"Senden isteyip de verdiğin..."

A -
A +

 Allahü teâlânın sevdiklerini araya koyarak, onların hâtırı ve hürmeti ile duâ etmenin câiz olduğu, hadîs-i şerîflerde bildirildiği hâlde, bazı itikâdı bozuk kimseler;

"Peygamberlerin ve Evliyânın rûhlarından şefâ'at isteyen, bunların mezârını ziyâret edip, bunları vesîle ederek duâ eden kâfir olur" diyorlar.
Halbuki Peygamber efendimizin, Medîne'deki Bakî Kabristânı'nı ve Uhud şehîtlerini ziyâret etmeye gittiği, kabirdekilere selâm verdiği ve onlarla konuştuğu, kitâplarda  yazılıdır. Peygamber efendimiz duâ ederken;
(Allahümme innî es-elüke bi-hakkıssâilîne aleyke) yani;
(Yâ Rabbî! Senden isteyip de verdiğin kimselerin hâtırı için Senden istiyorum!) der ve böyle duâ ediniz buyururdu. 
Hazret-i Alî'nin annesi Fâtıma binti Esed vefât ettiğinde, Resûlullah efendimiz  kendi mübârek elleri ile, mezâra koyunca;
(Yâ Rabbî! Annem Fâtıma binti Esed'i mağfiret eyle, günâhlarını affeyle! İçinde bulunduğu yeri genişlet! Peygamberinin hakkı için ve benden önce gelmiş, Peygamberlerin hepsinin hakkı için bu duâmı kabûl et! Sen, merhametlilerin en merhametlisisin) diye duâ etmişlerdir. 

"ÖLDÜKTEN SONRA DA!.."
Câmi'ul-ezher ulemâsından şeyh Alî Mahfûz, El-ibdâ kitâbında;
"Evliyâyı kirâm öldükten sonra, dünyâ işlerinde tasarruf ederler demek, meselâ hastaları iyi eder, boğulacakları kurtarır, düşman karşısında olana yardım eder ve kaybolan şeylere kavuşturur demek, doğru değildir. Fakat Allahü teâlâ, evliyâsı arasından dilediklerine, sağ iken ve öldükden sonra, ikrâm ederek, onların kerâmeti ile hastayı iyi eder, boğulmak üzere olanı kurtarır, düşman karşısında olana yardım eder, kaybolan şeyi buldurur. Böyle olmasını akıl kabûl eder. Kur'ân-ı kerîm de bunları haber veriyor" demektedir.
Hadîkat-ün-nediyye kitâbında diyor ki:
"Mü'minler, uykuda olduğu gibi, öldükten sonra da mü'mindir. Peygamberler de, uykuda olduğu gibi, öldükten sonra da Peygamberdirler. Çünkü mü'min olan ve Peygamber olan, rûhdur. İnsan ölünce, rûhu değişmez. Böyle olduğu imâm-ı Abdullah Nesefî'nin Umdet-ül akâid kitâbında yazılıdır. Bunun gibi, evliyânın da, uykuda iken olduğu gibi, öldükten sonra da evliyâlıkları gitmez. Buna inanmayan câhildir, inâtçıdır. Evliyânın öldükten sonra da kerâmet sâhibi olduklarını, ayrı bir kitâbımda isbât ettim."
Muhammed Hâdimî hazretleri Berîka kitâbında diyor ki:
"Evliyânın kerâmet göstermesi, haktır, doğrudur. Velî, Allahü teâlâya ve sıfatlarına, mümkün olduğu kadar ârif olan Müslümân demektir. Tâ'atleri, ibâdetleri çok yapar. Günâhlardan ve nefsine, şehvetlerine uymaktan çok sakınır. Allahü teâlânın, âdetinin ve fen kanûnlarının dışında olarak yarattığı şeylere Hârik-ul'âde şeyler denir. Hârik-ul'âde şeyler, sekizdir ve bunlardan birisi de kerâmettir. Kerâmet, müttekî, ârif-i billah olan bir mü'minin elinde hâsıl olan hârik-ul'âde şey demektir. Bu kimse velîdir. Peygamber değildir. Mu'tezile fırkasında olanlar kerâmetlerin hepsini inkâr ettiler ve mu'cize ile karışır, Peygambere inanmak güç olur dediler. Hâlbuki, bir velîden, kerâmet görülünce, kendisinin Peygamber olduğunu söylemez. Kerâmetini göstermek istemez. Peygamberler ve velîler öldükten sonra da, bunlar vâsıtası ile Allahü teâlâya yalvarmak câizdir. Böyle duâ etmeye, tevessül ve istigâse etmek denir. Çünkü bunlar ölünce, mu'cizeleri ve kerâmetleri devâm eder."
Mâlikî mezhebinin büyüklerinden Alî Echûrî hazretleri;
"Velî, dünyâda iken, kınındaki kılıç gibidir. Ölünce, kınından çıkan kılıç gibi olup, tasarrufu, tesîri kuvvetlenir" buyurmaktadır.

"BUNLARIN HÜRMETİNE..."
Netice olarak, Resûlullah efendimizi hayâtta iken de, vefâtından sonra da, vesîle ederek duâ etmek sahîhdir ve câizdir. Bunun gibi, evliyâyı ve sâlihleri vesîle ederek duâ etmenin câiz olduğunu hadîs-i şerîfler göstermektedir. İmâm-ı Gazâlî hazretleri;
"Diri iken tevessül olunan, vesile edilen, feyiz alınan kimseye, öldükten sonra da tevessül olunarak feyiz alınır" buyuruyor.
Peygamberler ve velîler öldükten sonra da, bunlar vâsıtası ile, bunların hatırı ve hürmetine diyerek Allahü teâlâya yalvarmak câizdir. Böyle duâ etmeye, Tevessül, vesile ve istigâse etmek denir. Çünkü bunlar ölünce, mu'cizeleri ve kerâmetleri devâm eder.