"Bir kimse, bir günah işler, sonra pişmân olursa, bu pişmanlığı, günahına keffaret olur. Yani, affına sebep olur."
Cevap: Hazret-i Ali'nin, hazret-i Ebu Bekir'den işiterek naklettiği hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Günah işleyen biri, pişman olur, abdest alıp namaz kılar ve günahı için istiğfar ederse, Allahü teâlâ, o günahı elbette affeder. Çünkü, Allahü teâlâ, Nisâ sûresi yüzdokuzuncu âyetinde: Biri günah işler veya kendine zulmeder, sonra pişman olup, Allahü teâlâya istiğfar ederse, Allahü teâlâyı çok merhametli, af ve mağfiret edici bulur, buyurmaktadır.)
Konu ile ilgili diğer hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Bir kimse, bir günah işler, sonra pişmân olursa, bu pişmanlığı, günahına keffaret olur. Yani, affına sebep olur.)
(Günahı olan kimse, istiğfar ve tövbe eder, sonra bu günahı tekrar yapar, sonra yine istiğfar söyler, tövbe eder. Üçüncüye yine yapar ve yine tövbe ederse, dördüncü olarak yapınca, büyük günah yazılır.)
Peygamber efendimiz bir hadis-i şeriflerinde de;
“Oğlum, tövbeyi yarına bırakma! Çünkü, ölüm ansızın gelip yakalar” buyurdu. İmâm-ı Mücâhid hazretleri buyuruyor ki:
Abdullah ibni Mubarek hazretleri de buyurdu ki:
“Haram olarak ele geçen bir kuruşu, sahibine geri vermek, yüz kuruş sadaka vermekten daha sevaptır.” Âlimlerimiz buyuruyor ki:
“Haksız alınan bir kuruşu sahibine geri vermek, kabul olan altıyüz hacdan daha sevaptır.”
Sual: Bir kimsenin iman etmesi için belli şeyleri yapması, yerine getirmesi gibi belli şartlar var mıdır?
Cevap: İman etmek, çok kolaydır. İman etmek için, bir yere para vermek, mal vermek, zor bir iş yapmak, birisinden izin almak gibi, hiçbir şey yapmak lazım değildir. Hatta, imanlı olduğunu kimseye bildirmek, belli etmek bile lazım değildir. İman, altı şeyi öğrenip, bunlara kalbinden inanmak demektir. İman eden, Allahü teâlânın emirlerine teslim olur. Yani seve seve bu emirleri yapar. Böylece, Müslüman olur. Kısacası, her Mümin Müslümandır. Her Müslüman da, mümindir.