Allahü teâlânın kullarına olan ihsânları ve teklîfleri herkese eşit değildir. Bâzı mü'min kullarına zenginlik verir, ona hac yapmasını emreder, bâzılarına da fakîrlik verip, onlara hac yapmasını emretmez. Kimine, güç, kuvvet ve sıhhat verip, oruç tutmasını emreder, kuvveti ve sıhhati müsâit olmıyanların da sonra tutmalarına izin verir. Kimi kullarına nisâp miktârı mal ihsân edip, zekât vermelerini ve fakîr olan akrabâlarının nafakalarına yardım etmelerini emreder. Kimi kullarına da fakîrlik verip, zekât almaya müstehak kılar. Bütün bunlar Allahü teâlânın adâlet-i ilâhiyyesine uygundur. Kimi kullarına çok ihsân eder, onlar da ni'mete şükredip, şükredenler derecesine kavuşurlar. Kimi kullarına da, az ihsân eder, onlar da sabrederler ve sabredenler derecesine ulaşırlar. Allahü teâlâ, hiç bir kulunun amelini zâyi etmez.
Eshâb-ı kirâmdan Ebû Sa'îd-il Hudrî hazretleri şöyle nakleder:
"Biz muhâcirlerin fakîrleri ile oturuyorduk. Bâzılarının elbiseleri üzerlerini örtemediği için, birbirlerini siper ederlerdi. Birisi de Kur'ân-ı kerîm okuyordu. O sırada Resûlullah efendimiz gelip, yanımızda durdu. Kur'ân-ı kerîm okuyan da sustu. Resûlullah efendimiz selâm verdi ve;
-Siz ne yapıyorsunuz diye süal etti. Biz de;
-Kur'ân-ı kerîm okunuyordu, onu dinliyorduk dedik. Bunun üzerine buyurdu ki:
-Allahü teâlâya hamd olsun ki, ümmetimden sâlihler, fakîrler ve kendine yakın kıldığı bir zümre yarattı. Onları kendine çok yakın kılması sebebiyle bana onlarla birlikte bulunmaya sabretmemi emir etti. Nitekim Kehf sûresinin 28. âyetinde meâlen;
(Sabâh akşam Rablerinin rızâsını dileyerek, Ona yalvaranlarla berâber sen de sabret. Dünyâ hayâtının güzelliklerini isteyerek, gözlerini o kimselerden ayırma. Bizi anmaktan gâfil kıldığımız ve işinde aşırı giderek hevesine uyan kimseye uyma) buyurdu."
İNSANI ÖLDÜRMEZ
Şecâ'atin, kahramanlığın temeli, Allahü teâlânın takdîrine râzı olmak, Ona tevekkül etmek, Ona güvenmektir. Harpten kaçmak, insanı ölümden kurtarmaz, ömrü uzatmaz. Düşman karşısında kalmak da, insanı öldürmez, yok etmez. Ecel, ileri ve geri gitmez. İnsanın ömrü değişmez. Çok olur ki, kaçmak ölüme sebeb olur. Düşmana karşı dayanmak da, zafere ve selâmete kavuşturur. Peygamber efendimiz;
(Sabreyliyen, belâdan kurtulur) buyurmuştur.
Mâlını, mevkisini kaybettiği için veyâ düşman eline esîr düştüğü için intihâr edenlerde, şecâ'at değil, korkaklık vardır. Şecâ'at sâhibi olan dertlere, belâlara göğüs gerer, dayanır, sabreder. Allahü teâlâ hadîs-i kudsîde;
(Ey Âdem oğulları! Bir kimse benim kazâma râzı olmaz ve benim tarafımdan gelen belâlara sabretmez, verdiğim ni'metlerime şükretmez, ihsân ettiğim dünyâ ni'metlerine kanâat etmezse, başka bir Rab arasın. Ey Âdem oğlu! Bir kimse benim belâma sabrederse, benden râzı olmuş olur, yanî rubûbiyyetimi tasdîk etmiş olur) buyurdu.
Ahmed Rıfâî hazretlerine, sâlih, iyi bir kul nasıl olur? diye sorulunca, cevaben buyurur ki:
"Sâlih müslümanlar, Allahü teâlânın hükmüne boyun eğerler, gelen şiddet ve belâlara sabrederler, aza kanâat ederler. Allahü teâlâdan başkasından korkmazlar ve kimseden bir şey beklemezler. Ancak Allahü teâlâdan isterler. İnsana, yüksek makamları veren, aşağı düşüren azîz ve zelîl edenin Allahü teâlâ olduğunu bilirler. Sâlih müslümanlar, Peygamber efendimizin sünnetine tam uyarlar. Onların korkusu, son nefes içindir. Onlar, az konuşurlar. Öfkelerini tutarlar, şehvetlerini yenerler. Nefislerinin arzûlarını yapmazlar. Allahü teâlâyı unutturacak bütün engelleri ortadan kaldırarak, hep Onunla berâber olmaya bakarlar. Böylece nefislerini alçaltıp, rûhlarını yükseltirler.
NEFSE ZOR GELEN
Nefse, Allahü teâlânın kazâ ve kaderine rızâ göstermek kadar zor gelen bir şey yoktur. Çünkü kadere râzı olmak, Allahü teâlânın hükmüne boyun eğmek, nefsin isteklerine zıttır. Nefis bunları istemez. Saâdete kavuşmak, nefsin rızâsını terk edip, Allahü teâlânın rızâsına koşmakla mümkündür. Saâdete kavuşanlara müjdeler olsun."
Netice olarak Ahmed bin Hanbel hazretlerinin buyurduğu gibi:
"Her şey için bir kerem, bir asâlet, bir cömertlik vardır. Kalbin keremi ise, Hâlıktan, Yaratandan râzı olmak, kadere rızâ göstermektir."