"Senin ilâcın ancak budur"

A -
A +
İnsan, bir rehber olmadan karanlıkta doğru yolu bulamaz, iyiyi, kötüyü birbirinden ayıramaz ve olgunlaşamaz. Zaten Kur'ân-ı kerîmde, İsrâ sûresinin 15. âyetinde de meâlen;
(Biz, Peygamber göndererek bildirmeden önce azâb yapıcı değiliz) buyurulmaktadır.
Allahü teâlâ, kullarına verdiği akıl ve düşünme kuvvetinin nasıl kullanılacağını onlara öğretmek, kendi birliğini onlara tanıtmak, iyi işleri fenâ, zararlı işlerden ayırmak için, dünyâya Peygamberler ve bu Peygamberlerin vârisi olan âlim ve evliyâyı göndermiştir. İmâm-ı Gazâlî hazretleri buyuruyor ki:
"Her Müslümân, terbiye edici bir üstada, bir rehbere muhtâçtır. Üstâd onu terbiye ederek, kötü huylardan kurtarır. Bunların yerine iyi huyları yerleştirir. Terbiye etmek, çiftçinin tarladaki dikenleri, zararlı otları temizleyerek ektiği tohumların kuvvetli, iyi olmasına çalışması gibidir. Allahü teâlâ, kullarına doğru yolu göstermek için, Peygamber gönderdi. Peygamber vefât edince, Ona vekîl olarak evliyâyı yarattı. Yetişmiş ve yetiştirebilen bir rehber, mesleğinde mütehassıs bir doktor gibidir. İnsanın yetişmesi için ne lâzım olursa, ona göre muâmele eder. Kimisine sert, kimisine de yumuşak muâmele eder."
İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:
"Tasavvuf yolunda ilerlemek için, kâmil ve mükemmil, yolu bilen bir rehberin, rehberlik etmesi lâzımdır. Böyle hakîkî bir rehber bulmak, çok büyük ni'mettir. Ona istidadına, kâbiliyetine uygun olan bir vazîfe verir. Onun hâline uygun gördüğünü emreder. Rehberin sohbeti ve teveccühü, diğer vazîfelerden daha faydalıdır"
Bâyezîd-i Bistâmî hazretlerine bir gün bir kimse gelip;
-Efendim! Ben otuz senedir, gündüzleri oruç tutup, geceleri namaz kılıyorum. Ama, kendimde hiçbir ilerleme göremiyorum. Halbuki îtikâdım da düzgündür, dedi. Bâyezîd-i Bistâmî hazretleri;
-Sen bu hâlde üç yüz sene daha devam etsen bir şeye kavuşamazsın. Çünkü nefs engelin var buyurur. O kimse;
-Efendim! Bunun bir çâresi yok mu? diye sorar. Bâyezîd-i Bistâmî hazretleri;
-Var ama sen kabûl etmezsin buyurur. O kimse ısrâr edip;
-Aman efendim, lütfen bildiriniz ve beni talebeliğe kabûl ediniz. Ne emrederseniz yaparım der. Bâyezîd-i Bistâmî hazretleri buyurur ki:
-Öyle ise şimdi evine git. Bu kıymetli elbiseleri çıkarıp, âdî ve eski bir elbise giy. Boynuna bir torba asıp içine ceviz doldur. Seni en iyi tanıyanların bulundukları sokağa git. Çocukları başına topla;
"Bana bir tokat vurana bir ceviz, iki tokat vurana iki ceviz veriyorum" de. O kimse bunları duyunca;
-Sübhânallah, ben bunları yapamam. Bana başka bir şey emretseniz deyince, Bâyezîd-i Bistâmî hazretleri;
-Senin ilâcın ancak budur ve biz de baştan; sen bunları kabûl etmezsin! diye söylemiştik. Yolumuzun esâsı nefsi terbiye etmektir buyurur.
Netice olarak insan, her zaman bir rehbere muhtaçtır. Peygamberler ve onların vârisleri, insanları yetiştiren, terbiye eden, ahlâklarını güzelleştiren, kalb, rûh hastalıklarının ilâcını sunan rehberlerdir. İnsanların çoğu, nefislerinin esîridir ve rûhları da hastadır. Bunları tedâvî edecek de, Muhammed aleyhisselâmın getirdiği dindir.