Peygamber efendimizin şefâati

A -
A +

Peygamber efendimize, ümmetinin yaptığı ameller, ibâdetler, sabâh-akşam gösterilir ve bunları yapanları da görür. Günâh işleyenlerin affolması için duâ eder. Peygamber efendimizin kabrini ziyâret etmek, Müslüman kadınlara da müstehâbdır. Kadınların başka kabirleri ise, yalnız tenhâ zamânlarda ziyâret etmeleri câizdir. Allahü teâlâ, Resûlullah efendimiz diri iken olduğu gibi, vefâtından sonra da, dünyânın her yerinde ve her zamân Ona tevessül edenlerin yani Onun hâtırı ve hürmeti için isteyenlerin duâsını, kabûl eder. Bir kimse, Peygamber efendimizin kabrinin yanına gelip; "Yâ Rabbî! Köle âzâd etmeyi emrettin. Bu senin Peygamberindir. Ben de senin kölelerinden biriyim. Peygamberinin hâtırı için, Beni Cehennem ateşinden âzâd et!" diye duâ etti. O kimse bu şekilde duâ edince bir anda; (Ey kulum! Niçin yalnız kendinin âzâd olmasını istedin? Bütün kullarımın âzâd olmalarını niçin istemedin? Haydi git! Seni Cehennemden âzâd ettim) sesi işitildi. "BENİ, ELİ BOŞ ÇEVİRME" Evliyânın meşhûrlarından Hâtim-i Esam hazretleri, Resûlullah efendimizin kabrinin yanında durup; "Yâ Rabbî! Peygamberinin kabrini ziyâret ettim. Beni, eli boş olarak çevirme!" diye yalvardı, duâ etti. O anda; (Ey kulum! Habîbimin kabrini ziyâret etmeni kabûl ettim. Seni ve seninle berâber ziyâret edenleri mağfiret ettim) sesi işitildi. İmâm-ı Ahmed Kastalânî hazretleri; "Birkaç sene hastalık çektim. Doktorlar çâresini bulamadı. Mekke'de bir gece Resûlullah efendimize çok yalvardım. O gece rüyâda bir kimse gördüm. Elindeki kâğıtta; 'Burada Ahmed Kastalânînin hastalığı için, Resûlullahın izni ile ilâcı yazılmıştır' yazısını okudum. Uyandığım zaman hastalığımın kalmadığını gördüm, iyileşmiştim" diye buyurmuştur. Mahşer günü, kabrinden ilk önce Resûlullah efendimiz kalkacaktır. Üzerinde Cennet elbisesi bulunacaktır. Burak isimli bir hayvan üzerinde mahşer yerine gidecektir. Peygamber efendimizin elinde livâ-ül-hamd denilen bayrak olacaktır. Peygamberler dahil bütün insanlar bu bayrağın altında duracaktır. Mahşer halkı, beklemekten çok sıkılacaklardır. Önce Âdem aleyhisselâma, sonra Nûh aleyhisselâma, sonra İbrâhîm aleyhisselâma, Mûsâ aleyhisselâma ve Îsâ aleyhisselâma gidip, hesâbın başlanması için şefâat etmelerini dileyeceklerdir. Her Peygamber, birer özür bildirerek, Allahü teâlâdan utandıklarını söyleyecekler ve şefâat edemeyeceklerdir. Son olarak insanlar, Resûlullah efendimize gelip yalvaracaklardır. Peygamber efendimiz secde edip, duâ edecek ve şefâati kabûl olacaktır. Mahşer günü, önce Muhammed aleyhisselâmın ümmetinin hesâbı görülecek, sırâttan geçecek ve Cennete gireceklerdir. Resûlullah efendimizin kızı hazret-i Fâtıma, sırât köprüsünden geçerken; (Herkes gözlerini kapasın! Muhammed aleyhisselâmın kızı geliyor) denecektir. ALTI YERDE ŞEFÂAT... Resûlullah efendimiz, altı yerde şefâat edecektir: Birincisi, Makâm-ı Mahmûd denilen şefâati ile, bütün insanları mahşerde beklemek azâbından kurtaracaktır. İkincisi, Resûlullah efendimiz şefâati ile, çok kimseyi hesâpsız Cennete sokacaktır. Üçüncüsü, azâb çekmesi lâzım olan mü'minleri azâbdan kurtaracaktır. Dördüncüsü, imân ile ölüp günâhı çok olan mü'minleri Cehennemden çıkaracaktır. Beşincisi, sevâbı ve günâhı eşit olup, A'râf denilen yerde bekleyen mü'minlerin Cennete gitmelerine şefâat edecektir. Altıncı olarak Peygamber efendimiz, Cennette olanların derecelerinin yükselmesi için şefâat edeceklerdir. Netice olarak, Peygamber efendimizin şefâat ile hesâptan kurtardığı yetmiş bin kimsenin her birinin şefâatleri ile de, yetmişer bin kişi hesâpsız Cennete gireceklerdir. Bu fazilet, üstünlük de, yalnız Peygamber efendimize mahsustur. Allahü teala, hadîs-i kudsîde; (Sen olmasaydın, hiçbir şeyi yaratmazdım) buyurarak, Resûlullah efendimizin üstünlüğünü bildirmektedir.