bekir de; "Bir kimsenin azıksız kabre girmesi, gemisiz denize girmesi gibidir" buyurmuştur. ALTIN NASÎHATLER!.. Süfyân-ı Sevrî hazretleri şöyle nakleder: "Ebû Zer Gıfârî hazretleri bir gün Kâbe'de ayağa kalkıp; -Ey kardeşlerim geliniz toplanınız, bu kardeşinizin nasihâtlerini dinleyiniz, diye selenir. Bunun üzerine insanlar yanına gelip, etrâfına halka olurlar ve Onu dinlemeye başlarler. Ebû Zer Gıfârî hazretleri onlara hitaben; -Sizden biriniz bir yolculuğa çıkarken hazırlık yapıp azığını yanına alır değil mi? Gideceği yere sağ sâlim varmak için tedbirler alır değil mi? diye suâl eder. Onlar da; -Evet cevabını verince Ebû Zer Gıfârî hazretleri şöyle devam eder: -Siz öyle bir yolculuğa çıkacaksınız ki, bu yolculuk çok zor ve çok uzundur. Bu yolculuk âhiret yolculuğudur. Bu çetin yolculukta size lâzım olacak ve sizi kurtaracak olan azığı hazırlayınız! Dinleyenler; -O azık nedir? diye suâl edince, şöyle cevap verirler: -Kabrin azâbından ve dehşetinden kurtulmak için gecenin karanlığında namaz kılınız. Mahşer günü güneşin şiddetli sıcağından kurtulmak için oruç tutunuz. Kıyâmet gününün çetin zorluklarından kurtulmak için mallarınızdan zekât, sadaka veriniz. Haccı yapınız. Hayır söyleyip, kötü sözlerden sakınınız. Kıyâmette her sözünüzden hesaba çekilirsiniz. Dünyayı, âhireti kazanacak bir yer olarak değerlendiriniz. Helâl olan şeyleri arayınız. Mallarınızı üçe ayırıp, bir kısmı ile çoluk çocuğunuza helâl yiyecek temin ediniz, bir kısmını sadaka olarak veriniz, diğer kısmını da size faydalı olan şeylere harcayınız. Bunları söyledikten sonra da; -Ey insanlar peşinden yetişilmeyen bir hırs sizi mahvediyor buyurur." BİRBİRİNİN ZIDDI!.. Dünyânın ömrü, âhiretin uzunluğu yanında, deniz yanında bir damla kadar bile değildir. Âhiret, sonsuz kalmak için ve sonsuz kalacak şekilde yaratıldı. Sonsuz kalacak şey ile çabuk yok olacak şey arasında ne kadar fark varsa, dünyâ ile âhiret yapısı ve işleri arasında da o kadar fark vardır. Dünyâ ile âhıret, birbirinin zıddı, tersidir. Birini sevindirmek, ötekinin gücenmesine sebep olur. Netice olarak kötülenen dünyâ, Allahü teâlânın râzı olmadığı, âhireti yıkıcı yerlerde kullanılan şeyler demektir. Kendini ve Rabbini unutup, lezzetlerine, şehvetlerine düşkün olanlar, yolda hayvanının süsü ile, palanı ile, otu ile uğraşıp, arkadaşlarından geri kalan yolcuya benzer. Çölde yalnız kalıp, helâk olur. İnsan da, ne için yaratılmış olduğunu unutup, dünyâ zînetlerine aldanır, âhiret hâzırlığı yapmazsa, ebedî felâkete sürüklenir. Hadis-i şerifte buyurulduğu gibi: (Dünyâ sizin için yaratıldı. Siz de âhiret için yaratıldınız! Âhirette ise, Cennetten ve Cehennem ateşinden başka yer yoktur.)